

Nu'man İbn Beşîr'in rivayet ettiği hadiste "şüphelileri insanların çoğu bilmez’’ ifadesi geçmişti. Bu, bazı insanların bunları bildiğini gösterir. Buhari, şüphelilerden kaçınmak için bunların nasıl bilinebileceğini göstermek istemiş ve öncelikle bunu zapt-u rabt altına alan bir rivayet zikretmiş, sonra kaçınılması gereken şeylerin mertebelerini ortaya koyan hadisler zikretmiştir. Bunun ardından da kaçınılması müstehab olan şeyleri zikretmiştir. Daha sonra mekruh olan şeyleri bir konuyla yer vermiştir.
Bunu şöyle açıklayabiliriz: Bir şey aslen ya haram, ya mubahtır. Yahut da kendisinden şüphe edilir. Birincisine örnek avdır. Av, şer’i usulle boğazlanmadıkça aslen haramdır. Kişi bunda şüphe ettiği zaman, kesin bir husus olmadıkça avın haram olma özelliği ortadan kalkmaz. Adiy İbn Hatim hadisi buna işaret etmektedir. İkincisine örnek taharettir. Kişi abdest aldığında, yalnızca kesin olarak abdestini bozduğunu biliyorsa abdesti kalkar. İleride gelecek Abdullah İbn Zeyd hadisi ile buna işaret etmiştir. Bunun bir örneği de şudur: Bir kimsenin bir zevcesi ve kölesi olsa, bu kişi hanımını boşayıp boşamadığında ve kölesini azat edip etmediğinde şüphe etse bu şüphe dikkate alınmaz, bunlar onun olmaya devam eder.
Üçüncü kısım aslının ne olduğu kesin olarak bilinmeyen ve haramlık ile mübahlığı konusunda tereddüd edilendir. Bunun terk edilmesi daha etmektedir. Ebu Nuaym, bir başka yolla şunu rivayet etmiştir: Yunus İbn Ubeyd ve Hassan İbn Ebu Sinan bir araya geldi. Yunus "Vera'dan daha şiddetli bir şey tecrübe etmedim" dedi. Hassan ise "Ben ondan daha kolay bir şey tecrübe etmedim" dedi. Yunus: "Nasıl yani?" diye sordu. Hassan "Beni şüphelendiren şeyi bıraktım, şüphelendirmeyeni aldım, rahat ettim" dedi.
Bazı alimler şöyle demiştir: Hassan kendi makamına göre bu sözü söylemiştir. Onun sözünü ettiği terk (şüpheli şeyleri bırakmak), insanlardan pek çoğu için büyük zorluklar taşımaktadır. "Seni şüphelendiren şeyi bırak, şüphelendirmeyeni al" ifadesi; Tirmizî, Nesaî, İmam Ahmed, İbn Hibban ve Hakim tarafından Hasan İbn Ali aracılığıyla Hz. Nebi'in sözü olarak rivayet edilmiştir.
"Seni şüphelendiren şey" ifadesi "bir şeyden şüphe ettiğinde onu bırak" anlamına gelmektedir. Şüphe edilen şeyi terk etmek, vera' konusunda büyük bir prensiptir. Tirmizî, Atiye es-Sa'dî'den Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sözü olarak şunu rivayet etmiştir: "Bir kimse, kendisinde sakınca olan bir şeyden sakınmak amacıyla kendisinde sakınca bulunmayan bir şeyi bile terk etmedikçe muttaki-lerden olamaz".
Hattabî şöyle demiştir: Şüphe ettiğin her durumda, vera'ya uygun olan onu terk etmektir. Vera’ üç kısımdır: Vacip (farz), müstehap ve mekruh. Farz olan, haramları yapmayı gerektiren şeylerden uzak durmaktır. Mendup (müstehap) olan, malının çoğu haram olan kimse ile iş yapmayı terk etmektir. Mekruh olan ise meşru olan ruhsatları, aşırıya gitmek suretiyle terk etmektir.
باب: ما يتنزه من الشبهات. 4- Şüpheli Şeylerin Hangilerinden Kaçınılır? حدثنا قبيضة: حدثنا سفيان، عن منصور، عن طلحة، عن أنس رضي الله عنه قال: مر النبي صلى الله عليه وسلم بتمرة مسقوطة، فقال: (لولا أن تكون صدقة لأكلتها).وقال همام: عن أبي هريرة رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (أجد تمرة ساقطة على فراشي). Mühelleb şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu vera’ olarak (ihtiyaten) terk etmiştir, yoksa bunu terk etmek farz değildir. Çünkü temel prensip şudur: Bir kimsenin evinde bulunan bir şey, haram olduğuna dair delil bulununcaya dek mubahtır.
Bu hadis, zekat malının azının bile Hz. Nebi'e haram olduğunu göstermektedir. Bunun çoğu ise öncelikle haram olur.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.