

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

Konu başlığı, tavaf namazının, her ne kadar makam-ı İbrahim'de kılmak daha faziletli olsa bile, her yerde kılınabileceğini beyan etmek için konulmuştur. Kabe'nin içi ve Hicr bölgesi dışında, bu husus herkesin müttefik olduğu bir konudur. Bu hadis, tavaf namazını unutan kimsenin, hatırladığı zaman, ister Harem'de olsun isterse dışarıda olsun, kılabileceğine delil olarak getirilmiştir. Alimler çoğunluğu bu görüştedir. Sevri'ye göre, Harem'den çıkmadığı sürece dilediği yerde namazını kılabilir. Malik'e göre, tavaf namazını kılmayan kimse uzaklaşır ve memleketine döner ise bir küçük baş kurban kesmesi gerekir.
İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: "Tavaf namazı, farz namazdan daha kuvvetli değildir. Farz namazı kılmayan kimsenin, hatırladığı zaman kaza etmesi dışında başka bir şey yapması gerekmemektedir." باب: من صلى ركعتي الطواف خلف المقام. 72- İki Rekatlik Tavaf Namazını Makamı İbrahim’in Arkasında Kılmak حدثنا آدم: حدثنا شعبة: حدثنا عمرو بن دينار قال: سمعت ابن عمر رضي الله عنهما يقول: قدم النبي صلى الله عليه وسلم فطاف بالبيت سبعا، وصلى خلف المقام ركعتين، ثم خرج إلى الصفا، وقد قال الله تعالى: {لقد كان لكم في رسول الله أسوة حسنة}.
Cabir'in rivayet ettiği Müslim'de zikredilen hadiste, Veda Haccı konusunda şöyle bir bilgi bulunmaktadır. "Tavaf etti sonra, "Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın)"[Bakara, 125] ayetini okudu ve makam-ı İbra-nim'de namaz kıldı." tbnü'l-Münzir şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in makam-ı İbrahim'in arkasında kıldığı namazın farz namaz olması da muhtemeldir. Bütün alimler, tavaf namazının istenilen yerde kılınabileceği konusunda icma etmiştir. Sadece Malik'ten gelen bir görüşe göre, vacip olan tavaf namazını Hicr bölgesinde kılan kimse bunu iade eder.
KİTABU’L-HAC EK SAYFA – 804-2 باب: الطواف بعد الصبح والعصر. 73- Sabah Ve İkindi Namazından Sonra Tavaf Yapmak -وكان ابن عمر رضي الله عنهما يصلي ركعتي الطواف مالم تطلع الشمس. وطاف عمر بعد الصبح، فركب حتى صلى الركعتين بذي طوى. - İbn Ömer r.a. iki rekat tavaf namazını güneş doğmadan kılardı. - Ömer r.a. ise sabah namazından sonra bineğine binmiş ve Zi Tuva denilen yerde iki rekat (tavaf namazını) kılmıştır.
حدثنا الحسن بن عمر البصري: حدثنا يزيد بن زريع، عن حبيب، عن عطاء، عن عروة، عن عائشة رضي الله عنها: أن ناسا طافوا بالبيت بعد صلاة الصبح، ثم قعدوا إلى المذكر، حتى إذا طلعت الشمس قاموا يصلون، فقالت عائشة رضي الله عنها: قعدوا، حتى إذا كانت الساعة التي تكره فيها الصلاة، قاموا يصلون. Bu konu başlığı ile, sabah ve ikindi namazından sonra tavaf namazının hükmünün ne olduğunun açıklanacağı kastedilmiştir.
Bu konuda birçok görüş bulunmaktadır. Buharî'nin üslûbu, onun, bunu caiz gördüğünü göstermektedir. Buhari, belki de, Şafiî ve Sünen sahibi muhaddisle-rin rivayet edip, Tirmizi, İbn Huzeyme ve diğer bazı alimlerin de sahih kabul ettiği Cübeyr İbn Mut'im'den nakledilen şu hadise işaret etmek istemiştir: "Resûlullah s.a.v. şöyle buyurmuştur: "Ey Abdü Menaf oğulları! Yönetim kimin eline geçerse geçsin, Kabe'yi tavaf etmek isteyen, gece-gündüz hangi saatte olursa olsun namaz kılmak isteyen kimseye engel olmasın." Buhari bu hadisi, kendi şartlarına uymadığı için nakletmemiştir.
İbn Abdülberr şöyle demiştir: "Sevrî ve Kûfe'li alimler, ikindi ve sabah namazından sonra tavaf edilmesini mekruh görmüşler ve "Eğer tavaf ederse, (tavaf namazını) kılmayı ertelesin" demişlerdir." Belki de bu görüş Kûfe'li alimlerin bazılarına aittir. Çünkü Hanelilerde meşhur olan görüşe göre, ikindi ve sabah namazından sonra tavaf mekruh değildir, sadece namaz kılmak mekruhtur.
İbnü'l-Münzir şöyle demiştir; "Sahabîlerin çoğunluğu ve onlardan sonra gelen bazı alimler, tavaf namazının her vakitte kılınabileceği hususunda ruhsat vermişlerdir. Bazı alimler ise sabah ve İkindi namazından sonra namaz kılmayı yasaklayan rivayetin genel olduğunu belirterek tavaf namazını da bu kapsamda değerlendirmişlerdir. Ömer, Sevrî, Malik ve Ebû Hanife bu görüştedir.
Ebu'z-Zübeyr "Kabe'yi, ikindi ve sabah namazlarından sonra boş olarak gördüm, kimse tavaf etmiyordu "de miştir. Ahmed'in, "hasen" bir senetle, Ebû'z-Zübeyr yoluyla naklettiğine göre Cabir şöyle demiştir: "Biz tavaf ederken, başlarken ve bitirirken Hacerü'l-Esved rüknüne el sürerdik. Sabah namazından sonra güneş doğana kadar; ikindi namazından sonra da güneş batana kadar tavaf etmezdik." "Resûlullah'ı (s.a.v.), "Güneş şeytanın iki boynuzu arasında doğar" buyururken işittim."
"Namaz kılmanın mekruh olduğu vakit gelince" ifadesi ile güneşin doğma vakti kastedilmiştir. Belki vaizler bile bile namazı bu vakte kadar geciktiriyordu. Hz. Aişe (r.anha) da bundan dolayı bu fiili hoş karşılamamiştır. Eğer Hz. aişe tavafı, sebep olarak görseydi, tavaf yapıldığı zaman, namaz kılınması yasak olan vakitte kılman (tavaf) namazını mekruh kabul etmezdi. Belki de Hz. aişe, namaz kılınması yasak olan vakitlerde, bütün namazların mekruh olduğunu düşünüyordu. İbn Ebi Şeybe'nin, Muhammed İbn Fudayl, Abdülmelik ve Ata yoluyla naklettiği rivayette Hz. aişe'nin şu sözü bu görüşü desteklemektedir: "Sabah veya ikindi namazından sonra Kabe'yi tavaf etmek istersen tavafını yap, (tavaf) namazını ise, güneş doğduktan veya güneş battıktan sonraya bırak. Tavafını her yediye tamamlayışında da namaz kıl." Bu hadisin senedi "hasen"dir. Abdülaziz şöyle demiştir: "Yani, zikredilen rivayet "muallak" bir hadis değildir.
Abdullah İbnü'z-Zübeyr, ikindi namazından sonra namaz kılmanın caiz olması hükmünden yola çıkarak, sabah namazından sonra da caiz olduğu hükmüne varmıştır. O, bu kanaatte olduğu için böyle uygulardı. Bu konudaki geniş açıklama, "Namaz vakitleri" bölümünde uzun uzun anlatılmıştır. Söz konusu bölümde, Hz. Aişe (r.anha), Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (iki kerahet vaktinde) namaz kılmayı terketmediğini ve bunun ona has özelliklerden olduğunu haber vermiştir. Burada kastedilen, kerahat vaktinde kılınan sünnet namazlar değil, nafile namazlardır. Buharî, burada aynı şeyleri tekrar etmek istememiştir. Görülüyor ki, iki rekat tavaf namazlarını, sünnet namazları kapsamında değerlendirmek gerekir.