

Bu bölümde, aşura günü oruç tutmanın hükmü ele alınmaktadır. Fakihler aşura gününün hangi gün olduğunda ihtilaf etmiştir. Çoğunluk bunun Muharrem'İn onuncu günü olduğunu söylemiştir. Zeyn İbnü'l-Müneyyir şöyle demiştir: Çoğunluk, aşuranın Muharrem ayının onuncu günü olduğunu kabul etmiştir. Bazı alimler şöyle demişlerdir: Hz. Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslim'de yer alan "Önümüzdeki yıl hayatta olursam dokuzuncu günü oruçlu geçireceğim" sözü iki anlama gelebilir: Birincisi, Hz. Nebi bu sözle onuncu gün oruç tutmayı dokuzuncu güne nakletmeyi istemiştir. İkinci ihtimale göre ise onuncu güne dokuzuncu günü de eklemeyi istemiştir. Hz. Nebi bunu açıklamadan vefat ettiğinden ihtiyat her iki gün de oruç tutmayı gerektirir. Buna göre aşura orucu üç mertebedir: En azı tek başına onuncu günü oruçlu geçirmek, ortası dokuz ve onuncu günü oruçlu geçirmek, bunun da üzerinde olanı dokuz, on ve onbirincİ günleri oruçlu geçirmektir.
Ibn Abdilberr aşura orucunun artık farz olmadığı, müstehap olduğu konusunda icma bulunduğunu nakletmiştir. İbn Ömer özel olarak o günde oruç tutmanın mekruh olduğu görüşünde idi. Ancak bu görüş sonradan ortadan kalk-nıştır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.