

Bir kimse azat etmeyi kastederek kölesi hakkında "O Allah'a aittir" derse o köleyi azat etmiş olur. Mühelleb şöyle der: "Bir kimse azat etme düşüncesiyle kölesi hakkında "O Allah'a aittir" dediği zaman kölesinin azat olacağı konusunda alimler arasında görüş ayrılığı yoktur. Azat ettiğine şahit tutmak ise azat edilen kölenin haklarındandır. Ancak şahit tutmasa da azat geçerli olur."
Ben derim ki: Buhari bu konu başlığı ile şuna işaret etmektedir: Hüşeym, Muğıre'den şöyle rivayet etmiştir: Birisi kölesine "Sen Allah'a aitsin" demişti. İmam Şa'bı'ye, İbrahim en-Nahaı'ye ve diğer bazı fakihlere bu sözün hükmü sorulduğunda, onlar da "Böyle bir durumda köle hür olur" şeklinde bir hükme vardılar. Bu bilgiyi İbn Ebu Şeybe nakletmektedir. Şu halde Buhari burada şunu kasdetmiş oluyor: "Hükmün böyle olması, bu sözü söyleyen kişinin azat etmeyi kastetmesi demektir. Aksi halde kişi, azat etmeyi kastetmeksizin "Sen Allah'a aitsin" demekle kölesi az at olmaz."
باب: أم الولد. 8. ÜMMÜ VELED'İN DURUMU قال أبو هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم: (من أشراط الساعة أن تلد الأمة ربها). Ebu Hureyre şöyle der: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Cariyenin efendisini doğurması kıyamet alametlerindendir" buyurmuştur. حدثنا أبو اليمان: أخبرنا شعيب، عن الزهري قال: حدثني عروة ابن الزبير: أن عائشة رضي الله عنها قالت: إن عتبة بن أبي وقاص، عهد إلى أخيه سعد بن أبي وقاص: أن يقبض إليه ابن وليدة زمعة، قال: عتبة إنه ابني، فلما قدم رسول الله صلى الله عليه وسلم زمن الفتح، أخذ سعد ابن وليدة زمعة، فأقبل به إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم، وأقبل معه بعبد بن زمعة، فقال سعد: يا رسول الله، هذا ابن أخي، عهد إلي أنه ابنه، فقال عبد بن زمعة: يا رسول الله، هذا أخي، ابن وليدة زمعة، ولد على فراشه، فنظر رسول الله صلى الله عليه وسلم إلى ابن وليدة زمعة، فإذا هو أشبه الناس به، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (هو لك يا عبد بن زمعة).
من أجل أنه ولد على فراش أبيه، قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (احتجبي منه يا سودة بنت زمعة). مما رأى من شبهه بعتبة، وكانت سودة زوج النبي صلى الله عليه وسلم. Ümmü veled (çocuk annesi) olan kadının azat olduğuna hükmedilir mi, hükmedilmez mi? Buhari bu konuda iki hadis kaydetmektedir. Ama ona göre hükmün ne olduğunu gösteren hiçbir ifadesi yoktur. İmam Buhari'nin bu hususta görüş belirtmemesi, herhalde bu konuda selef alimleri arasında güçlü bir tartışma olmasından dolayıdır.
Bununla birlikte halef (sonraki dönem) alimleri ümmü veledin azat olmayacağı hükmünde karar kılmışlardır. O kadar ki (aykırı görüşleriyle bilinen) İbn Hazm ve ona tabi olan Zahiri mezhebi fakihleri bile ümmü veledin satılmasının caiz olmayacağı konusunda halef alimleri ile aynı görüşü paylaşmıştır. Dolayısıyla bu hususta farklı görüş sahibi çok az kişi kalmıştır.
Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği "cariyenin, efendisini doğurması kıyamet alametlerindendir" hadisi "İman" bölümünde geçmiş ve ayrıntılı olarak açıklanmıştı r.(bkz.50. hadis) Burada efendi, sahip anlamındadır. Bu hadiste, ümmü veledin satışının caiz olduğunu veya olmadığını gösteren bir ifade olmadığı da zikredilmiştir. Nevevi şöyle der: Bu hadisi iki büyük İmam, delilolarak kullanmış, ancak biri ümmü veledin satışının caiz olduğu; diğeri ise caiz olmadığı sonucunu Çıkarmıştır. Caiz olduğu sonucunu çıkaran' İmam şöyle demiştir: "Hadiste geçen "efendi" ifadesi, "sahip" anlamındadır.
Çünkü cariyenin efendisinden olan çocuğu cariyenin efendisi yerindedir. Çünkü kişinin malı genellikle oğluna kalır." Caiz olmadığı sonucunu çıkaran İmam ise şöyle demiştir: "Hiç kuşku yok ki Hz. Nebi ve sahabe döneminde, cariye sahipleri içinde cariyesinden çocuğu olanlar bulunuyordu. Bu hadis ise kıyametin kopuşunun yaklaştığını gösteren alametler için söylenmiştir. Bundan anlaşılmaktadır ki kıyamet yaklaştığı zaman, kişinin cariyesinden çocuk sahibi olmasının ötesinde bir şey gerçekleşecektir." Bu sözden kastedilen şudur: Ahir zamanda bilgisizlik artacak ve ümmü veledler satılacaktır. Sonra bu cariyeler elden ele dolaşacak ve annesi olduğunu bilmeden onu oğlu satın alacaktır. Dolayısıyla bu hadiste, ümmü veledlerin satışının haram olduğuna işaret vardır. Her iki tarafın da bu hadisi kendi görüşüne delilolarak kullanışının zorlama bir yorum olduğu ortadadır. Doğrusunu Allah bilir. Sonra Buhari, Hz. Aişe'nin, Zem'a'nın cariyesinin oğlu ile ilgili olan rivayetini zikretmiştir. Bu hadisin açıklaması Feraiz (miras payları) bölümünde gelecektir. (bkz.
6749. hadis) KİTABU’L-İTK’ EK SAYFA – 1115-2 باب: بيع المدبر. 9. MÜDEBBER KÖLENİN SATIŞI حدثنا آدم بن أبي إياس: حدثنا شعبة: حدثنا عمرو بن دينار: سمعت جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: أعتق رجل منا عبدا له عن دبر، فدعا النبي صلى الله عليه وسلم به فباعه.قال جابر: مات الغلام عام أول. Müdebber köleyi satmanın hükmü nedir? Caiz midir? Buhari'nin bu konu başlığı aynen "Alış-veriş" bölümünde geçmişti. Ama Cabir hadisini burada çok özet bir şekilde kaydetmiş bulunmaktadır. Hadis orada ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (bkz.2230.
hadis) "Ahkam" bölümünde Hammad İbn Amr'ın "Cabir'i 'Kıbt! bir köleydi. Bir yıl önce öldü' derken işittim" nakli gelecektir. Müslim'de geçen ve İbn Uyeyne'nin Amr'dan yaptığı nakilde "İbn Zübeyr'in halife olduğu dönemde öldü" ifadesini eklemiştir. Alış veriş bölümündeki "Müdebberin Satışı" başlığında fakihlerin müdebberin satılması konusundaki görüşlerini nakletmiştik. Şafii ve ehl-i hadis bunu mutlak caiz görürler. Beyhakı el-Ma'rife adlı eserinde bu görüşün fakihlerin çoğunluğuna ait olduğunu nakleder Nevevi ise fakihlerin çoğunluğunun bu görüşün aksi bir görüşe sahip olduklarını kaydeder. Hanefiler ve Malikiler ise kesin bir şekilde müdebber kılan kişi için bunu caiz görmemişlerdir. "Bu hastalığımdan iyileşmez de ölürsem falanca kölem hürdür" demek gibi belli bir durumla sınırlayarak müdebber kılması durumunda ise satılması caiz olur. Çünkü bu vasiyete benzer. Vasiyetten ise vazgeçmek caizdir.
Ahmed İbn Hanbel'e göre ise müdebber köle satılabilir, ama müdebber cariye satılamaz. Leys İbn Sad'a göre müşteriye onu azat etmesi şartını koşarsa satabilir. İbn Sırın'e göre ise kendisinden başka kimseye satamaz. İbn Dakıki'l-İyd, satılmasının caiz olması hükmünü, ihtiyaç olması durumuyla sınırlandırarak şöyle demiştir: Hadis, "kesinlikle satılamaz" diyenlere karşı bir delildir. Çünkü bütünüyle yasaklık, kısmen caiz olmakla çelişir. Bazı durumlarda satılmasını caiz görenler ise "varid olduğu durumla sınırlı olarak hadisi kabul ettim" diyebilir. Dolayısıyla diğer durumlarda hadis ona karşı bir delil olmaz.
باب: بيع الولاء وهبته. 10. AZAT EDEN EFENDİ OLMAK (VELA) ŞARTıYLA SATIŞ حدثنا أبو الوليد: حدثنا شعبة قال: أخبرني عبد الله بن دينار: سمعت ابن عمر رضي الله عنهما يقول: نهى رسول الله صلى الله عليه وسلم عن بيع الولاء وعن هبته. Vela şartıyla satma ve bağışlamanın hükmü nedir? Vela, azat edenin, azatlısına mirasçı olma hakkıdır. Buhari bu konuda meşhur İbn Ömer hadisini kaydeder. Bu hadisin açıklaması ise Feraiz bölümünde gelecektir.
Hattabi şöyle der: Vela hakkı, soy bağı gibi olduğundan, azat eden kişinin vela hakkı sabit olur. Nasıl ki çocuğun nesebi babasına aittir ve çocuk babasının başka biri olduğunu iddia etmekle nesebi babasından ayrılmaz, vela da böyledir. Kişi vela hakkının başkasına geçmesini istemekle başkasına geçmez.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.