

İbn Battal şöyle demiştir: "Resulullah'a Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelen heyet, Hevazin kabilesinin elçileri idi. Onlar, esirlerinin geri verilmesi için kabilesinin vekili ve aracısı (şefi') durumunda idiler. Onlar da bunun için aracılık ettiler. Bir vekil ya da aracı, kendisi veya bir başkası için bir talepte bulunduktan sonra talebi kabul edilince, vekil hakkında verilen bu hüküm, vekili olduğu kimseler için de aynı olur."
Hattabi şöyle der: Bu hadis, vekilin, müvekkili aleyhine yaptığı ikrar'ın kabul edileceğini gösterir. Çünkü akıl danışılan (arif) kimseler, kabilesinin işleri konusunda vekil gibi değerlendirilir. Ebu Yusuf da bu görüştedir. Ebu Hanife ise, bu hükmün, sadece hakim hakkında geçerli olacağı görüşündedir. İmam Malik, İmam Şafii ve İbn Ebu Leyla ise, "Vekilin, müvekkil aleyhindeki ikrarı geçerli değildir. Hadiste, bunun caiz olduğuna dair bir delil de yoktur. Çünkü kabilenin arifleri, onların vekili değil, yöneticileri (emir) idi. Dolayısıyla onların kabulü, bir hüküm verdiği zaman, hakimin hükmünün kabul edilmesi gibi değerlendirilir" demiştir. Allah (Celle Celaluhu) en iyisini bilir.
Yukarıdaki hadis, süre belirlenmeden karz verilebileceğine bir delildir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bize AIlah'ın ihsan edeceği ilk ganimet malından ödemek üzere" buyurarak belirsiz bir tarih vermiştir. Bu konudaki açık.Iama, aşağıdaki hadis ele alınırken yapılacaktır باب: إذا وكل رجل أن يعطي شيئا، ولم يبين كم يعطي، فأعطى على ما يتعارفه الناس. 8. MİKTAR VERİLMEDEN BİR KİMSEYE BİR ŞEY VERMESİ İÇİN VEKALET VERİLMESİ HALİNDE ÖRF'E UYGUN HAREKET EDER حدثنا المكي بن إبراهيم: حدثنا ابن جريج، عن عطاء بن أبي رباح وغيره، يزيد بعضهم على بعض، ولم يبلغه كلهم، رجل واحد منهم، عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: كنت مع النبي صلى الله عليه وسلم في سفر، فكنت على جمل ثفال، وإنما هو في آخر القوم، فمر بي النبي صلى الله عليه وسلم، فقال: (من هذا). قلت: جابر بن عبد الله، قال: (ما لك). قلت: إني على جمل ثفال، قال: (أمعك قضيب). قلت: نعم، قال: (أعطينه).
فأعطيته فضربه فزجره، فكان من ذلك المكان من أول القوم، قال: (بعينه). فقلت: بل هو لك يا رسول الله، قال: (بعينه، قد أخذته بأربعة دنانير، ولك ظهره إلى المدينة). فلما دنونا من المدينة أخذت أرتحل، قال: (أين تريد). قلت: تزوجت امرأة قد خلا منها، قال: (فهلا جارية تلاعبها وتلاعبك). قلت: إن أبي توفي وترك بنات، فأردت أن أنكح امرأة قد جربت، خلا منها، قال: (فذلك). فلما قدمنا إلى المدينة قال: (يا بلال، اقضه وزده).
فأعطاه أربعة دنانير وزاده قيراطا، قال جابر: لا تفارقني زيادة رسول الله صلى الله عليه وسلم. فلم يكن القيراط يفارق جراب جابر بن عبد الله. İbn Battal şöyle demiştir: Bu hadis, örfün bir delilolarak kabul edileceğini göstermektedir. Çünkü Resulullah (s.a.v.), Bilal'e ne kadar fazla vereceğini açıklamamış, Bilal de, örfe uygun bir şekilde davranmış ve sadece bir kırat vermişti. Eğer Hz.
Nebi mutlak bir ifade ile "biraz fazla ver" buyurduğu için bir dinar daha fazla verseydi örf bu uygulamaya engel teşkil ederdi. Bu görüşe şu şekilde karşı çıkılmıştır. Söz konusu miktar, Resulullah'ın s.a.v., fazladan verilmesi için izin verdiği bir miktar olması da muhtemeldir. Sanki o, her bir dinar için % kırat artırılması yönünde izin vermişti (dört dinar için bu, bir kırat eder), dolayısıyla Bilal, örfe göre değil, Resulullah'ın s.a.v. beyanına uygun olarak davranmıştı.
باب: وكالة المرأة الإمام في النكاح. 9.KADININ, NİKAH AKDİ İÇİN DEVLET BAŞKANINA VEKALET VERMESİ حدثنا عبد الله بن يوسف: أخبرنا مالك، عن أبي حازم، عن سهل بن سعد قال: جاءت امرأة إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالت: يا رسول الله، إني قد وهبت لك من نفسي. فقال رجل: زوجنيها، قال: (قد زوجناكها بما معك من القرآن). Bu konudaki geniş açıklama "nikah" bölümünde yer alacaktır. (bkz. 5149. hadis) Davudi, kadının nikahı için devlet başkanına vekalet vermesi ile ilgili görüşü şu şekilde tenkit etmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu olayda, ne kadından bir izin almış, ne de kadın ona vekalet vermiştir. Hz. Nebi kadını söz konusu adamla, "Nebi müminlere, kendi canlarından daha yakındır" [Ahzab 6] ayeti gereği evlendirmiştir."
Buharr vekalet anlamını, kadının, "Kendimi sana hibe ettim" sözünden çıkarmıştır. Sanki kadın, evlenme işini Hz. Nebi'e (s.a.v.) devretmiştir. Diğer yandan bir kimse, Resulullah'a, "Beni onunla evlendir" dediği zaman kadın buna karşı çıkmamış ve bu konudaki nzası devam etmiştir. Buna göre kadın, evlenme işini, ya bizzat kendisinin evlenmesi ya da uygun gördüğü bir kişi ile evlendirmesi için Resulullah'a devretmiş demektir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.