

Katade, Mücahid ve başkalarından nakledildiğine göre ayette sözü edilenler, sabah oluncaya kadar teheccüd namazı kılmadan uyumazlardı. Allah'ın bir ciheti olduğunu kabul edenler bu hadisi delil getirerek "bu yön yukarısıdır" demişler, çoğunluk İse bunu reddetmiştir. Çünkü bu görüşü kabul etmek, Allah'ın bir yeri kapladığı sonucuna götürür ki Allah bundan münezzehtir.
Bu hadisteki "inme"nin ne anlama geldiği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür: Bazıları bunu ilk anda anlaşıldığı anlama yormuştur. Bazıları bu konudaki hadislerin sahih olduğunu inkar etmiştir. Haricîler ve Mutezile bu görüştedir. Onlar hakka karşı kibirle nenlerdir. Bazıları Allah'ın keyfiyetten ve başka bir şeye benzemekten münezzeh olduğunu kabul ederek bu ifadeye hadiste yer aldığı şekliyle mücmel olarak iman etmiştir. İlk dönem alimlerinin çoğunluğu böyledir. Beyhakî ve diğer alimler bu görüşü dört İmam ile birlikte, Süfyan-ı Sevrî, Süfyan Ibn Uyeyne, Hammad İbn Seleme, Hammad Ibn ibrahim, el-Evzaî, el-Leys ve diğer alimlerden nakletmiştir.
Bazıları yorumda aşırıya giderek neredeyse tahrife varmıştır. Beyhakî şöyle der: Bu konuda en doğru yol, keyfiyetini araştırmaksızın buna iman etmek, bununla ne kasdedîldiği konusunda konuşmamaktır. Ancak Nebi'den bu konu ile İlgili bir haber gelmişse bu durumda Rasulullah'tan gelen anlam esas alınır. Bu konuda geniş açıklama Tevhid bölümünde gelecektir. [ 7494. hadis.] Ibnü'l-Arabî ise şöyle der: Bid'at mezheplerine mensup kimseler bu hadisleri reddetmişler, selef bunları yorumlamadan kabul etmiş, bazıları ise yorumlamışlardır. Ben de bu son görüşteyim.
Zührî'den gelen rivayetler, Allah'ın sözünün dua, istemek ve istiğfarı içerdiği konusunda birleşmektedir. Üçü arasındaki fark şudur: İstenen şey ya zarar veren şeyin defi yani zararı uzaklaştırmak, yahut faydalı şeyin elde edilmesidir. Bu faydalı ve zararlı şeyler de ya dinî ya da dünyevîdir. İstiğfarda ilkine işaret vardır. Allah'tan istemede İkincisine işaret vardır.
Duada ise üçüncüsüne İşaret vardır. Said'İn Ebu Hüreyre'nin rivayetine "Tevbe eden yok mu tevbesini kabul edeyim" ilavesi vardır. Ebu Cafer'in Ebu Hüreyre'den gelen rivayetine "Benden nzık isteyen yok mu ona rızık vereyim, zararının giderilmesini isteyen yok mu ondan uğradığı zararı gidereyim" ifadesi eklenmektedir. Ümmü Sabiyye'nin azatlısı Ata Ebu Hüreyre'nin rivayetine şunları eklemiştir: "iyileşmeyi isteyen hasta yok mu ona şifa vereyim"
Bunlarda ifade edilenlerin tümü önceki hadisin kapsamına dahildir. Bu hadis itaate teşvik etmekte ve itaat için verilecek büyük sevaba işaret etmektedir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Gecenin sonunda namaz kılmak, başında namaz kılmaktan daha faziletlidir. 2- Vitir namazını geciktirmek, gecenin başında kılmaktan daha faziletlidir. Ancak bu, geceleyin kalkabileceğini düşünenler içindir.
3- Gecenin sonu dua ve istiğfar için daha faziletlidir. Yüce Allah'ın "seher vakitlerinde istiğfar ederler" ifadesi de bunu göstermektedir. Zira bu vakitte yapılan dua makbuldür. Dua eden bazı kimselerin dualarının gerçekleşmemesi buna aykırı düşmemektedir. Çünkü duanın gerçekleşmemesinin sebebi duanın şartlarında bir eksikliğin bulunması ihtimalidir. Örneğin yiyecek, içecek ve giyecek konusunda haramdan kaçınmama yahut dua edenin aceleci davranması yahut da duada günah bir şeyin, akraba ile ilişkiyi kesmenin yer alması gibi hususlar duanın kabulüne engeldir. Ya da icabet gerçekleşmekle birlikte kulun istediği şey, kulun maslahatı veya Allah'ın dilediği bir nedenle geciktirilebilir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.