

Nebilerin, nübüvvet verilmede önce çobanlık yapmalarındaki hikmet, çobanlık sayesinde, ileride ümmetinin işlerini yürütme konusunda tecrübe kazanmalarını sağlamaktır. Diğer yandan, hayvanlarla birlikte oldukları zaman, yumuşak huylu olma ve şefkatli olma gibi özellikleri kazanmaktadırlar. Çünkü çoban, emri altındaki sürüye karşı sabırlı olur, dağılanları otlakta toplar, bir meradan bir başkasına götürür, onları, yırtıcı kuş ve hırsız gibi tehlikelere karşı korur, her birinin değişik yaratılışta olduğunu, zayıf olmasına rağmen sürüden hep ayrılmaya çalıştığını ve gözetilmeye olan ihtiyacını görür. Burada edindiği sabrı ümmetine de gösterir, insanların da değişik yaratılışta olduğunu, akıl seviyelerinin farklılık arzettiğini anlar. Bu sayede, kalbi kırık kimselerin gönlünü alır, zayıfları ayağa kaldırır, onları görüp gözetir. Bu sayede çobanlıkla belirli bir tecrübe elde etmeden görev üstlenmelerine göre, zorluklar karşısında tahammülleri daha kolay olmaktadır.
Burada özellikle koyun'un zikredilmesi, diğer hayvanlara göre daha zayıf olduğu içindir. Diğer yandan koyunlar, deve ve sığırlara göre daha çok dağılır. Çünkü deve ve sığırları bir yere bağlamak mümkündür, oysa koyunlarda genelde böyle bir uygulama yoktur. Koyunlar, her ne kadar çok çabuk dağılsalar bile, diğer hayvanlardan daha çabuk emre itaat ederler.
Bilindiği gibi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah (c.c) katında en güzel ahlak sahibi kimsedir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisinin de, koyun güttüğünü söylemesi, Rabbine karşı ne kadar büyük bir tevazuya sahip olduğunu. onun verdiği nimetlere ve diğer Nebilere karşı büyük minnet duyduğunu göstermektedir. باب: استئجار المشركين عند الضرورة، أو: إذا لم يوجد أهل الإسلام.
3. ZARURET HALİNDE VEYA MÜSLÜMAN BİR KİMSE BULUNMADlĞI ZAMAN MÜŞRİKLERLE HİZMET AKDi (ICARE) YAPMAK وعامل النبي صلى الله عليه وسلم يهود خيبر. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber yahudilerini toprağı işlemek üzere görevlendirmiştir. حدثنا إبراهيم بن موسى: أخبرنا هشام، عن معمر، عن الزهري، عن عروة ابن الزبير، عن عائشة رضي الله عنها: واستأجر النبي صلى الله عليه وسلم وأبو بكر رجلا من بني الديل، ثم من بني عبد بن عدي، هاديا خريتا - الخريت: الماهر بالهداية - قد غمس يمين حلف في آل العاص بن وائل، وهو على دين كفار قريش، فأمناه فدفعا إليه راحلتيهما، ووعداه غار ثور بعد ثلاث ليال، فأتاهما براحلتيهما صبيحة ليال ثلاث، فارتحلا، وانطلق معهما عامر بن فهيرة، والدليل الديلي، فأخذبهم أسفل مكة، وهو طريق الساحل.
Buradaki 3. bab'ın başlığı, Buhari'nin, savaş halindeki (harbl) veya zımmi olan müşrikleri çalıştırmak üzere onlarla hizmet akdi yapmayı, ihtiyaç hali hariç, uygun görmediğini hissettirmektedir. İhtiyaç hali, o konuda ehliyet sahibi bir Müslümanın bulunmaması gibi durumlardır. Abdürrezzak, İbn Cüreyc yoluyla İbn Şihab'ın şöyle dediğini nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber hurmaları ve ekinleri için çalıştıracak işçi bulamamıştır. Bundan dolayı Hayber Yahudilerini çağırıp işi onlara vermiştir.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Hayber Yahudilerini, araziyi ekmeleri için tutması ve hicreti sırasında bir müşrik rehberle hizmet sözleşmesi yapmasını delil olarak getirmek tartışmaya açık bir konudur. Çünkü her iki hadisede de, Hz. Nebi'in, müşriklerle hizmet sözleşmesi yapmayı yasaklamasıyla neyi amaçlamış olduğunu gösteren bir açıklama mevcut değildir.
Buhari, bu iki hadisi, Resulullah s.a.v.'in, "Biz müşrikten yardım almaz ve ona dayanmayız" sözü kapsamında ele almıştır. Bu hadisi, Müslim ve Sünen sahibi diğer hadisçiler nakletmiştir. Burada Buhari, başlıktaki ifadeyi kullanarak söz konusu rivayetlerin arasını bulmayı istemiştir. İbn Battal şöyle der: Fakihlerin çoğu müşrikler ile, hem zaruret durumunda hem de diğer hallerde hizmet akdi yapmayı caiz görür. Çünkü bu durum bütün kafir ve müşrikleri zillete düşüren bir durumdur. Yasaklanan sadece, bir Müslüman'ın, müşrik ile hizmet akdi yapıp onun emrine girmesidir. Çünkü bu.
Müslümanı zillete düşüren bir durum olur. Yukarıda zikredilen hadise göre, bir Müslüman, yol rehberliği için, güvenmesi halinde, bir müşriği istihdam edebilir. Yine iki kişi, bir iş için, bir kimse ile .hizmet akdi yapabilir باب: إذا استأجر أجيرا ليعمل له بعد ثلاثة أيام، أو بعد شهر، أو بعد سنة جاز، وهما على شرطهما الذي اشترطاه إذا جاء الأجل. 4. BiR İŞÇİ İLE, ÜÇ GÜN, BİR AY BİR SENE YADA SONRA ÇALIŞMASI ZAMAN KABUL ETTİKLERİ ŞART'A UYGUN DAVRANMAK ZORUNDADIR حدثنا يحيى بن بكير: حدثنا الليث، عن عقيل، قال ابن شهاب: فأخبرني عروة بن الزبير: أن عائشة رضي الله عنها، زوج النبي صلى الله عليه وسلم، قالت: واستأجر رسول الله صلى الله عليه وسلم وأبو بكر رجلا من بني الديل، هاديا خريتا، وهو على دين كفار قريش، فدفعا إليه راحلتيهما، وواعداه غار ثور بعد ثلاث ليال، فأتاهما براحلتيهما صبح ثلاث.
İbn Battal şöyle der: "Bir işçiyi, hizmette bulunması için istihdam etmekle, savaş sırasındaki bir takım destek hizmet işlerinde kullanmak üzere ya da başka amaçlarla istihdam etmek aynı hükümdedir." Burada, cihad her ne kadar sevap kazanmak amacıyla yapılsa da, mücahide yardımcı olması ve bizzat yapamadığı bir çok işte destek olması için ücretli işçi tutmanın da bu amaca aykırı bir iş olmadığını göstermek amaçlanmış olabilir .
باب: من استأجر أجيرا فبين له الأجل ولم يبين العمل. 6. BİR İŞÇİ TUTUP, SÜREYİ BELİRLEYİP İŞİ BELİRLEMEMEK لقوله: {إني أريد أن أنكحك إحدى ابنتي هاتين - إلى قوله - على ما نقول وكيل} /القصص: 27 - 28/.---- --يأجر فلانا: يعطيه أجرا، ومنه في التعزية، أجرك الله. Allah (C.C.) şöyle buyurmuştur: -(Şuayb'ın) iki kızından biri: "Babacığım! Onu ücretle (çoban) tut. Çünkü ücretle istihdam edeceğin en iyi kimse, bu güçlü ve güvenilir adamdır" dedi. -(Şuayb) Dedi ki: "Bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan artık o kendinden; yoksa sana ağırlık vermek istemem. İnşaallah beni iyi kimselerden bulacaksın." [Kasas, 26-27] Buhari, işçinin, süre belirleyip işi belirlemeden tutulmasının caiz olduğu görüşünü tercih edip buna delil olarak yukarıdaki ayeti getirmiştir. Bununla birlikte. caiz olmama ihtimali de bulunduğu için, "caizdir" de dememiştir. Ayetin, delil olma yönü, kıssada, Hz. Musa'nın yapacağı işin beyan edilmemiş olmasıdır. Burada, sadece Hz. Musa'nın, iki kızın babası için çalışmayı kabul ettiğinden bahsedilmiştir. Bu ayetin delil olması, ancak geçmiş ümmetlerin şeriatının (şer'u men kablena), bizim dinimizce de kabul edilmiş olma halinde geçerlidir.
Şafii yukarıdaki ayeti, icare (kiralama) akdinin meşruiyetine delil getirerek "Allah (c.c), bir Nebiinin, bir kadını nikahlama karşılığında belirli bir süre başkası için çalışmak üzere akit yaptığını zikretmiştir" demiştir. Bir görüşe göre, (Hz. Şuayb) onunla, çobanlık yapması için hizmet akdi yapmış olduğu görülmektedir. Mühelleb şöyle der: Ayette, yapılacak işin bilinmediğini gösteren bir şey yoktur. Çünkü ne yapılacağını taraflar biliyordu. Bundan dolayı işi zikretmemişlerdir.
İbnü'l-Müneyyir şu eleştiriyi yapmıştır: Buhari burada, hizmet akdinde yapılacak işin bilinmemesinin caiz olmayacağını belirtmek istememiştir. Onun kastettiği şudur: Yapılacak işi lafzen söylemek şart değildir, çünkü hüküm, lafızlara değil, maksatlara göre verilir. باب: إذا استأجر أجيرا على أن يقيم حائطا يريد أن ينقض جاز. 7- YIKILMAK ÜZERE OLAN BiR DUVARı DOĞRULTMASI iÇiN iŞÇİ TUTMAK حدثنا إبراهيم بن موسى: أخبرنا هشام بن يوسف: أن ابن جريج أخبرهم قال: أخبرني يعلى بن مسلم، وعمرو بن دينار، عن سعيد بن جبير، يزيد أحدهما على صاحبه، وغيرهما قال: قد سمعته يحدثه عن سعيد قال: قال لي ابن عباس رضي الله عنهما: حدثني أبي بن كعب قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (فانطلقا، فوجدا جدارا يريد أن ينقض - قال سعيد بيده هكذا ورفع يديه - فاستقام). قال يعلى: حسبت أن سعيدا قال: (فمسحه بيده فاستقام، قال: لو شئت لاتخذت عليه أجرا). قال سعيد: (أجرا نأكله).
Bu hadis tam olarak, "tefsir" bölümünde, aynı senetle yer almaktadır. Geniş açıklama inşaallah orada yapılacaktır. Bu hadisten, ancak, geçmiş kavimlerin şeriatlerinin bizim için de geçerli olduğunu kabul edersek hüküm çıkartılabilir ve bir delil olabilir. Çünkü "ücret alınmasını isteyen" Hz. Musa'dır. Bu ifade, "Eğer yaptığın işten dolayı bir ücret almayı şart koşmuş olsaydın bundan yararlanırdık" anlamına gelir.
İbnü'l-Müneyyir şöyle der: Buhari burada, icare akdinin (hizmet sözleşmesi), süre belirlenerek yapılabileceği gibi, yapılacak iş belirlenerek de yapılabileceğini göstermeyi amaçlamıştır. باب: الإجارة إلى نصف النهار. 8. GÜN BAŞINDAN GÜN ORTASINA KADAR (YARIM GÜNLÜK) HİZMET AKDİ حدثنا سليمان بن حرب: حدثنا حماد، عن أيوب، عن نافع، عن ابن عمر رضي الله عنهما، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (مثلكم ومثل أهل الكتابين، كمثل رجل استأجر أجراء، فقال: من يعمل لي من غدوة إلى نصف النهار على قيراط؟ فعملت اليهود، ثم قال: من يعمل لي من نصف النهار إلى صلاة العصر على قيراط؟ فعملت النصارى، ثم قال: من يعمل لي من العصر إلى أن تغيب الشمس على قيراطين؟ فأنتم هم، فغضبت اليهود والنصارى، فقالوا: مالنا، أكثر عملا وأقل عطاء؟ قال: هل نقصتكم من حقكم؟ قالوا: لا، قال: فذلك فضلي أوتيه من أشاء).
Buhari, ücret ve süre belirlenerek yapılan hizmet akdinin geçerliği olduğunu ispat etmek istemiştir. Çünkü Şari'in verdiği örnek bu şekildedir. Eğer caiz olmasaydı, Şari' bunu kabul etmezdi. Buhari, günün bir kısmı üzerine, eğer süre tayin edilmiş ise, yapılan iş akdinin caiz olduğunu ispatlamayı amaçlamış da olabilir. Sürenin tayin edilmesi, "bilinenin" en kısası bir tam gündür" şeklindeki zayıf bir iddiayı önlemek içindir.
Kirat, nasip anlamındadır. Aslında bir danik'in yarısına kirat denir. Bir danik ise, 116 dirhemdir. Kıssada sinirlenen ehli kitap, onların kafir olanlarıdır. Rabbimizin, "Bu benim lütfumdur, dilediğime veririm" buyruğu, ehl-i sünnetin, "sevabı, Allah (c.c) ihsan olarak vermektedir" şeklindeki anlayışına bir delildir. باب: الإجارة إلى صلاة العصر. 9. SÜRESİ İKİNDİ NAMAZI OLAN İŞ AKDİ

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.