

Konu başlığı, bütün yılı oruçlu geçirmenin meşru olup olmadığı meselesi ile ilgilidir. Hz. Nebi'in "Buna güç getiremezsin" ifadesi, sözün söylendiği zamanla ilgili olabilir. Bu durumda Hz. Nebi onun bunu üstlenerek, kendisini zorluk altına sokacağını ve bundan daha önemli şeyleri ise zayi edeceğini bildiğinden Hz. Nebi bunu söylemiştir. Hz. Nebi bununla yaşlandığında ve bunu yapmaktan aciz hale geldiğindeki durumu da kastetmiş olabilir, nitekim bu da olmuştur. Resulullah onun, bir ibadeti yapmayı üstlenip sonra aciz düşerek terk etmeyi kötü saymıştır, çünkü bunu yapanlar kınanmıştır.
باب: حق الأهل في الصوم. 57- Kişinin Ailesinin Oruç Konusundaki Hakkı -رواه أبو جحيفة، عن النبي صلى الله عليه وسلم. Bunu Ebû Cuhayfe, Nebi s.a.v.'den rivayet etmiştir. حدثنا عمرو بن علي: أخبرنا أبو عاصم، عن ابن جريج: سمعت عطاء: أن أبا العباس الشاعر أخبره: أنه سمع عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما: بلغ النبي صلى الله عليه وسلم أني أسرد الصوم، وأصلي الليل، فإما أرسل إلي وإما لقيته، فقال: (ألم أخبر أنك تصوم ولا تفطر، وتصلي ولا تنام؟ فصم وأفطر، وقم ونم، فإن لعينك عليك حظا، وإن لنفسك وأهلك عليك حظا). قال: إني لأقوى لذلك، قال: (فصم صيام داود عليه السلام). قال: وكيف؟. قال: (كان يصوم يوما ويفطر يوما، ولا يفر إذا لاقى). قال: من لي بهذه يا نبي الله؟ قال عطاء: لا أدري كيف ذكر صيام الأبد، قال النبي صلى الله عليه وسلم: (لا صام من صام الأبد).
مرتين. Hattabî şöyle demiştir: Abdullah İbn Amr'ın olayında kastedilen özetle şudur: Yüce Allah kulunu yalnızca oruçla yükümlü tutmamıştır, farklı türlerde ibadetlerle yükümlü tutmuştur. Kişi bütün gücünü oruca harcarsa diğer ibadetlerini aksatır. Öyleyse evla olan oruç konusunda orta yolu izlemek, böylece gücünün kalan kısmını diğer ibadetlere harcamaktır. Hz. Nebi'in, Davud (a.s.)'ın orucu ile ilgili şu sözü buna işaret etmektedir: "Düşmanla karşı-laştığında kaçmazdı’’ yani cihad edebilecek gücü sağlayabilmek için Davud'un oruç tutmadığı da olurdu.
Tüm Ömrü Oruçlu Geçirmenin (Savmu'd-Dehr) Hükmü Bu hadis, tüm ömrü oruçlu geçirmenin mekruh olduğuna delil olarak getirilmiştir. İbnü't-Tîn şöyle demiştir: Bu hadiste yer alan olay şu yönlerden tüm ömrü oruçlu geçirmenin mekruh olduğunu göstermektedir: Hz. Nebi'in daha fazla oruç tutmayı yasaklaması, hem oruç tutmayı hem iftar etmeyi (günü oruçsuz geçirmeyi) emretmesi, "bundan daha faziletlisi yoktur"
buyurması, sürekli oruç tutan kişiye beddua etmesi. îshak ve Zahirîler de tüm ömrü oruçlu geçirmenin mekruh olduğu görüşünü kabul etmişlerdir. Bu, Ahmed'den de rivayet edilmiştir. İbn Hazm, bu konuda tek kalarak bunun haram olduğunu söylemiştir. Bazıları İse tüm ömrü oruçlu geçirmenin caiz olduğu görüşünü kabul etmişler, bunu yasaklayan haberleri ise gerçek anlamda tüm ömrü oruçla geçirmeye yormuşlardır. Çünkü bu durumda tutulan oruca, haram olan bayram oruçları da girmektedir. İbnü'l-Münzir ve bir grup alim bu görüşü tercih etmiştir. Hz. Aişe'den bunun benzeri bir görüş rivayet edilmiştir. Ancak bu görüş itiraza açıktır. Çünkü Hz. Nebi tüm ömrü oruçlu geçirme hakkında soru soran kişiye "tüm ömrünü oruçlu geçirenin orucu yoktur" buyurmuştur.
Bu, o kişinin ecir ve sevap kazanamayacağı anlamına gelir. Bu ifade, oruç tutulması haram olan günlerde oruç tutan kimse hakkında söylenmez. Diğer bir grup ise tüm ömrü oruçlu geçirmenin, buna güç yetiren ve başka bir hakkı zayi etmeyen kimse için müstehap olduğu görüşünü kabul etmiştir. Alimlerin çoğunluğu bu görüştedir. باب: صوم يوم وإفطار يوم. 58- Bir Gün Oruç Tutup Bir Gün Bırakmak حدثنا محمد بن بشار: حدثنا غندر: حدثنا شعبة، عن مغيرة قال: سمعت مجاهدا، عن عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (صم من الشهر ثلاثة أيام).
قال: أطيق أكثر من ذلك، فما زال حتى قال: (صم يوما وأفطر يوما). فقال: (اقرأ القرآن في كل شهر). قال: إني أطيق أكثر، فما زال حتى قال: (في ثلاث). Hz. Nebi'in (s.a.v.) mindere oturmaması onun alçakgönüllülüğünü ve kendisini arkadaşına tercih etmediğini göstermektedir. Minderin içi lif dolu bir deri olması da Hz. Nebi (s.a.v.) zamanında sahabenin mütevazı bir yaşantıya sahip olduğunu göstermektedir. Çünkü Abdullah'ın evinde bundan daha iyi bir minder olsaydı mutlaka bunu Hz. Nebi'e ikram ederdi.
Abdullah'ın Olayından Çıkarılacak Bazı Sonuçlar Abdullah İbn Amr'ın bu olayından, yukarıda geçenlerden ayrı olarak çıkarılacak bazı sonuçlar bulunmaktadır: Hz. Nebi'in ümmetine olan merhamet ve şefkati, Onları kendileri için yararlı olacak şeylere yönlendirmesi, Devam ettirmeye güç yetirebîleçekleri amellere teşvik etmesi, ibadeti tamamen veya kısmen terk etmeye yol açabilecek usanma ve bıkkınlığa düşmemeleri için ibadette aşırıya gitmelerini yasaklaması. Nitekim Yüce Allah önce ibadete devam eden sonra ise bu konuda tefrite düşerek ibadetlerini aksatan bir grubu kitabında kınamıştır.
İnsanın yapmayı üstlendiği ibadet görevlerini sürdürmesi menduptur. Kişinin yaptığı salih amelleri, okuduğu virdleri söylemesi caizdir. Ancak hiç şüphesiz bu riyadan emin olma durumuna özgüdür. Kişinin ibadet etmeyi üzerine almak için yemin etmesi caizdir. Bunun yararı, yemin sayesinde kişinin ibadete daha istekli ve dinç olmasıdır. Bu, niyetin sıhhatini ve ibadetteki ihlası zedelemez. Bu konuda yemin etmek, kişinin yerine getirilmesi gerekli olan adak hükmüne geçmez.
Kişiden yemin etmesi istenmediği halde onun yemin etmesi caizdir. Mutlak nafilenin sınırlandırılması uygun değildir. Bu, şahıslara, zamanlara ve durumlara göre değişiklik gösterir. "Anam babam sana feda olsun" demek caizdir. Hadiste, farklı ibadet türlerinde Nebilere uymaya işaret bulunmaktadır. İbadeti terk etme konusunda babaya itaat etmek gerekli değildir.
Bu sebeple Amr, oğlu Abdullah'ı Hz. Nebi'e şikayet etme gereği duymuş, Hz. Nebi ise Abdullah'ın, babasının sözüne itaat etmemesine tepki göstermemiştir. Üstün bir kişinin, kendisinden daha düşük bir kimseyi evinde ziyaret etmesi caizdir. Misafire, altına minder sermek vb. fiillerle ikramda bulunulur. Ziyaret eden kişinin, altına serilen mindere oturmamak suretiyle alçak gönüllülük göstermesi şayet gerçekten alçakgönüllülükten ve ziyaret edilen kişiye olan ikramdan kaynaklanıyorsa bunun bir zararı yoktur.
باب: صيام أيام البيض: ثلاث عشرة وأربع عشرة وخمس عشرة. 60- Aydınlık Günler Orucu: Her (Kamerî Ayın) On Üç, On Dört Ve On Beşinci Günlerinde Oruç Tutmak

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.