

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: Alimlerin çoğunluğu, kırsal kesimden mal getiren köylülerin şehir dışında karşılanmasını mekruh gördüğü halde Ebu Hanife bunu caiz görmüştür. Hanefilere göre, şehre mal getirenlerin mallarını şehir dışında almanın hükmü Ben (İbn Hacer) derim ki: Hanefilerin kitaplarında yer aldığına göre, şehre mal getiren köylülerin şehir dışında karşılanması şu iki durumda mekruh görülür: 1. Şehir halkına zarar vermesi.
2. Şehre mal getirenlerin, şehirdeki fiyat konusunda kafalarının karışması. Şehre mal getirenin malını şehir dışında satın almanın hükmü Alimler, bu satım akdinin hukukı niteliği konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Şafii'ye göre, mal getireni şehir dışında karşılayan kötü bir iş yapmış olur. Mal sahibi de muhayyer olur. Onun delili; Eyyub, İbn Sirin aracılığıyla Ebu Hureyre'den rivayet edilen şu hadistir: "Hz. Nebi s.a.v., şehre mal getirenlerin şehir dışında karşılanmasını yasakladı. Bir kimse şehir dışında onlardan mal satın alırsa, mal sahibi pazara gelip de fiyatları gördükten sonra satımı onaylayıp onaylamama konusunda muhayyer olur." (Bu hadisi Ebu Davud, Tirmizı ve İbn Huzeyme Eyyub'dan rivayet etmişlerdir. ) Müslim ise Hişam ve İbn Sirin'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Şehre mal getirenleri şehir dışında karşılamayın. Şehir dışında onları karşılayıp mal satın alındığında mal sahibi pazara gelip de fiyatları görünce muhayyer olur."
Mal sahibinin muhayyerliği mutlak olarak mı, yoksa fiyatlar konusunda aldatıldığını öğrendiğinde mi sabit olur? Bu konuda iki görüş vardır. En doğrusu bunun mutlak olmasıdır. Hanbeliler de bu görüştedir. Hadisin zahiri de bunu göstermektedir. Çünkü bu yasak; satıcının yararını sağlamak, ondan zararı gidermek ve onu hile ve aldatmadan kurtarmak içindir. Hadisin zahiri, mal getireni şehir dışında karşılama yasağının genel kapsamlı olduğunu göstermektedir. Şehre uzak olsun yakın olsun, satın almak amacıyla olsun yahut başka amaçla olsun fark etmez.
باب: منتهى التلقي. 72. MAL GETİRENLERİN ŞEHİR DIŞINDA KARŞıLANMASI YASAĞININ SINIRI حدثنا موسى بن إسماعيل: حدثنا جويرية، عن نافع، عن عبد الله رضي الله عنه قال: كنا نتلقى الركبان، فنشتري منهم الطعام، فنهانا النبي صلى الله عليه وسلم أن نبيعه حتى يبلغ به سوق الطعام.قال أبو عبد الله: هذا في أعلى السوق، يبينه حديث عبيد الله. Pazara mal getiren açısından, malı şehir dışında satma yasağının bittiği bir sınır yoktur.
Şehirden gelen kimseye gelince; Buhari konu başlığında, bunun başlangıcının pazardan çıkmak olduğunu söylemiştir. Bu konuda delil sahabenin şu sözüdür: "Yiyeceklerin satıldığı yer, pazarın en üst tarafı idi. Kimileri yiyecekleri bulundukları yerde satıyorlardı. Bunun üzerine Hz. Nebi, yiyecek maddesini nakletmedikçe bulunduğu yerde satılmasını yasakladı." Hz. Nebi, pazarın en üst tarafında alım-satımı yasaklamamıştır. Bu, mal getiren kimseleri, pazarın en üst tarafına yakın yerde karşılamanın caiz olduğunu gösterir.
Kişi, pazardan çıkmakla birlikte şehirden çıkmamış olursa, Şafii'ye göre yasağın kapsamına dahil olmaz. Çünkü mal getirenler şehre girdiklerinde fiyatlardan haberdar olurlar ve kendi karlarını hesap edebilirler. Şayet bunu yapmıyorlarsa bu kendi kusurlarıdır. Şehre girmeden fiyatları bilmeleri ise nadirdir. Malikilerde meşhur görüşe göre hadisin zahirinden anlaşıldığı üzere malın pazara getirilmesi dikkate alınır, bundan önce satın alınması yasaktır. Ahmed İbn Hanbel ve İshak da bu görüştedir.
KİTABU’L BUYU’ EK SAYFA – 1000-2 باب: إذا اشترط شروطا في البيع لا تحل. 73. SATIM AKDİNDE HELAL OLMAYAN ŞARTLAR İLERİ SÜRMEK حدثنا عبد الله بن يوسف: أخبرنا مالك، عن هشام بن عروة، عن أبيه، عن عائشة رضي الله عنها قالت: جاءتني بريرة فقالت: كاتبت أهلي على تسع أواق، في كل عام أوقية، فأعينيني، فقلت: إن أحب أهلك أن أعدها لهم، ويكون ولاؤك لي فعلت. فذهبت بريرة إلى أهلها، فقالت لهم فأبوا عليها، فجاءت من عندهم ورسول الله صلى الله عليه وسلم جالس، فقالت: إني قد عرضت ذلك عليهم فأبوا إلا أن يكون الولاء لهم، فسمع النبي صلى الله عليه وسلم، فأخبرت عائشة النبي صلى الله عليه وسلم، فقال: (خذيها واشترطي لهم الولاء، فإنما الولاء لمن أعتق).
ففعلت عائشة، ثم قام رسول الله صلى الله عليه وسلم في الناس، فحمد الله وأثنى عليه، ثم قال: (أما بعد، ما بال رجال يشترطون شروطا ليست في كتا بالله، ما كان من شرط ليس في كتاب الله فهو باطل، وإن كان مائة شرط، قضاء الله أحق، وشرط الله أوثق، وإنما الولاء لمن أعتق). Buhari burada Berire olayı ile ilgili Hz. Aişe ve İbn Ömer'in hadisini nakletmiştir. Öyle anlaşılıyor ki onun amacı bu konudaki yasağın akdin fesadını gerektirdiğini belirtmektir.
Şu halde Buhari'nin "şehir dışında mal satın alma durumunda satım akdi feshedilir" görüşü de doğrudur. Bu konuda geniş açıklama Şartlar bölümünde gelecektir. (2735 nolu hadiste)