

Buharî yukarıdaki konu başlığı ile bir önceki hadiste "halûk" adlı kokunun yıkanmasının giysilerle ilgili olduğunu beyan etmek istemiştir. Çünkü ihramlı bir kimse üzerinde zaferan sürdüğü bir şeyi giyemez. Fakat bedende bulunan kokunun devam etmesini yasaklamamıştır. Buharî, hadiste yer alan "kokulanma"ya, taranma, yağ sürme gibi konuları da eklemiştir. Çünkü hepsi insana ferahlık verme ve süslenme gibi ortak bir anlam taşımaktadır. Bu başlıkla Buhari bir anlamda, "İnsana ferahlık veren diğer şeyler de kokulanma kapsamında değerlendirilir. İhramlı kimseye bunlar haram değildir" demiştir.
Güzel koku koklamak konusunda Saîd İbn Mansûr şöyle demiştir: "Ikrime ve Eyyûb yoluyla İbn Uyeyne'nin naklettiğine göre İbn Abbas, ihramlı kimsenin güzel koku koklamasında bir sakınca görmemiştir." Güzel koku konusunda farklı görüşler vardır: İshak'a göre mubahtır. Ahmed ise tevakkuf etmiş/görüş belirtmemiştir. Şafiî'ye göre haramdır. Malik ve Ebu Hanife'ye göre ise mekruhtur. Görüş ayrılığının kaynağı şu görüştür: "Kendisinden koku elde edilen her şey hiçbir ihtilaf bulunmaksızın haramdır, diğerleri İse haram değildir.
Aynaya bakma konusuna gelince; İbn Abbas'ın bu konuda, "İhramlı kimsenin aynaya bakmasında bir sakınca yoktur" dediği nakledilmiştir. Tedaviye gelince, İbn Abbas'tan nakledildiğine göre ihramlı kimse yenilen şeyler ile tedavi olabilir. İbn Abbas şöyle demiştir: "İhramlı kimsenin eli ve ayakları yandığı zaman onlara zeytin yağı ve eritilmiş yağ sür". İhramlı iken yağ sürülebilmesi, yağın kokusuz olması şartına bağlıdır.
1539 nolu hadis, ihrama girilmek istendiği zaman koku sürünmenin müstehap olduğuna ve ihramdan sonra da daha önce sürülmüş olan bu kokunun devam edebilmesine delil olarak getirilmiştir. İhramdan önce sürülen kokunun, renk ve kokusunun devam etmesi zarar vermez. Sadece ihramlı iken koku sürünmek haramdır. Bu, alimlerin çoğunluğuna ait görüştür. Malik'e göre haramdır, fakat bundan dolayı fidye vermek gerekmez. Malik'ten diğer bir rivayete göre fidye gerekir.
Muhammed İbn Hasen şöyle demiştir: "İhramdan sonra da aynen kalacak şekilde bir kokuyu ihrama girmeden önce sürmek mekruhtur." Malikîlerin delilleri şöyledir: İbnü'l-Müntesjr'in, "gusül" konusunda geçen rivayetine göre Hz. Peygamber koku süründükten sonra gusül abdesti almıştır. Rivayet şöyledir; "Hz. Peygamber hanımları ile birleştikten sonra ihrama girmiştir." Hz. Peygamber'in adeti, her hanımı için ayrı ayrı gusül abdesti almaktı. Bu durum, zaruri olarak daha önce sürmüş olduğu kokudan hiç bir iz kalmamasını gerektirir. Fakat biraz önceki rivayette bulunan "(Güzel bir şekilde) koKar bir halde ihramlı olarak sabahlardı" ifadesi bu görüşü reddetmektedir. Bazı Malikîler mazeret olarak Medinelilerin uygulamasının bunun tersi yönünde olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu görüş Nesaî'nin Ebu Bekir İbn Abdurrahman ibnül-Haris İbn Hişam'dan rivayet ettiği şu delil ile eleştirilmiştir. Buna göre Emevi Halifesi Süleyman İbn Abdülmelik hacca gittiğinde alimlerden bir grubu bir araya getirmiştir. Bunlar arasında Kasım İbn Muhammed, Harice İbn Zeyd, İbn Ömer'in oğulları Salim ve Abdullah, Ömer İbn Abdülaziz ve Ebu Bekir İbn Abdurrahman İbnü'l-Haris bulunmaktadır. Süleyman İbn Abdülmelik onlara ziyaret tavafından önce koku sürünme konusunu sormuş bu alimlerin hepsi sürmesinin sakıncası olmadığını ifade etmişlerdir. Bu alimler, Medineli tabiîn alimleridir ve hepsi aynı görüşte müttefiktir. Buna göre, ziyaret tavafından önce koku sürmenin caiz olmadığı nasıl iddia edilebilir.
Akabe cemresinden (büyük şeytana taş atıldıktan) sonra koku sürünmek ve diğer ihram yasaklarının kalktığına dair delil olarak getirilmiştir. Cinsel ilişki ve cinsel ilişkiye götüren ön davranışlarla ilgili yasak ise Kabe'yi tavaf edinceye kadar devam eder. Bu durum, hacda, yasaksızlığa geçmede iki aşamanın olduğunu göstermektedir. Tıraş olmayı, haccın gereği olan ibadetlerden (nüsük) sayanlar - alimlerin çoğunluğunun görüşü ve Şafiîlerde de sahih olan görüş böyledir- koku sürünme ve az önce sayılan diğer ihram yasaklarının ancak traş olduktan sonra yapılabileceği görüşündedir. Resûlullah'ın haccında önce şeytan taşlayıp sonra traş olması daha sonra da tavaf etmesi bu görüşe dayanak teşkil etmektedir Eğer koku sürünmek şeytan taşladıktan ve traş olduktan sonra olmasaydı hadisteki, "Kabe'yi tavaf etmeden önce" ifadesi tavafla sınırlı tutulmazdı.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.