

Namazın ikinci rekatında oturmaksızın ayağa kalkmanın hükmünde farklı yorumlar yapılmıştır. Şafiîler bunun tümünün sünnet olduğunu söylerken, Malikiler'e göre namazda fazlalık değil, noksanlık sebebiyle sehiv secdesi gereklidir. Hanbelîler'e göre namazın rükünleri dışındaki vaciplerinin terk edilmesi halinde sehiv secdesi gerekir, kavlî sünnetlerin terki için ise sehiv secdesi gerekmez. Yine namaza kasten bîr fiil veya söz eklemek namazı bozar.
Hanefîler'e göre bunların tümü vaciptir. Onların delili İbn Mes'ud'un rivayet ettiği "Sonra iki kere secde etti" hadisidir. Bunun benzeri Müslim'in Ebu Said'den rivayet ettiği hadiste de vardır. Emir, vücup (gereklilik) bildirir. Bu, Nebi'in (s.a.v.) fiili’de de Sabit olmuştur. Neb’in (s.a.v.) namazdaki fiilleri beyana hamledilir. Vacip bir şeyin beyan edilmesi de vaciptir. Nitekim Nebi (s.a.v.) "Benim nasıl namaz kıldığımı görüyorsanız o şekilde namaz kılınız" buyurmuştur.
Bu hadis, selamın namazdan olmadığını, bir kimsenin (teşehhüd miktarı) oturduktan sonra selam vermeden önce abdestini bozmaso halinde namazının tamamlandığını iddia eden kimselerin aleyhine delil olarak getirilmiştir. Ki sahabe ve tabiinden bir kısmı bu görüşte olup, Ebu Hanife de bunu benimsemiştir. Bu görüş şu açıdan eleştirilmiştir: Selam namazı bitirmek maksadıyla olursa, namaz kılan kişi selam verme noktasına geldiğinde namazını bitirmiş gibi olur.
Hadiste sehiv secdesinin meşru olduğu yer almaktadır. Sehiv secdesi iki secdeden ibarettir. Kişi yanılarak bir secde yapsa bir şey gerekmez, kasten yaparsa namazı batıl olur. Çünkü o, meşru kılınmış bir secdeyi kasten terketmiştir. Diğer secdeler için tekbir alındığı gibi sehiv secdesi için de tekbir alınır. Bu hadis namazda olduğu gibi sehiv secdesinde de tekbirin meşru olduğuna ve bunun açıktan (sesli olarak) söyleneceğine, ikisinin arasını ayırmak için arada oturulacağına delil olarak getirilmiştir.
Bu hadis, sehiv secdesinin selamdan önce olduğunu göstermektedir. Hadiste sehiv secdelerinin tümünün böyle olduğuna dair delil yoktur. Evet bu hadis, sehiv secdelerinin tümünün selamdan sonra olduğunu kabul eden Hanefîler gibi kimselerin aleyhine bir delil teşkil eder. Sehiv secdesi yalnızca yanlışlık yapma durumuna özgüdür. Bir kimse sehiv secdesi ile telafi edilebilecek bir şeyi kasten terk etse bunun için secde yapmaz. Bu, çoğunluğun görüşüdür. Gazalî ve Şafiîler'den bazıları bunu tercih etmişlerdir.
İmam namazda hata yaptığında, imama uyan kişi hata yapmamış olsa bile imamla birlikte sehiv secdesi yapar. İbn Hazm bu konuda icma bulunduğunu nakletmektedir. Sehiv secdesi selamdan önce yapılırsa, ondan sonra teşehhüd yapılmaz. Buharî az ileride bunu konu başlığı olarak da belirtmiştir. İlk teşehhüd farz değildir. Namazda yanlışlıkla ilk oturuşu yapmayıp ayağa kalkan kişi bunu sonradan hatırlasa geriye dönmez. Nitekim sahabe Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem böyle yaptığında "sübhanallah" diye uyarmışlar, o ise geri dönmemiştir. Çoğunluğun aksine İmam Şafiî'ye göre, namaz kılan kişi diğer rükne geçtikten sonra geri dönecek olsa namazı bozulur.
Peygamberlerin, hüküm koymaya konu olan meselelerde yanılmaları ve unutmaları mümkündür. Sehiv secdesi namazın sonunda yapılır. Kişi yanlışlıkla teşehhüdden önce sehiv secdesi yapsa, son oturuşu farz kabul eden çoğunluğa göre bu kişi tekrar sehiv secdesi yapar. EBVABU-SEHV EK SAYFA – 615-2 باب: إذا صلى خمسا. 2. (Dört Rekatlık Namazı) Beş Rekat Kılmak حدثنا أبو الوليد: حدثنا شعبة، عن الحكم، عن إبراهيم، عن علقمة، عن عبد الله رضي الله عنه: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم صلى الظهر خمسا، فقيل له: أزيد في الصلاة؟ فقال: (وما ذاك) قال: صليت خمسا، فسجد سجدتين بعد ما سلم.
’DAN SONRA’DA HADİSLER VAR Buharî'ye göre namaz kılan kişinin yanılmasının namazın rükünlerini eksik veya fazla yapmasına ait hükümlerin farklı olduğu söylenmiştir. Eksik yapma durumunda, önceki konuda olduğu gibi selamdan önce sehiv secdesi yapar. Fazla yapma durumunda ise selamdan sonra sehiv secdesi yapar. İmam Malik ve Şafiîler'den de el-Müzenî ve Ebû Sevr de ikisini ayırmışlardır.
Nevevî "Bu konudaki en güçlü görüş İmam Malik'in sonra da Ahmed'indİr" derken, başkaları ise "Aksine Ahmed'in yolu daha güçlüdür. Çünkü o, bu konu ile ilgili bütün hadisleri kullanmaktadır. Hakkında hadis bulunmayan durumda da selamdan önce secde yapar. Bu konuda Nebi'den Sallallahu Aleyhi ve Sellem hadis rivayet edilmemiş olsaydı sehiv secdelerinin tümünün selamdan önce yapılmasını kabul ederdim. Çünkü bu namaza ait bir fiildir, bu sebeple kişi bunu selamdan önce yapar" demektedir.
İshak'ın da görüşü buna benzemekle birlikte o şöyle demiştir: Hakkında hadîs bulunmayan konuda, namazda fazladan fiil yapma ile eksik yapmak birbirinden ayrılır. O, kendi görüşünü Ahmed İbn Hanbel ile Malik'in görüşlerinden yola çıkarak belirlemiştir. Görüldüğü kadarıyla da bu, en adil görüştür. Davud ise zahirîliğine bu konuda da devam ederek şöyle der: "Sehiv secdesi yalnızca Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem secde ettiği durumlarda meşrudur."
Şafiî'ye göre sehiv secdelerinin tümü selamdan önce yapılır. Hanefîler'e göre sehiv secdelerinin tümü selamdan sonra yapılır. Hanefîler bu konu başlığı altında rivayet edilen hadisleri esas almışlardır. Ancak bu şu yönden eleştirilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda fazladan bir fiil yaptığını ancak insanların kendisine "Namazın rekatları mı arttırıldı?" diye sormasından sonra anlamıştır. Alimler, bu durumda sehiv secdesinin selamdan sonra yapılacağı, çünkü selamdan önce hata yaptığını bilmediğinden bunu o zaman yapmasının imkansız olduğu görüşünde ittifak etmişlerdir.
باب: إذا سلم في ركعتين، أو في ثلاث، فسجد سجدتين، مثل سجود الصلاة أو أطول. 3. İki Veya Üçüncü Rekatta (Yanlışlıkla) Selam Verildiğinde Namaz Secdeleri Gibi Veya Daha Uzun İki Secde Yapmak حدثنا آدم: حدثنا شعبة، عن سعد بن إبراهيم، عن أبي سلمة، عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: صلى بنا النبي صلى الله عليه وسلم الظهر أو العصر، فسلم، فقال له ذو اليدين: الصلاة يا رسول الله أنقصت؟ فقال النبي صلى الله عليه وسلم لأصحابه: (أحق ما يقول).
قالوا: نعم. فصلى ركعتين أخريين، ثم سجد سجدتين.قال سعد: ورأيت عروة بن الزبير صلى من المغرب ركعتين فسلم، وتكلم، ثم صلى ما بقي، وسجد سجدتين، وقال: هكذا فعل النبي صلى الله عليه وسلم. Burada kasdedilen, namazı bitirme selamından sonra sehiv secdesinin yapılması durumunda bunlardan sonra teşehhüdün olmamasıdır. Selamdan önce sehiv secdesi yapılırsa alimlerin çoğunluğuna göre kişi teşehhüdü tekrarlamaz.
Tirmizi’nin Ahmed ve İshak'tan rivayetine göre selamdan sonra sehiv secdesi yapan kişi teşehhüd okur. Bu Malikiler'in bir kısmı ile Şafiîlerin görüşüdür. Ebû Hamid el-Isferayinî bunu Şafiî'nin önceki görüşleri arasında zikretmiştir. Ancak Muhtasaru'l-Müzenî'de el-Müzenî şöyle demektedir: Şafiî'nin şöyle dediğini işittim: Kişi selamdan sonra sehiv secdesi yaparsa teşehhüd okur. Selamdan önce sehiv secdesi yaparsa ilk teşehhüd onun için yeterlidir.
EBVABU-SEHV EK SAYFA-2 – 615-3 باب: من يكبر في سجدتي السهو. 5. Sehiv Secdelerinde Tekbir Getirmek حدثنا حفص بن عمر: حدثنا يزيد بن إبراهيم، عن محمد، عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: صلى بنا النبي صلى الله عليه وسلم إحدى صلاتي العشي - قال محمد: وأكثر ظني العصر - ركعتين، ثم سلم، ثم قام إلى خشبة في مقدم المسجد، فوضع يده عليها، وفيهم أبو بكر وعمر رضي الله عنهما، فهابا أن يكلماه، وخرج سرعان الناس، فقالوا: أقصرت الصلاة؟ ورجل يدعوه النبي صلى الله عليه وسلم ذا اليدين، فقال: أنسيت أم قصرت؟ فقال: (لم أنس ولم تقصر). قال: بلى، قد نسيت.
فصلى ركعتين، ثم سلم، ثم كبر، فسجد مثل سجوده أو أطول، ثم رفع رأسه فكبر، ثم وضع رأسه فكبر، فسجد مثل سجوده أو أطول، ثم رفع رأسه وكبر. Selamdan sonra sehiv secdesi yapılması halinde bunun için ihram (iftitah) tekbiri gerekir mi yoksa secde tekbiri ile yetinilir mi? Çoğunluk secde tekbirinin yeterli olduğu görüşünü benimsemiştir. Hadislerin çoğunluğundan ilk anda anlaşılan da budur.
Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem karşı olan saygı ve hürmetleri baskın geldiği için onlar Nebi’in fiiline itiraz etmediler. Zülyedeyn'de ise ilmi öğrenmek özelliği baskın geldiği için o Hz. Peygamber'e bunu sordu. Zülyedeyn'İn soruyu sorma şekli sahabenin takva ve Rasulullah'a (s.a.v.) karşı olan saygılarını ve dindeki hassasiyetlerini ortaya koymaktadır.
Çünkü onlar Hz. Pey-gamber'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem bilgisiz olarak bir şey yaptığı kanaatinde asla olmadılar. Bundan dolayı Nebi'e bunu sormaktan çekindiler. Zülyedeyn ise olayı anlamak için sordu. Çünkü söz konusu dönem neshin mümkün olduğu bir dönemdi. Nebi'in (s.a.v.)"Ne ben unuttum ne de namaz kısaldı" sözü şu görüşte olanların lehine delil olmaktadır: "Hüküm koyma ile ilgili konularda da peygamberler için unutmak mümkündür." Kadı İyaz sözlü tebliğde unutmanın söz konusu olamayacağını, görüş ayrılığının yalnızca fiillerle ilgili olduğunu söylemişse de onun bu görüşü eleştirilmiştir. Evet, unutmanın peygamberler için mümkün olduğunu kabul edenler de peygamberin bu halde bırakılmayacağını, hemen veya daha sonra unuttuğunun ortaya çıkacağını söylemişlerdir.
Nitekim bu hadiste de olduğu gibi Nebi "Ne ben unuttum ne de namaz kısaldı" dedikten sonra, unuttuğu ortaya çıkmıştır. Nebi'in (s.a.v.) "Ne ben unuttum" sözü, hakikatte değil kendi kanaatine göre unutmadığını belirtmektedir. Bundan, kesin bilginin bulunmadığı durumda inancın onun yerine geçeceği anlaşılmaktadır. Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem unutması, aynı durumla karşılaşan bir kimsenin ne yapacağını belirtmek için şer'i hükmün açıklanması içindir.
EBVABU-SEHV EK SAYFA-3 – 615-4 باب: إذا لم يدر كم صلى: ثلاثا أو أربعا، سجد سجدتين وهو جالس. 6. Kaç Rekat -Üç Mü Yoksa Dört Mü Kıldığını-Bilmeyen Kişi Oturduğu Halde İki (Sehiv) Secde Yapar حدثنا معاذ بن فضالة: حدثنا هشان بن أبي عبد الله الدستوائي، عن يحيى بن أبي كثير، عن أبي سلمة، عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (إذا نودي بالصلاة أدبر الشيطان وله ضراط، حتى لا يسمع الأذان، فإذا قضي قبل الأذان أقبل، فإذا ثوب بها أدبر، فإذا قضي التثويب أقبل، حتى يخطر بين المرء ونفسه، يقول: اذكر كذا وكذا، ما لم يكن يذكر، حتى يظل الرجل إن يدري كم صلى، فإذا لم يدر أحدكم كم صلى، ثلاثا أو أربعا، فليسجد سجدتين وهو جالس).
Bu bölümde farz ve nafile namazda yanılmanın hükmünün birbirinden farklı mı yoksa aynı mı olduğu incelenmektedir. alimlerin çoğunluğu bu ikisinin hükmünün bir olduğunu kabul etmiştir. Bunun delili şudur: Yukarıdaki hadiste "namaz kılmak" denilmiştir. Bu da dinde bilinen namaz olup, farz ve nafileyi kapsamaktadır. İbn Ebî Şeybe, sahih bir senetle Ebu'l-Aliye'den şunu rivayet etmiştir: "İbn Abbas'ın vitir namazının sonunda İki secde yaptığını gördüm." Bunun konu başlığı ile ilgisi şudur: İbn Abbas vitir namazını farz olarak görmüyordu, bununla birlikte vitir namazında da sehiv secdesi yapıyordu.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.