

Hz. Nebi'İn " Bir dakika bakar mısınız" sözü "bekleyin, hemen hızlıca gitmeyin. Burada sizin hoş görmeyeceğiniz bir şey yok" anlamındadır. Burada "ademoğlu" ifadesi bir cins olarak insan anlamında olup kadınları da erkekleri de kapsar. Müslim, Ebu Davud ve Ahmed İbn Hanbel'in Ma'mer aracılığıyla rivayet ettiği hadiste "kalbinize bir şer atmasından korktum"
şeklinde yer almıştır. Bu rivayetlerden özetle şu çıkar: Hz. Nebi, o iki kişinin kendisi hakkında kötü bir şey zannettiklerini söylememiştir, çünkü o ikisinin imanlarında sadık olduğunu biliyordu. Yalnızca şeytanın onlara vesvese vermesinden korkmuştur. Çünkü onlar korunmuş (masum) değillerdir. Şeytanın vereceği vesvese onları helake götürebilirdi. İşte bunun için derhal vesvese ihtimalini yok edecek şekilde onlara durumu bildirmiş ve Şafiî'nin (r.a.) dediği gibi onların dışındakilerden böyle bir duruma düşenlerin ne yapması gerektiğini de öğretmiştir.
Hakim'in naklettiğine göre Şafiî, Süfyan İbn Uyeyne'nin meclisinde oturuyordu. Süfyan ona bu hadis hakkında sorunca Şafii şöyle dedi: " Nebi (s.a.v.) iki kişiye bu sözü söyledi, çünkü o ikisinin Hz. Nebi hakkında töhmete düşürücü bir şey düşünmeleri hakkında küfre düşeceklerinden korktu. Onları düşündüğünden, şeytan onların kalbine kendilerini helake götürecek bir şey atmadan önce derhal gerçeği onlara bildirdi".
Hadisten Çıkan Sonuçlar İtikafta olan kişi, ziyaretçisini yolcu etmek, onunla birlikte ayakta durmak ve konuşmak gibi mubah olan şeylerle meşgul olabilir. İtikafta olan kişi, hanımı ile yalnız kalabilir. Kadın, itikafta olan kişiyi ziyaret edebilir. Hz. Nebi'in ümmetine olan şefkati ve onlardan günahı giderecek yollara onlan yönlendirmesi. Su-i zanna maruz kalmaktan korunmak, şeytanın hilesinden ve bahane ileri sürmekten korunmak.
ibn Dakîku'l-İyd şöyle demiştir: Bu, alimler ve toplumda önder konumunda olan kimseler için daha da önemlidir. Onların, kendileri için bir çıkış yolu olsa bile, haklarında kötü düşünülmesine (su-i zanna) sebep olacak şeyler yapmaları caiz değildir. Çünkü bu, onların ilminden yararlanılmasını iptale sebep olur. Bu yüzden bazı alimler şöyle demiştir: "Hakim, verdiği hükümde kapalı kalması muhtemel bir yön varsa töhmeti gidermek için aleyhine hükmettiği kişiye hükmün gerekçesini açıklamalıdır".
Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in eşlerinin evleri onlara izafe edilmektedir Kadının geceleyin evinden çıkması caizdir. Şaşırma durumunda "sübhanallah" denilir. "Sübhanallah" ifadesi; durumun önemini belirtme, durumu korkunç gösterme ve Ümmü Süleym hadisinde olduğu gibi utanma durumunda kullanılabilir. باب: الاعتكاف، وخروج النبي صلى الله عليه وسلم صبيحة عشرين.
9- İtikaf Ve Hz. Nebi'in Ramazanın Yirminci Gününün Sabahında Çıkması حدثني عبد الله بن منير: سمع هارون بن إسماعيل: حدثنا علي بن المبارك قال: حدثني يحيى بن أبي كثير قال: سمعت أبا سلمة بن عبد الرحمن قال: سألت أبا سعيد الخدري رضي الله عنه، قلت: هل سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يذكر ليلة القدر؟ قال: نعم، اعتكفنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم العشر الأوسط من رمضان، قال: فخرجنا صبيحة عشرين، قال: فخطبنا رسول الله صلى الله عليه وسلم صبيحة عشرين فقال: (إني أريت ليلة القدر، وإني نسيتها، فالتمسوها في العشر الأواخر في وتر، فإني رأيت أني أسجد في ماء وطين، ومن كان اعتكف مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فليرجع).
فرجع الناس إلى المسجد، وما نرى في السماء قزعة، قال: فجاءت سحابة فمطرت، وأقيمت الصلاة، فسجد رسول الله صلى الله عليه وسلم في الطين والماء، حتى رأيت الطين في أرنبته وجبهته. el-Kaffal şöyle demiştir: Hz. Nebi'in sözü şu anlama gelir: O, rüyasın-a "kadir gecesi şu gecedir, Özellikleri de şudur" diyen bir kimseyi gördü. Nebi (s.a.v.)'in sözü, onun bizzat kadir gecesini gördüğü halde onu unuttuğu anlamına gelmez.
Çünkü böyle şeyler unutulmaz. KİTABU’L-İ’TİKAF EK SAYFA 956-2 باب: اعتكاف المستحاضة. 10- Müstehaza Olan Kadının İtikaf Yapması حدثنا قتيبة: حدثنا يزيد بن زريع، عن خالد، عن عكرمة، عن عائشة رضي الله عنها قالت: اعتكفت مع رسول الله صلى الله عليه وسلم امرأة من أزواجه مستحاضة، فكانت ترى الحمرة والصفرة، فربما وضعنا الطست تحتها وهي تصلي. Hadis, itikafta olan kişinin, kendisine yönelik yanlış anlamaları sözle düzeltebileceğini göstermektedir. Fiil de böyledir. İtikafta olan kişi bu konuda namaz kılandan daha üst konumda değildir. (Namaz kılan bile kendisini fiil ile savunabildiğine göre, itikafta olan haydi haydi savunur).
باب: من خرج من اعتكافه عند الصبح. 13- İtikaftan Sabahleyin Çıkmak حدثنا عبد الرحمن: حدثنا سفيان، عن ابن جريج، عن سليمان الأحول، خال ابن أبي نجيح، عن أبي سلمة، عن أبي سعيد. قال سفيان: وحدثنا محمد بن عمرو، عن أبي سلمة، عن أبي سعيد. قال: وأظن أن ابن أبي لبيد حدثنا، عن أبي سلمة، عن أبي سعيد رضي الله عنه قال: اعتكفنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم العشر الأواسط، فلما كان صبيحة عشرين، نقلنا متاعنا، فأتانا رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: (من كان اعتكف فليرجع إلى معتكفه، فإني رأيت هذه الليلة، ورأيتني أسجد في ماء وطين). فلما رجع إلى معتكفه وهاجت السماء فمطرنا، فوالذي بعثه بالحق، لقد هاجت السماء من آخر ذلك اليوم، وكان المسجد عريشا، فلقد رأيت على أنفه وأرنبته أثر الماء والطين.
Konu başlığında yer alan ifade, gündüzleri değil geceleri itikaf yapmak isteyen kimseye yorulur. Bu kişinin yapması gereken, güneşin batışının hemen öncesinde itikafa girmek, fecrin doğuşundan sonra çıkmaktır. Yalnız gündüzleri itikaf yapmak isterse fecrin doğuşu sırasında itikafa girer, güneş battıktan sonra çıkar. Gece ve gündüzler ile birlikte itikaf yapmak isterse güneşin batmasından önce itikafa girer, güneşin batmasından sonra itikaftan çıkar.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.