

Bu hadise göre, telbiye getirmek, kurban bayramının ilk günü cemreyi taşlamaya kadar sürdürülür. Daha sonra hacı, ihram yasaklarından çıkmaya başlar. İbnü'l-Münzir'in sahih bir senetle naklettiğine göre İbn Abbas, "Telbiye hac-cın sembolüdür (şiar). Eğer hacı isen İhram yasaklarından çıkmaya başlayana kadar telbiye getir. İhram yasaklarından çıkmak ise Akabe cemresine taş atmakla başlar" demiştir.
Saîd İbn Mansûr'un naklettiğine göre İbn Abbas şöyle demiştir: "Ömer'le birlikte onbir kez hac yaptım. O, cemreye taş atana kadar telbiye getirirdi." Şafiî, Ebu Hanife, Sevrî, Ahmed, İshak ve bu alimlere tabi olanlar, telbiye-nin (cemreye taş attıktan sonra da) devam ettirilmesi görüşündedir. Bir grup alim ise, "ihramh kimse, Harem'e girince telbiyeyi bırakır" demiştir. Bir grup, vakfe yerine (Arafat'a) gidince bırakır görüşündedir. İbnü'I-Münzir ve Saîd İbn Mansûr'un sahih senetlerle naklettiğine göre, Aişe, Sa'd ibn Ebû Vakkas ve Ali bu görüştedir. Malik de aynı görüşte olmakla birlikte o, arefe günü güneşin tepe noktasından kaymaya başladığı vakit ile takyîd etmiştir. Evzaî ve Leys de bu görüştedir. Hasen-i Basrî de bu görüşte olmakla birlikte o, "Arefe günü sabah namazını kılınca (bırakır)" demiştir.
Alimler, telbiyenin, cemreye ilk taşı atarken mi yoksa son taşı attıktan sonra mı bırakılacağı konusunda ihtilaf etmiştir. Alimler çoğunluğu, ilk taşı atarken bırakılması görüşündedir. Ahmed ve bazı Şafiîler ise son taşı attıktan sonra birakılacağı görüşündedir. İbn Huzeyme'nin Fadl'dan naklettiği şu söz bu grubun görüşüne delil niteliğindedir: "Arafat'tan Resûlullah ile birlikte ayrıldım. Resû-lullah, akabe cemresinde taş atana kadar telbiye getirmeye devam etti. Her taş atışında tekbir getiriyordu. Attığı son taşla birlikte telbiye getirmeyi de bıraktı."
İbn Huzeyme, "Bu sahih bir hadis olup, bu konudaki diğer rivayetleri açıklayıcı niteliktedir. "Akabe cemresine taş atıncaya kadar" sözü ile taş atmayı tamamlamak kastedilmiştir" demiştir. باب: {فمن تمتع بالعمرة إلى الحج فما استيسر من الهدي فمن لم يجد فصيام ثلاثة أيام في الحج وسبعة إذا رجعتم تلك عشرة كاملة ذلك لمن لم يكن أهله حاضري المسجد الحرام} /البقرة: 196/. 102- Bab "Kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse kolayına gelen bir kurban kesmesi gerekir. Kurban kesmeyen kimse, hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir."[Bakara, 196] حدثنا إسحق بن منصور: أخبرنا النضر: أخبرنا شعبة: حدثنا أبو جمرة قال: سألت ابن عباس رضي الله عنهما عن المتعة فأمرني بها، وسألته عن الهدي، فقال: فيها جزور أو بقرة أو شاة أو شرك في دم، وكأن ناسا كرهوها، فنمت فرأيت في المنام كأن إنسانا ينادي: حج مبرور، ومتعة متقبلة، فأتيت ابن عباس رضي الله عنهما فحدثته، فقال: الله أكبر، سنة أبي القاسم صلى الله عليه وسلم. قال: وقال آدم ووهب ابن جرير وغندر، عن شعبة: عمرة متقبلة، وحج مبرور.
Urve'den gelen rivayette, "Kabul olunmuş umre ve kabul olunmuş (mebrûr) hac" şeklindedir. Ayette geçen, "Kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse" ifadesi güven içinde olma durumu ile ilgilidir. Çünkü aynı ayette "Güven içinde olunca" ifadesi yer almaktadır, Bu ayet, alimler çoğunluğunun, temettü haccınin sadece muhsar (hac yapması engellenmiş) olan kimselere mahsus olmadığı yönündeki görüşü lehine bir delildir.
"(Deve ya da sığırda) kurbana ortak olmak gerekir": Çünkü bunlardan biri, birçok kişi (en fazla yedi kişi) için kurban olabilir. Bu hadis, Müslim'in Cabİr'den rivayet ettiği şu hadisle uygunluk göstermektedir: "Hac niyeti ile Resûlullah ile birlikte yola çıkmıştık. Resûlullah, deve ve sığırda, her biri için yedi kişi olacak şekilde kurban etmek üzere ortak olmamızı emretti."
Şafiî ve alimler çoğunluğu da bu görüştedir. Onlara göre, kurbanın, nafile veya vacip olması arasında; iştirak edenlerin tamamının ibadet niyetinde olması ya da bir kısmının ibadet bir kısmının et elde etme niyetinde olması arasında fark yoktur.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.