

Buhari, müzaraa akdinin, müslümanların kendi arasında olması ile, zimmı.lerle yapmaları arasında hiçbir fark bulunmadığına işaret etmek istemiştir باب: ما يكره من الشروط في المزارعة. 12. MÜZAREA AKDİNDE HOŞ GÖRÜLMEYEN ŞARTLAR حدثنا صدقة بن الفضل: أخبرنا ابن عيينة، عن يحيى: سمع حنظلة الزرقي، عن رافع رضي الله عنه قال: كنا أكثر أهل المدينة حقلا، وكان أحدنا يكري أرضه، فيقول: هذه القطعة لي وهذه لك، فربما أخرجت ذه ولم تخرج ذه، فنهاهم النبي صلى الله عليه وسلم.
Buhari, konu başlığı ile, hadisteki yasaklamanın, akdin, belirsizlik taşıyan bir şart taşıyıp bunun garara sebep olması ile ilgili bulunduğuna işarette bulunmak istemiştir باب: إذا زرع بمال قوم بغير إذنهم، وكان في ذلك صلاح لهم. 13. BAŞKASININ MALI İLE ONUN YARARINA OLACAK ŞEKİLDE ONDAN İZİN ALMADAN EKİN EKMEK حدثنا إبراهيم بن المنذر: حدثنا أبو ضمرة: حدثنا موسى بن عقبة، عن نافع، عن عبد الله بن عمر رضي الله عنهما، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (بينما ثلاثة نفر يمشون أخذهم المطر فأووا إلى غار في جبل، فانحطت على فم غارهم صخرة من الجبل فانطبقت عليهم، فقال بعضهم لبعض: انظروا أعمالا عملتموها صالحة لله، فادعوا الله بها لعله يفرجها عنكم، قال أحدهم: اللهم إنه كان لي والدان شيخان كبيران، ولي صبية صغار، كنت أرعى عليهم، فإذا رحت عليهم حلبت، فبدأت بوالدي أسقيهما قبل بني، وإني استأخرت ذات يوم، فلم آت حتى أمسيت، فوجدتهما ناما، فحلبت كما كنت أحلب، فقمت عند رؤوسهما، أكره أن أوقظهما، وأكره أن أسقي الصبية، والصبية يتضاغون عند قدمي حتى طلع الفجر، فإن كنت تعلم أني فعلته ابتغاء وجهك فافرج لنا فرجة نرى منها السماء، ففرج الله فرأوا السماء.
وقال الآخر: اللهم إنها كانت لي بنت عم، أحببتها كأشد ما يحب الرجال النساء، فطلبت منها فأبت حتى أتيتها بمائة دينار، فبغيت حتى جمعتها، فلما وقعت بين رجليها قالت: يا عبد الله اتق الله ولا تفتح الخاتم إلا بحقه، فقمت، فإن كنت تعلم أني فعلته ابتغاء وجهك فافرج عنا فرجة، ففرج. وقال الثالث: اللهم إني استأجرت أجيرا بفرق أرز، فلما قضى عمله قال: أعطني حقي، فعرضت عليه فرغب عنه، فلم أزل أزرعه حتى جمعت منه بقرا وراعيها، فجاءني فقال: اتق الله، فقلت: اذهب إلى ذلك البقر ورعاتها فخذ، فقال: اتق الله ولا تستهزئ بي، فقلت: إني لا أستهزئ بك فخذ، فأخذه، فإن كنت تعلم أني فعلت ذلك ابتغاء وجهك، فافرج ما بقي ففرج الله).
قال أبو عبد الله: وقال ابن عقبة: عن نافع: فسعيت. Konu başlığı, bir kimsenin malı ile, onun izni olmadan ziraat yapılması halinde mahsülün kime ait olacağı ile ilgilidir. Buhari bu konuda mağaranın kapısı kapanan üç kişiyi anlatan kıssayı nakletmiştir. Nebilerle ilgili hadislerin şerhi yapılırken bu konuda geniş bilgi verilecektir. (Bkz. 3465. hadis) İbnü'l-Münir şöyle demiştir: Hadisin, konu başlığı ile ilgisi şöyledir: Bu olayda, işveren, işçinin hakkını tayin etmiş, bunu ona vermiş böylecede sorumluluktan kurtulmuştur. işçi, ücreti bırakıp gittikten sonra işveren onu almış, zarar verme değil de, artırmaya (ıslah) yönelik olarak birtakım tasarruflarda bulunmuştur. Bundan dolayı sorumlu olmamış ve yapılan davranış, emanete hıyanet sayılmamıştır. Bundan dolayı bu amelini zikretmek suretiyle Allah'a dua etmiş ve yaptığı en faziletli amel olarak bunu göstermiştir. Allah (c.c) da bunu kabul etmiş ve duasına icabet etmiştir. Buna rağmen, eğer işçinin ücreti zayi olsa idi, işveren bunu tazminle yükümlü olurdu. Çünkü işçi, işverene böyle bir tasarrufta bulunması için izin vermemiştir. Başlık, işverenin maksadı sayesinde günaha girmekten kurtulduğunu ifade etmektedir. Fakat bu durum, onun tazmin yükümlülüğü altında olmamasını gerektirmez.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.