

"Hurma" ifadesi ile hurma meyvesi kastedilmiştir. Gümüş paranın (verik), peşin altın para karşılığında, vadeli olarak satılması yasaklanmıştır. "Nesa'" vadeli anlamına gelir. Eğer İbn Ömer'in rivayet ettiği hadis sahih ise, bunu, -tabii kabul edenlere göre- peşin yapılan veya çok kısa vadeli olan selem akdi olduğuna yormak gerekir. Belirli bir bahçenin, muayyen hurma ağaçlarından çıkacak olan hurmalar üzerine selem akdi yapılabilir. Malikiler bu görüştedir.
İbnü'l-Münzir, belirli bir bahçenin meyveleri üzerine yapılan selemin yasak olduğunda, alimlerin çoğunluğunun ittifak ettiğini nakletmektedir. Çünkü bunda ğarar vardır (o bahçenin meyve verip vermeyeceği kesin değildir). Alimlerin çoğunluğu, söz konusu hadisi, peşin gerçekleştirilen selem akdine yormuşlardır. باب: الكفيل في السلم. 5. SELEM AKDİNDE KEFİL حدثنا محمد: حدثنا يعلى: حدثنا الأعمش، عن إبراهيم، عن الأسود، عن عائشة رضي الله عنها قالت: اشترى رسول الله صلى الله عليه وسلم طعاما من يهودي بنسيئة، ورهنه درعا له من حديد.
Rehin konusunda zikredilen hadisin konuyla ilgisi açıktır. Kefalet konusuna gelince; İsmaili bu konuda şöyle demiştir: "Bu hadis, konu başlığı ile ilgili değildir. Buhari belki, kefili de rehin konusuna dahil etmek istemişti. Çünkü söz konusu olan, rehin ile sabit bir haktır ki bu durumda kefil istemek de caizdir." İbrahim en-Nehai hadisin ravisinden daha önce böyle bir izahatta bulunmuştur.
Hadis, selem akdinde rehin almayı caiz görmeyenlere karşı bir delildir. Muvaffak şöyle demiştir: "Bana, İbn Ömer, Hasan, Evzai ve bir rivayete göre Ahmed'in selem akdinde rehin almayı mekruh gördüğüne, diğer alimlerin ise bu konuda izin (ruhsat) verdiğine dair bir rivayet ulaştı. Ruhsat verenlerin delili, "Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın, .... Yolculukta olur da, yazacak kimse bulamazsanız (borca karşılık) alınmış bir rehin de yeterlidir" [Bakara, 282-283] ayetidir. Buradaki ifade geneldir. Selem akdini de içine alır. Çünkü selem de bir tür satıştır.
باب: السلم إلى أجل معلوم. 7. BELiRLENMiŞ BiR VADEDE TESLiM ETMEK ÜZERE YAPILAN SELEM AKDİ وبه قال ابن عباس وأبو سعيد والأسود والحسن. İbn Abbas, Ebu Said, Hasan ve Esved bu görüştedir. (Yani, vade'nin, sadece selem akdinde olduğu görüşündedir.) وقال ابن عمر: لا بأس في الطعام الموصوف، بسعر معلوم إلى أجل معلوم، ما لم يك ذلك في زرع لم يبد صلاحه. İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Nitelikleri, fiyatı, vadesi belirlenmiş olan yiyecek maddeleri üzerine, hastalıktan emin olunmamış bulunan ekin olmadığı sürece, selem akdi yapmakta bir beis yoktur.
حدثنا أبو نعيم: حدثنا سفيان، عن ابن نجيح، عن عبد الله بن كثير، عن أبي المنهال، عن ابن عباس رضي الله عنهما قال: قدم النبي صلى الله عليه وسلم المدينة وهم يسلفون في الثمار السنتين والثلاث، فقال: (أسلفوا في الثمار في كيل معلوم، إلى أجل معلوم). وقال عبد الله بن الوليد: حدثنا سفيان: حدثنا ابن أبي نجيح، وقال: (في كيل معلوم، ووزن معلوم). Konu başlığı, peşin selem akdini caiz görenlere bir anlamda red niteliği taşımaktadır ki, bu görüşü savunanlar Şafiilerdir. Çoğunluk alimlere göre peşin selem olamaz.
Peşin selemi caiz görenler, hadisteki, "belirli bir vadede" ifadesini şöyle yorumlamıştır: "Vadeli selem akdi yapmak isteyen, bunu, belirsiz bir vade ile değil de, vadeyi belirleyerek yapsın." Peşin yapılan selem ise, evleviyetle caiz bir işlem olur. Çünkü, garar bulunmasına rağmen vadeli selem caiz olduğuna göre, garardan uzak olan peşin selem haydi haydi caiz olur Bu görüş (selemin belirli bir vadede olması gerektiği), mükatebe akdinin caiz olması öne sürülerek eleştirilmiştir Bu tenkide şöyle cevap verilmiştir: İkisi arasında fark vardır Çünkü mükatebe akdinde vadenin belirsiz olmasını, çoğunlukla kölenin peşin ödemeye gücü yetmeyeceği için İslam (nass) teşri! kılmıştır.
İbn Abbas'ın görüşünü, Şafii, Ebu Hassan el-A'rac'ten şöyle nakletmiştir: "Ben şahitlik ederim ki, belirlenmiş bir vadede, tazmin yükümlülüğü üstlenilen selem, Allah'ın, Kur'an'da helal kıldığı ve izin verdiği bir işlemdir: Ayet şöyledir: "Ey iman edenler! Birbirinize, belirli bir vade ile borçlandığınızda bunu yazın. " [Bakara, 282] باب: السلم إلى أن تنتج الناقة.
8. DEVENİN DOĞURMASININ SELEM AKDİNDE VADE OLARAK TAYİN EDİLMESİ حدثنا موسى بن إسماعيل: أخبرنا جويرية، عن نافع، عن عبد الله رضي الله عنه قال: كانوا يتبايعون الجزور إلى حبل الحبلة، فنهى النبي صلى الله عليه وسلم عنه. فسره نافع: أن تنتج الناقة ما في بطنها. Bu konudaki açıklamalar "alım-satım" bölümünde daha önce geçmişti. Bu hadisten, belirlenmemiş bir vade için yapılan selem akdinin caiz olmayacağı hükmü çıkarılmıştır.
KİTABU SELEM BİTTİ.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.