

İbn Battal şöyle demiştir: Allah, Peygamberi'nin dili ile uykusundan, Rabbinin birliğini dile getirmek, mülkün ona ait olduğunu kabul etmek, nimetler için hamd etmek suretiyle nimetlerini itiraf etmek, tesbih etmek suretiyle O'nu kendisine yakışmayan şeylerden tenzih etmek, tekbir getirerek O'na boyun eğmek, güç ve kudretten aciz olduğunu ancak Allah'ın yardımıyla bunlara sahip olabileceğini söyleyerek gücü O'na teslim etmek suretiyle uyanan kimsenin dua ettiği zaman duasını kabul edeceğini, namaz kıldığında namazının kabul edileceğini vaad etmiştir.
Kendisine bu hadisin ulaştığı kimsenin bununla amel etmeyi bir ganimet bilmesi, Yüce Rabbi için niyetini halis kılması uygun olur. İbnü'l-Müneyyir el-Haşiye isimli eserinde şöyle demiştir: Hadiste namazın kabul edilmesinden bahsedildiği halde Buharî'nin konu başlığına "namazın fazileti" ibaresini koymasının sebebi şudur: Namaz ister başkasından daha faziletli olsun ister olmasın, namazın kabul edilmesi onun sahih olmasının gereğidir. Çünkü bu durumda namazın kabul edilmesi konusundaki ümit diğer konumlardan daha fazladır. Böyle olmasaydı, Nebi'in (s.a.v.) sözünün anlamı olmazdı. Ümidin yakınlığı sebebiyle bu vakit diğerlerinden ayrılmış ve bunun için fazilet sabit olmuştur. Görüldüğü kadarıyla burada kabul ile "namazın sahih olması"ndan öte bir anlam kasdedilmektedir.
Davûdî de bu konuda özetle şunları söylemiştir: Allah, yaptığı iyiliğini kabul ettiği kimseye azap etmez. Çünkü O işlerin sonunu bilir, bir şeyi önce kabul edip sonra iptal etmez. Kişinin ameli iptal olunmaktan emin olunca kişi de azaptan emin olur. Bu sebeple Hasan-ı Basrî şöyle demiştir: 'Allah'ın benim bir tek secdemi kabul ettiğini bilmeyi ne kadar çok isterdim".
Buharî'nin ravîlerinden Ebû Abdullah el-Firebrî şöyle demiştir: Bu hadiste geçen zikri geceleri uyandığımda okudum sonra uyudum. Rüyamda birisi gelerek bana şu ayeti okudu: "Onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye layık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.[Hacc 24] İbn Battal şöyle demiştir: Ebu Hureyre'nin "bir kardeşiniz batıl söz söylemez" sözü, güzel sözün övüldüğü gibi güzel şiirin de övüleceğini göstermektedir.
EBVABU’T-TEHECCUD EK SAYFA – 597-2 باب: المداومة على ركعتي الفجر. 22. Sabahın İki Rekat Sünnetine Devam Etmek حدثنا عبد الله بن يزيد: حدثنا سعيد، هو ابن أبي أيوب، قال: حدثني جعفر بن ربيعة، عن عراك بن مالك، عن أبي سلمة، عن عائشة رضي الله عنها قالت: صلى النبي صلى الله عليه وسلم العشاء، ثم صلى ثماني ركعات، وركعتين جالسا، وركعتين بين النداءين، ولم يكن يدعهما أبدا. Bu konu yolculukta ve hazarda sabah namazının iki rekatlık sünnetine devam etme ile ilgilidir.
Sabah namazının iki rekatının vacip olduğunu söyleyenler, bu hadisi delil getirmişlerdir. Bu görüş Hasan-ı Basrî'den rivayet edilmiş olup, İbn Ebî Şeybe tarafından şu şekilde rivayet edilmiştir: "Hasan, sabah namazından önce iki rekat namazı vacip görürdü". باب: الضجعة على الشق الأيمن بعد ركعتي الفجر. 23. Sabah Namazının İki Rekatından Sonra Sağ Yanına Uzanmak حدثنا عبد الله بن يزيد: حدثنا سعيد بن أبي أيوب قال: حدثني أبو الأسود، عن عروة بن الزبير، عن عائشة رضي الله عنها قالت: كان النبي صلى الله عليه وسلم إذا صلى ركعتي الفجر اضطجع على شقه الأيمن.
Bunun hikmeti hakkında şu söylenmiştir: Kalp insanın sol yanındadır. Sol yanına yatsaydı, bunda rahatlık daha fazla olduğu İçin uykuya dalabilirdi. Sağ yana yatmak böyle değildir. Bu yatışta kalp havada askıda durur, dolayısıyla kişi uykuya dalmaz. Hadis, yatmanın sağ taraf üzerine tamamlanacağını göstermektedir. İbn Ebî Şeybe'nin rivayet ettiğine göre İbn Mes'ud'un bu uzanmayı reddetmesi ve İbrahim en-Nahaî'nin buna şeytanın yatması adını vermesine gelince, bu onlara bu konuda haberin ulaşmadığına yorulur. İbn Mesud'un sözü, onun bunu vacip görmeyi reddettiğini göstermektedir. Nitekim sözünün sonunda şöyle demiştir: "Kişi selam verdiğinde (namazın sünneti ile farzının arasını) ayırmış olur", İbn Ömer'den bunun bid'at olduğuna dair rivayet de bu şekilde yorumlanır. O bu görüşünde tek kalmış ve hatta onun yatan kimseyi uyandırmayı emrettiği rivayet edilmiştir. İbn Ebî Şeybe Hasan'ın bu yatmayı sevmediğini rivayet etmiştir. Bu konudaki tercihe şayan görüş bunun (namazın sünneti ile farzını ayırt etmek için) meşru olduğudur.
باب: من تحدث بعد ركعتين ولم يضطجع. 24. Sabah Namazının İki Rekatından Sonra Yatmayıp Konuşan Kişi حدثنا بشر بن الحكم: حدثنا سفيان قال: حدثني سالم أبو النضر، عن أبي سلمة، عن عائشة رضي الله عنها: أن النبي صلى الله عليه وسلم كان إذا صلى: فإن كنت مستيقظة حدثني، وإلا اضطجع حتى يؤذن بالصلاة. Buharî bu konu başlığı ile Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna devam etmediğine işaret etmiştir. İmamlar bunun vacip (farz) olmadığına da bu şekilde delil getirmişlerdir. Bu konuda Ebu Davud ve diğerlerinin kitaplarındaki Ebu Hüreyre hadisinde yer alan emri de müstehaplığa yormuşlardır.
Sabah namazının sünnetinden sonra uzanmanın yararı dinlenmek, sabah namazı için daha dinç olmaktır. Buna göre sabah namazının sünnetinden sonra uzanmak yalnızca teheccüd namazına kalkan için müstehabtır. İbnü'l-Arabî böyle söylemiştir. Bir görüşe göre bunun yararı sabahın iki rek'at sünneti ile farzının arasını ayırmaktır. Bu, yalnızca uzanmaya özgü değildir. Bu sebeple Şafiî "sabahın sünneti İle farzının arasını ayırmak yürüme, konuşma vb.
fiillerle de yerine getirilir". demiştir. Bunu Beyhakî nakletmiştir. Nevevî şöyle der: Ebu Hüreyre hadisinden ilk anlaşılan anlam esas alınarak bunun sünnet olduğu görüşü tercih edilir. Hadisi rivayet eden Ebu Hureyre ise şöyle demiştir: "Mescide yürümek suretiyle sünnet ile farzın arasını ayırmak yeterli değildir." ibn Hazm ifrat’a kaçarak sabah namazının sünnetinden sonra uzanmanın herkese farz olduğunu söylemiş ve bunu sabah namazının sıhhat şartlarından kabul etmiştir. Kendisinden sonra gelen alimler onun bu görüşünü reddetmişlerdir.
Seleften bazı alimler bunun mescit değil evde müstehap olduğu görüşünü kabul etmiştir. Bu görüş İbn Ömer'den rivayet edilmektedir. Bazı hocalarımızın "Nebi'in (s.a.v.) bunu mescitte yaptığı rivayet edilmemiştir" İfadeleri de bunu desteklemektedir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.