

İbn Battal şöyle demiştir: Cuma süresindeki ayette geçen "yeryüzüne dağılın ue Allah'ın lütfundan isteyin" ifadesi, "ihramdan çıktığınızda avlanın" ayetinde olduğu gibi, yasağın ardından, yasaklanan şeyi mubah kılmadır. İbnü'I-Müneyyir el-Haşiye adlı eserinde şöyle demiştir: Buharî'nin kastı, ticaret için yapılan hareketler (yolculuklar) uzak bile olsa bunu onayladığını göstermek, işi aşırılığa götürerek çarşıya bile uğramayanlara muhalefet etmektir.
Ebu Musa'nın "bize böyle yapmamız emredilirdi" ifadesi ile kasıt Resulul-lah'ın şu sözüdür: "Sizden biri (bir yere girmek için) üç kere izin istediği halde, kendisine izin verilmezse geri dönsün." Hz. Ömer, ticaretle meşgul olmayı "oyalamak" şeklinde mutlak olarak nitelemiştir. Çünkü ticaret, onu Nebile birlikte bulunmaktan oyalamış, başkaları onun duymadığı şeyleri Hz. Nebi'den duymuştur. Hz. Ömer burada Nebile hiç birlikte olmadığını kastetmem iştir, çünkü bu nisbî bir durumdur.
Hz. Ömer'in çarşıya gitme ihtiyacı, bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlamak ve insanlardan bir şey istememek içindi. Ebu Hureyre ise tek başına yaşayan bir kimse olduğundan, onun Hz. Nebile birlikteliği çok olmuştur. Şu da bir gerçek ki Hz. Ömer, Nebile uzun müddet birlikte olmuştur. "Lehv / Oyalamak" ifadesi ister haram ister helal olsun mutlak anlamda bir şeyden oyalayan şey için kullanılır. Dinde ise yalnızca haram olan oyalama için kullanılır.
باب: التجارة في البحر. 10- Deniz Ticareti وقال مطر: لابأس به، وما ذكره الله في القرآن إلا بحق، ثم تلا: {وترى الفلك مواخر فيه ولبتغوا من فضله} /النحل: 14/. والفلك: السفن، الواحد والجمع سواء.وقال مجاهد: تمخر السفن الريح، ولا تمخر الريح من السفن إلا الفلك العظام. Matar şöyle demiştir: "Bunda bir sakınca yoktur. Yüce Allah'ın Kur'an'da zikrettiği hakkın ta kendisidir. Nitekim o şöyle buyurmuştur: "Gemilerin denizde yara yara gittiklerini de görüyorsun.
(Bütün bunlar) onun lütfunu aramanız ve nimetine şükretmeniz içindir"[Nahl, 14] Mücahid şöyle demiştir: Ayette sözü edilen gemiler rüzgarı yarar. Rüzgarı yaran gemiler ise ancak büyük gemilerdir. وقال الليث: حدثني جعفر بن ربيعة، عن عبد الرحمن بن هرمز، عن أبي هريرة رضي الله عنه، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم: أنه ذكر رجلا من بني إسرائيل، خرج في البحر فقضى حاجته، وساق الحديث.
Bu konuda, ticaret için gemiye binmenin mubah olduğu hususu ele alınmaktadır. Burada zikredilen hadisin konu başlığına uyumu şu açıdandır: "Bizden öncekilerin şeriatı, bizim şeriatımızda onu yürürlükten kaldıran bir delil bulunmadığı sürece bizim için de geçerlidir. Özellikle de Nebiimiz bunu ikrar ederek veya yapanı överek anlatmışsa bu daha açıktır". Buhari’nin bu hadisi vermekteki amacı, gemiye binmenin eski zamanlardan beri bilindiğini, bunu yasaklayan bir delil bulununcaya kadar bunun aslen mubah olma halinin devam edeceğini belirtmektir.
Mahir: Günümüzde küçük gemiler de büyük gemiler de güçlü motorları sebebiyle ağır yada hafif gövdeleriyle hem suyu hem rüzgarı yararak ilerliyor. Yani Allah Tebareke ve Teala'nın zaman üstü haberi bizim tarafımızdan daha iyi anlaşılıyor, zira en küçüğünden en büyüğüne tüm gemiler ticaret amaçlı kullanılabiliyor. باب: {وإذا رأوا تجارة أو لهوا انفضوا إليها}. 11- "Onlar Bir Ticaret Veya Eğlence Gördükleri Zaman Hemen Dağılıp Ona Giderler وقوله جل ذكره: {رجال لا تلهيهم تجارة ولا بيع عن ذكر الله} /النور: 37/.وقال قتادة: كان القوم يتجرون ولكنهم كانوا إذا نابهم حق من حقوق الله، لم تلههم تجارة ولا بيع عن ذكر الله، حتى يؤدوه إلى الله.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Öyle adamlar ki onları ne bir ticaret ne de bir alış veriş Allah'ı zikretmekten alıkoymaz"[Nur 37] Katade şöyle dedi. Sahabe ticaretle uğraşırdı. Ancak Allah'ın haklarından bir hak kendilerine geldiğinde, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah'ı zikretmekten alıkoymaz, bunu mutlaka eda ederlerdi. حدثني محمد قال: حدثني محمد بن فضيل، عن حصين، عن سالم بن أبي الجعد، عن جابر رضي الله عنه قال: أقبلت عير ونحن نصلي مع النبي صلى الله عليه وسلم الجمعة، فانفض الناس إلا اثني عشر رجلا، فنزلت هذه الآية: {وإذا رأوا تجارة أو لهوا انفضوا إليها وتركوك قائما}.
Ebu Hureyre'nin hadisi, kadının sevap alması için kocanın izin vermiş olmasını şart koşanları reddetmektedir. [Kocanın emri olmaksızın hanımının infakta bulunması iki anlamda anlaşılabilir:] a- Daha doğru olan yorum, bu hadisin "kadının, kocanın belirlediği kimseye kocasından izin almaksızın infakta bulunması" şeklindeki yorumdur. Bunun kocanın kazancından olması sebebiyle koca da ecir almaktadır.
b- Bu şu anlama da gelebilir: Koca, hanımına daha önce genel anlamda malından infakta bulunması için izin vermiş olmakla birlikte, kadın infakta bulunurken özel olarak izin almamıştır. Hadisin bu iki şekilde anlaşılması gereklidir. Aksi taktirde infak kocanın ne genel ne de özel olarak izni olmaksızın yapıldığında kadın sevap değil günah kazanır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.