

İslam hukukuna göre müflis, borçları varlıklarından daha fazla olan kimsedir. Böyle kimseye, dirhem ve dinarlara sahip iken artık sadece değersiz füluse sahip duruma düştüğü için "müflis" denilmiştir. Ya da sadece çok az değere sahip mallar hariç tasarruf etmesi yasaklandığı için bu şekilde isimlendirilmiştir. Diğer bir görüşe göre, bir felse dahi sahip olamayacak duruma geldiği için "müflis" denilmiştir.
"Hasen şöyle demiştir: İflas edip de bu durumu ortaya çıkan kimsenin, köle azat etmesi, satması ve satın alması geçerli olmaz." Bu sözdeki, "ortaya çıkan" ifadesi, hakim hüküm vermeden önce müflisin tasarruflarının engellenmeyeceğine işaret etmektedir. Kişinin borcu bütün malını kaplamış ise ne azat etmesi ne hibesi ne de diğer teberruları geçerli olur. Satma ve satın almaya gelince, alimlerin sahih olan görüşüne göre, borcu ödeme kastı ile satılması durumu hariç, müflis kimsenin alım satımı geçerli olmaz.
Bazı alimler ise, söz konusu işlemin askıda (mevkuf) olduğunu belirtmiştir. Şafii bu görüştedir. Müflisin yaptığı ikrarın geçerliliği konusunda ihtilaf edilmiştir. Alimler çoğunluğuna göre müflisin ikrarı kabul edilir. Hadis, mal sahibinin, müflisteki malında hak iddia edebilmesi için, malının değişmeden aynen kalmasının şart olduğuna delildir. Mal eğer eksilerek zatı bakımından veya her hangi bir niteliği bakımından değişmiş ise, mal sahibi, diğer alacaklılar ile eşit derecede olur.
Mal sahibinin önceliği, hem mirasçılara hem de diğer alacaklılara karşıdır. Alimler çoğunluğu bu görüştedir. Hanefiler ise bu görüşe karşı çıkmış ve hadisi, asıllara aykırı olan bir haberi vahid olduğu için te'vll ederek, bu hadisin, vedıa, ariyet veya lukata (buluntu) mal ile ilgili olduğunu belirtmişlerdir. Bu görüş, "Eğer Hanefilerin anladığı gibi olsaydı, hadiste "iflas" kelimesi ve "önceliklidir" ifadesi kullanılmazdı" denilerek eleştiriimiştir. Çünkü öncelik, ancak iştirak halinde söz konusu olabilir.
باب: من أخر الغريم إلى الغد أو نحوه، ولم ير ذلك مطلا. 15. BORCUN BİR-İKİ GÜN GECİKTİRİLMESİNİN "GECİKME" (MATL) SAYILMAMASı وقال جابر: اشتد الغرماء في حقوقهم في دين أبي فسألهم النبي صلى الله عليه وسلم أن يقبلوا ثمر حائطي فأبوا، فلم يعطهم الحائط، ولم يكسره لهم، قال: (سأغدوا عليك غدا). فغدا علينا حين أصبح، فدعا في ثمرها بالبركة، فقضيتهم. Cabir şöyle anlatır: "Alacaklılar babamın borcunu tahsil etme konusunda şiddetli davrandılar. Hz. Nebi de onlardan hurma bahçemdeki hurmaları kabul etmelerini istedi. Onlar ise buna yanaşmadılar.
Bundan dolayı Resulullah hurmalığı onlara vermedi, mahsulü de kestirmedi. Bana "Yarın geleceğim" buyurdu. Sabah olunca geldi ve meyvelerin bereketli olması için dua etti. Ben de böylece borcumu ödedim." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, "Yarın geleceğim" sözü, borcun, borçlunun yararına olan bir durumdan dolayı bekletilmesi halinde bunun caiz olduğuna ve bu durumun "gecikme" sayılmayacağına delil olarak gösterilmiştir.
باب: من باع مال المفلس أو المعدم، فقسمه بين الغرماء، أو أعطاه حتى ينفق على نفسه. 16. MÜFLİSİN VEYA FAKİRİN MALINI SATIP BEDELİNİ ALACAKLILARA TAKSİM ETMEK YA DA HARCAMASI İÇİN MÜFLİSE VEYA FAKİRE VERMEK حدثنا مسدد: حدثنا يزيد بن زريع: حدثنا حسين المعلم: حدثنا عطاء بن أبي رباح، عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: أعتق رجل غلاما له عن دبر، فقال النبي صلى الله عليه وسلم: (من يشتريه مني).
فاشتراه نعيم بن عبد الله، فأخذ ثمنه فدفعه إليه. Müdebber: Köleye, "Ben öldükten sonra sen hürsün" şeklinde yapılan aza! etme şeklidir .. Alimlerin çoğunluğuna göre, bir kimsenin iflas ettiği açığa çıkınca hakimin o kimseyi hacretmesi gerekir. Böylece malı satılıp bedeli alacaklılar arasında, alacakları orana göre taksim edilir. باب: إذا أقرضه إلى أجل مسمى، أو أجله في البيع.
17. BELİRLİ BİR VADE İLE KARD VERMEK SATIM BEDELİNİN VADELİ OLMASI قال ابن عمر في القرض إلى أجل: لا بأس، وإن أعطي أفضل من دراهمه، ما لم يشترط. وقال عطاء وعمرو بن دينار: هو إلى أجله في القرض. İbn Ömer r.a. belirli bir vade ile kard verilmesi konusunda şöyle demiştir: "Bunda, şart koşulmadığı sürece, verilen dirhemlerden daha kaliteli ile ödense bile, bir beis yoktur." Ata ve Amr İbn Dinar ise, "Kard alan kimse vade gelinceye kadar aldığı kardı kullanır" demiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.