

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

Buhari, başlıkta zikredilen ayetle ilgili olarak İbn Abbas'ın, "Nisa" suresinin tefsirinde, senedi ve metni ile gelecek olan hadisine yer vermiştir. Bu konudaki geniş açıklama orada yer alacaktır. Burada, kefaletin, bedelsiz olarak nafile ibadet kastıyla (tatawu) bir mali yükümlülük altına girmek olduğuna işaret edilmek istenmiştir. Nasıl tatawu yoluyla bir anlaşma yapıp karşı tarafın miras alması bağlayıcı oluyorsa, işte, kefalet de bu şekilde bağlayıcı olur.
Hilf, ahit (anlaşma) anlamındadır. "İslamda hilf yoktur" sözü, "cahiliyye devrinde ittifak ettikleri hususlar İslam devrinde geçerli olmayıp bunlar üzerinde anlaşma yapılamaz" anlamındadır. Asım bu sözü ile, Sa'd İbn İbrahim'in, babası yoluyla, Cübeyr İbn Mut'im'den "merfu" olarak naklettiği "İslam'da hilf (kabileler arası anlaşma) yoktur" hadisine işaret etmek istemiştir.
"İslam ancak Cahiliyye döneminde yapılan anlaşmalara uyma konusundaki bağlayıcılığı artırır" Bu hadisi, Müslim nakletmiştir. Taberi şöyle demiştir: Enes'in, kabileler arasında anlaşmanın varlığını ispat için getirdiği delil, Cübeyr İbn Mut'im'in naklettiği hadise aykırı değildir. Çünkü kardeşlik anlaşması, hicretin ilk yıllarında idi. Bu sırada onlar, birbirlerine mirasçı oluyordu. Daha sonra, İbn Abbas'ın da belirttiği gibi, mirasçı olma hükmü neshedildi. Kur'an'ın iptal etmediğiı hak için yardımlaşma, zulmedene karşı durma gibi hükümler geçerli olarak kalmıştır.
Bu sayede, Enes hadisi ile İbn Abbas hadisinin birlikte zikredilmesinin hikmeti de anlaşılmış oldu. Allah (c. c) en iyisini bilir. Hattabi'nin aktardığına göre İbn Uyeyne şöyle demiştir: "Aralarında kabile anlaşması (hilf) yaptı, yani aralarında kardeşlik anlaşması yaptı." İbn Uyeyne, bu sözüyle, cahiliyye devrindeki hilf anlaşmasının, İslamıdaki kardeşlik anlaşması ile aynı mahiyette olduğunu anlatmak istemiştir. Fakat İslamıdaki kardeşlik anlaşması, dini hüküm ve sınırlara göre işler. Cahiliyyedeki anlaşma ise, aralarındaki kendi görüşleriyle ortaya koydukları kurallara göre yürür. Dolayısıyla İslam'a aymı olan yönleri geçersiz, uygun yönleri geçerli olur.
Sahabiler, cahiliyye dönemindeki hilf! anlaşmaları ile İslamıdaki (kardeşlik) ınıaşması arasındaki aymcı özelliğin ne olduğu konusunda görüş ayrılığı içindedir. İbn Abbas r.a. "Yukarıdaki ayet nazil olmadan öncekiler cahiliyye; sonrakiler İslam anlaşmalarıdır" der. Hz. Ali r.a., "Kureyş suresi nazil olmadan gerçekleşen anlaşmalar cahiliyye anlaşmalarıdır"
demiştir. Hz. Osman r.a., "Hicretten önceki bütün anlaşmalar cahiliyye anlaşmaları, sonrakiler ise İslam anlaşmalarıdır" demiştir. Hz. Ömer r.a., "Hudeybiye anlaşmasından önceki bütün hilf! anlaşmaları geçerli; sonrakiler ise geçersizdir" demiştir. Bütün bu görüşleri, Ömer İbn Şebbe, Ebu Gassan Muhammed İbn Ebu Yahya yoluyla nakletmiştir. Kanaatirnce bunlardan en güçlüsü Hz. Ömer'in görüşüdür.
Bu rivayetler şöyle uzlaştmlabilir: Diğer görüşler, cahiliyye anlaşmalarının (hilf) geçerli olduğunu ifade etmektedir. Hz. Ömer'den rivayet edilen görüş ise, bu durumun neshedildiğini gösteriyor.