

İmam Buharî bu başlıkta ayeti ..... (geceye kadar) ifadesine kadar zikretmiştir. Buradaki amacı daha önce yasak olan yeme, içme ve cinsel ilişki gibi işlerin artık hangi vakte kadar yapılabileceğini açıklamaktır. Hz. Nebi (s.a.v) Adiyy bin Hatim'e "Bu ayette kasdedilen gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığıdır’' diye cevap vermiştir. Ebu Ubeyd konuyla ilgili olarak şöyle bir ek bilgiye yer verir: "Hz. Nebi (s.a.v} ona: "Senin yastığın amma da genişmiş ha’' diye karşılık verdi." Ahmed İbn Hanbel de rivayeti bu şekilde nakletmiştir.
Hattabî, "el-Mealim" adlı eserde Hz. Nebi'in (s.a.v): "Senin yastığın amma da genişmiş ha!" şeklindeki sözüyle ilgili olarak şunları söylemektedir: "Resulullah'ın (s.a.v) bu sözünün anlamı hakkında iki görüş bulunmaktadır: 1- "Senin uykun amma da ağırmış!" Dolayısıyla Hz. Nebi (s.a.v) yastık kelimesini uyku'dan kinaye olarak kullanmıştır. Çünkü uyuyan bir kimse ba-Şinı yastığa koyar.
2- "Senin gecen amma da uzunmuş!" Zira Adiyy yastığının altına koyduğu iplikleri birbirinden ayırdedene kadar uzunca bir süre geçtiği halde yemeye ve içmeye devam etmiştir. "... ve insanlar ayette gece ve gündüzün kasded ildiğin i anladılar." Ayet, gündüzün aydınlığı ile gecenin karanlığının birbirinden ayrıldığı vakte kadar yeme ve içmeye devam edilebileceğini gösterir. Gece ile gündüzü birbirinden ayıran ise ufka paralel olarak beliren ikinci şafaktır (fecr-İ sadık). Bu hüküm bize dolaylı olarak ikinci şafaktan sonraki zaman diliminin gündüz sayıldığını gösterir."
Ebu Ubeyd ayette geçen siyah ve beyaz ip terkiplerine şu anlamları vermiştir: "Siyah ip gece, beyaz ip ise fecr-İ sadıktır. Burada (ip diye tercüme edilen) ..... kelimesi renk anlamına gelir." Zemahşerî ise konuyla ilgili olarak şöyle demiştir: "Beyaz ip, ufka yatay olarak uzanan ikinci şafağın başlangıç anıdır. Şafakta ortaya çıkan bu aydınlık ufka paralel uzanmış bir ip gibidir. Siyah ip ise bu şafakla birlikte ufukta görülen gecenin alaca karanlığıdır; bu alaca karanlık da adeta bir ip gibi uzanmıştır."
Bu ayet ve hadis ikinci şafak doğana kadar yemeye ve içmeye devam edilebileceğini gösterir. Bir kimse yerken veya içerken şafak doğduğunda yemeyi ve içmeyi bırakırsa orucunu tamamlar. Bu konuyla ilgili olarak alimler arasında görüş ayrılıkları bulunmaktadır: Bir kimse şafağın doğmadığı hakkındaki kanaati daha ağır bastığı için yemeye veya içmeye devam ederse alimlerin çoğunluğuna göre orucu bozulmaz. Çünkü ayet, gecenin karanlığı ile gündüzün aydınlığının birbirinden ayrıldığı vakte kadar yemeye ve içmeye devam edilebileceğini gösterir. İbn Ebi Şeybe, Ebü'd-Duha senediyle şöyle bir rivayet nakletmiştir: "Birisi Abdullah İbn Abbas'a sahuru sordu. Orada bulunanlardan birisi: "Vaktin çıktığına dair şüphen kalma-yıncaya kadar ye!" dedi. Abdullah İbn Abbas ise bu cevabı veren kişiye karşılık şöyle dedi: "O, bu cevap ile bir şey söylemiş olmadı. Vakit konusunda şüphen varsa yemeye devam et, şüphen kalmadığında İse yemeyi bırak!" İbnü'l-Münzİr alimlerin çoğunluğunun bu görüşte olduğunu belirtmiştir. İmam Malik ise bu durumda orucun kaza edilmesi gerektiğini söylemiştir.
İbn Bezîze "Şerhü'l-Ahkam" adlı eserde alimler arasındaki görüş ayrılığını anlatırken şöyle demiştir: "Alimler, oruç yasaklarının şafağın doğmasıyla mı yoksa tan yerinin iyice ağarmasıyla mı başlayacağı konusunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir."

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.