

Başlıkta güzel koku olarak tercüme ettiğimiz "haluk" kelimesi, içinde zaferan bulunan bir karışımdan elde edilmiş bir çeşit kokudur. Resûlullah'ın nefesinin hırlaması, vahyin şiddeti nedeniyledir. Ya'la, Hz Nebi'i vahiy indiği sırada görmeyi istediği için başını örtünün içine sokmuştur. Umre konularında bu konu yine gelecektir.(Bk. 1789 nolu hadis) "Üzerindeki kokuyu üç kez yıka" ifadesi, "bedenindeki ya da elbisendeki" ifadesinden daha geneldir.
Ya'la hadisi, ihrama girdikten sonra kokulu olarak devam etmenin yasak olduğuna delil olarak getirilmiştir. Çünkü kokunun, elbiseden ve bedenden yıkanması emredilmiştir. Malik ve Muhammed İbn Hasen bu görüştedir. Fakihlerin çoğunluğu bu görüşe şöyle cevap vermiştir: "Ya'la olayı hadiste sabit olduğu üzere Ci'rane'de geçmiştir. Bu olay, hiçbir ihtilaf olmaksızın (hicrî) 8. yılda gelmiştir. Diğer yandan ileride geleceği üzere, Hz. Aişe, ihram giydiği sırada Resûlullah'a kendi elleriyle koku sürmüştü. Bu olay ise kesinlikle hicri 10. yılda veda haccı sırasında gerçekleşmiştir. Hüküm son gerçekleşen olaya göre verilir. Ya'la olayında verilen yıkama emri ise mutlak olarak koku ile ilgili değil, Özel olarak "halûk" adı verilen koku ile ilgilidir. Belki de yıkamanın emredilmesi söz konusu kokuda bulunan zaferan idi. Hz. Nebi'in, ister ihramlı İster ihramsız olsun zaferan sürmeyi yasakladığı sabittir. Biraz sonra gelecek olan İbn Ömer hadisinde, "İhramlı kimse zaferan sürülmüş olan elbiseyi giymez" ifadesi; İbn Abbas hadisinde ise, "Hz. Nebi (s.a.v.) sadece zaferanlı elbiseleri yasakladı" ifadesi yer almaktadır. 23. konuda bu hususta geniş bilgi verilecektir. Bir diğer delil de şudur: İhramlı bir kimse, unutarak veya bilmeden koku sürünse sonra bunu öğrenir öğrenmez kokuyu giderse keffaret gerekmez. Malik, "Eğer aradan uzun zaman geçerse gerekir"
demiştir. Ebu Hanife ve bir görüşünde Ahmed'e göre mutlak olarak her halükarda keffaret gerekir. Buna göre ihramlı kimse dikişli elbise giyse onu çıkarır. Söz konusu elbiseyi yırtması ve parçalaması gerekmez.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.