

Alimler şöyle demiştir: Sahibi bulunmayan nehir vb. akarsularda sulamada öncelik yukarı tarafta olanlarındır. Yukarı tarafta olan kimse tam olarak ihtiyacını görmedikçe aşağıdaki kimselerin hakkı yoktur. Tam olarak ihtiyacını görmedeki ölçü, toprağın suya kanıp artık su çekmez hale gelmesidir. Ma'mer'den gelen başka bir rivayette, "Sonra suyu komşuna bırak" şeklinde bir ilave bulunmaktadır. Hz. Nebi, ensarlı sahabinin vermek istemediği hakkı, açık bir hüküm vererek Zübeyr'e teslim etmiştir.
Şuayb'ın "sulh" konusunda yaptığı rivayette ise, "O an Zübeyr'in hakkını aldı" ifadesi yer almaktadır. Hattabi ve diğer bazı alimler şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, öfkeli iken hüküm vermeyi yasakladığı halde, kendisi bu halde iken hüküm vermiştir. Çünkü bu konudaki yasak, hata yapmasından korkulması ile ilgilidir. Oysa Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öfkeli iken, sahip olduğu "ismet" (günaha düşmeme) sıfatı sebebiyle böyle bir hataya düşmekten emindir.
باب: شرب الأعلى إلى الكعبين. 8. SU'DAN YARARLANMADAKİ ÖLÇÜT: SUYUN TOPUKLAR HİZASINA KADAR GELMESİ حدثنا محمد: أخبرنا مخلد قال: أخبرني ابن جريج قال: حدثني ابن شهاب، عن عروة بن الزبير أنه حدثه: أن رجلا من الأنصار خاصم الزبير في شراج من الحرة، يسقي بها النخل، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (اسق يا زبير - فأمره بالمعروف - ثم أرسل إلى جارك). فقال الأنصاري: آن كان ابن عمتك؟ فتلون وجه رسول الله صلى الله عليه وسلم، ثم قال: (اسق ثم احبس، حتى يرجع الماء إلى الجدر).
واستوعى له حقه، فقال الزبير: والله إن هذه الآية أنزلت في ذلك: {فلا وربك لا يؤمنون حتى يحكموك فيما شجر بينهم}. قال لي ابن شهاب: فقدرت الأنصار والناس قول النبي صلى الله عليه وسلم: (اسق، ثم احبس حتى يرجع إلى الجدر). وكان ذلك إلى الكعبين. Hattabi şöyle demiştir: Örfün ölçüsü, o gün insanların sulama hakkındaki genel uygulamasıdır. Nebi s.a.v.'in, ortalama bir sulamayı kasdetmiş olması da muhtemeldir.
Hadise göre, sahipsiz olan su ve küçük akıntıları kim önce elde ederse o kimse diğer insanlardan daha fazla hak sahibi olur. Fakat ihtiyacı kadar suyu kullandıktan sonra suyu hapsedip başkalarına gitmesine engelolma hakkına sahip değildir. Hakim, hak sahibi istemese bile, davalı - davacı arasında sulh yapılmasını isteyebilir ve onlara sulh konusunda yol gösterir.
Davacının, davalı ile ilgili olarak, abartılı ifadeler kullanmaması, onun bütün özelliklerini saymaması aksine, maksadını anlatacak kadar ile yetinmesi gerekmektedir. Hakime kaba davranan kimse azarlanır ve ona ceza verilir. Devlet başkanı, tazir cezasını affedebilir. Fakat söz konusu affın, İslam'ın saygınlığına zarar vermeyecek konularda olması gerekmektedir.
Resulullah s.a.v. yukarıda anlatılan kimseye, insanlarda ülfet meydana getirmek amacıyla ceza vermemiştir. Nitekim bir çok münafıkla ilgili olarak da, "Muhammed ashabını öldürüyor demesinler diye.. " buyurmuştur. Kurtubi şöyle demiştir: "Eğer Hz. Nebi ve onun dini hakkında bir kimse böyle bir şey yaparsa zındık olarak öldürülür". Nevevi de alimlerin bu görüşte olduğunu nakletmiştir. Allah (Celle Celaluhu) en iyisini bilir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.