

Bu bölüm, Mina'da hutbenin meşru olmadığını savunanların aksine bayram günü Mina'da hutbenin meşru olduğunu göstermektedir. Ancak İkinci hadiste hutbenin Arafatta olduğu bildirilmektedir. İbnü'l-Müneyyir'in buna verdiği cevap ileride gelecektir. Mina günleri, kurban bayramının birinci günü ile ondan sonraki üç gündür. "Haram gün, ay ve belde" demek savaşmanın haram olduğu gün, ay ve belde demektir.
"Benden sonra kafirler haline dönmeyin" sözü hakkındaki açıklamalar ileride gelecektir. [7077. hadis] Kurtubi: "belde" sözcüğünün yalnızca Mekke'ye özgü olduğunu belirterek "Ben, bu beldenin Rabbine ibadet etmekle emrolundum" ayeti ile kastedilenin de bu olduğunu söylemiştir. "Burada bulunanlar bulunmayanlara sözlerimi aktarsın. Kendisine aktarılan nice kimse, sözü dinleyenden daha iyi kavrar": Mühelleb bu söze ilişkin olarak şunları söylemiştir: Ahir zamanda, ilimdeki anlayış bakımından öncekilerin ulaşamadığı seviyeye ulaşmış kimseler bulunacaktır.
Hadisten Çıkan Sonuçlar: 1- Hadisi dinleyen kişi şayet iyi zabtetmişse, manasını anlamasa ve derinlemesine nüfuz edemese bile bunu başkalarına aktarması caizdir. Bu özelliği bile, onun ilim ehlinden sayılmasını caiz kılar. 2- İlmi tebliğ etmek farz-ı kifayedir. Bazı durumlarda farz-ı ayn olabilir. 3- Hadiste haram olan bir şeyi pekiştirmek ve gerek tekrar gerekse diğer yöntemlerle haram kılınan bir şeyi çok kötü göstermek vardır.
4- Dinleyenin daha iyi anlaması için benzetmeler yapmak, misaller vermek caizdir. Çünkü Hz. Nebi can, ırz ve malın dokunulmazlığını; gün, ay ve beldenin dokunulmazlığına benzetmiştir. Bu sözün söylendiği kimseler can, mal ve ırzı önemli görmüyorlar, bunu çiğnemekten geri duymuyorlar, bununla birlikte gün, ay ve beldenin dokunulmazlığını kabul ediyorlar, bunu çiğneyenleri de çok şiddetli bir eleştiriye tabi tutuyorlardı. Hz. Nebi, dokunulmaz/kutsal olan şeylerin haramlığını hatırlatmak ve Müslümanların kalplerinde yerleşik olan her şeyi pekiştirmek ve bu pekiştirme ile birlikte söylemek istediklerini kuvvetli bir şekilde duyurabilmek için gün, ay ve belde ile ilgili olarak her defasında bir soru ile başlamıştır.
5- Bu hadis "haccı ekber, bayramın birinci günüdür" görüşünü savunanlara delil olmaktadır. 6- Bayram gününde hutbe okumak meşrudur. Şafiî ve ona bağlı olanlar bu görüştedir. Malikîler ve Hanefiler ise bunu kabul etmemişler ve şöyle demişlerdir: Hacdaki hutbeler üçtür: (1-) Zilhicce'nin yedinci günü, (2-) Arefe günü, (3-) Mina'da bayramın ikinci günü. Şafiî onların bu görüşüne katılmakla birlikte üçüncü hutbenin bayramın üçüncü günü olduğunu söylemiştir. Çünkü bu hacdan dönüşün ilk günüdür. Şafiî bunlara dördüncü bir hutbe eklemiştir ki bu da bayramın birinci günü olan hutbedir. O şöyle demiştir: "O gün yapılacak olan şeytan taşlama, kurban kesme, tıraş olma ve tavaf gibi işleri bilebilmelerİ için Müslümanların bu hutbeye ihtiyacı vardır".

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.