

Yukarıdaki ayet ve hadisler, zenginlik ölçüsünü beyan etmektedir. Çünkü Allah (c.c) sadakayı, Bakara suresi 273. ayette belirtilen nitelikleri taşıyan fakirlere tahsis etmiştir. Yani ayetteki vasıfları taşıyanlar zengin değil, taşımayanlar ise zengindir. Netice olarak, insanlardan istemenin ön şartı, imkansızlık içinde olmaktır. Çünkü Rabbimiz (c.c) bu grubu, Yeryüzünde kazanç için dolaşamayan [Bakara 273] şeklinde nitelemiştir. Yeryüzünde kazanç için dolanabilen kimse, bir tür zenginlik / imkan içinde demektir.
Sehl İbn Hanzaliyye'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kendisine yetecek kadar (malı) bulunduğu halde insanlardan dilencilik edenler ancak (yanacakları) ateşi artırmış olurlar." Etraftaki sahabiler, "Ey Allah'ın Resulü! Kendisine yetecek kadar'ın ölçüsü nedir?" dîye sorunca Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem , "Yiyeceği ve geçimini sağlayacak miktar" buyurmuştur. Bu hadisi, Ebû Davûd nakletmektedir. Tirmizî de hadisin "sahih" olduğunu belirtmiştir.
Tirmizî, İbn Mes'ud hadisi hakkında şöyle der: "Sevrî, İbnü'l-Mübarek, Ahmed ve İshak gibi bazı alimlerin uygulaması da bu yöndedir. Bazı alimler ise bu konuda daha müsamahakar davranarak, "Bir kimsenin, elli veya daha fazla dirhemi varsa muhtaç demektir. Zekat alabilir" demiştir. Şafiî ve diğer bazı alimlerin görüşü de böyledir." İmam eş-Şafii şöyle der: "Bazen bir kimse çok para kazanarak zengin durumunda olur, fakat kendi zaafiyeti ve aile efradının çokluğu sebebiyle bin dirhem bile ona yetmeyebilir."
Bu konuda farklı görüşler de bulunmaktadır: Ebû Hanîfe, "Nisap miktarı mala sahip olan kişi zengindir, zekat alması ona haram olur" demiştir. Delil olarak, İbn Abbas'tan rivayet edilen, Muaz'ın Yemen-'e gönderilmesiyle ilgili olan hadisi ve Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem , "Zenginlerinden alır, fakirlerine verirsin" sözünü getirmiştir. Burada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem , zekat alınacak kimseleri "zengin" olarak nitelemiştir. Başka bir hadisinde ise, "Zengine sadaka (zekat) helal olmaz" buyurmuştur.
Allah (c.c) Kur'an'da, "Ya da apaçık bir miskini doyurmaktır [Beled 16] buyurmuştur. Yani "toprağa bağlı miskîn" demektir. İlk olarak zikredilen hadiste, "miskinlik", "dilenmeyip iffetli ve onurlu kalmak ve ihtiyaç duyulan şeylere karşı sabırlı olmak" şeklindeki ifadelerle övülmüştür. Hadis, her hal ve şartta hayalı bir şekilde davranmanın müstehap olduğunu, gösterir. Sadakayı, yüzsüzlük etmeyip onurlu davranan kişileri araştırmak suretiyle vermek gerekir.
Bu hadis, "(Gerçek) fakirin durumu, miskinden daha kötüdür" sözünün de doğru olduğunu göstermektedir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.