

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

İmam Buharî bu başlık altında kaza borcu olduğu halde ölen kimse adına başka birisinin oruç tutmasının caiz olup olmadığını ele almaktadır. Ayrıca burada şu soruların da cevabı aranmaktadır: Eğer ölen kişinin oruçlarını başkasının kaza etmesi caiz İse bu durumda sadece belli bir oruç çeşidi mi kaza edilebilir yoksa bütün oruçlar bu kapsama girer mi? Ölen kişi adına fidye olarak yoksulları doyurmak da mümkün müdür yoksa sadece oruç tutmak mı gerekir? Kaza orucu tutacak kişinin, ölenin velisi olması şart mıdır yoksa başkaları da onun adına kaza edebilir mi? İleride açıklayacağımız gibi tüm bu konularda alimler farklı yorumlar yapmışlardır.
Alimlerin çoğunluğuna göre kaza borcu olduğu halde ölen kimseler adına oruç tutmak farz değildir. Hatta İmamü'l-Harameyn ve onunla aynı görüşü paylaşanlar bu konuda icma olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu icma iddiası tartışmaya açıktır. Çünkü bazı zahirî alimlere göre kaza borcu olduğu halde ölen kimseler adına bu oruçları tutmak farzdır. Anlaşıldığı kadarıyla İmamü'l-Harameyn bu grubun aykırı görüşünü, icmayı bozacak nitelikte görmemiş ve dikkate almamıştır.
Ölen adına oruç tutma konusu bilginler arasında tartışmalıdır. Hadis ekolü mensupları (ashabü'I-hadis) bunu caiz kabul etmişlerdir. e!-Marife adlı eserde Beyhakî'nin naklettiğine göre, İmam Şafiî önceki görüşünü (mezheb-kadîm) açıklarken, başkası adına oruç tutmanın caiz olmasını, hadisin sahih olması kaydına bağlamıştır. Buna karşılık Ebu Hanife, İmam Malik ve sonraki görüşünde (mezheb-i cedîd) İmam Şafiî, ölen adına oruç tutulamayacağını söylemişlerdir.
Leys, Ahmed İbn Hanbel, İshak İbn Rahuye ve Ebu Ubeyd ise sadece adak oruçlarının ölen adına tutulabileceği görüşünü benimsemişlerdir. "Gece karanlığı bu taraftan bastırıp, gündüz şu taraftan geri çekilir ve güneş batarsa artık oruçlunun iftar etme vakti gelmiştir.”