

Teslim alınan bağışın hükmü daha önce geçmişti. Teslim alınmayan bağıştan burada kastedilen, gerçek teslim almadır. Gerçek yerini tutan (takdirl/varsayılan) teslim alma ise kesinlikle şarttır. Bununla birlikte bazı alimler "Bağışta gerçek teslim almanın bulunması şarttır, varsayılan teslim alma yeterli değildir. Alışverişte ise hüküm böyle değildir" demişlerdir. Şafiilere ait görüşlerden biri de budur.
Paylaştırılabilen bağışın hükmü açıktır. Bu konu başlığında asıl kastedilen, paylaştırılması mümkün olmayan bağış olup, bu, şayi' hisseli malın bağışlanmasıdır. Alimlerin geneli, kişinin şayi' hisseli bir malı paylaştırılsın veya paylaştınlmasın, ortağına veya yabancı birine bağışlamasının geçerli olduğu görüşündedir. Ebu Hanife'den ise paylaştırılması mümkün olan bir malın şayi' hisseli olarak ne ortağa, ne de yabancı birine bağışlanmasının caiz olmadığı görüşü nakledilmiştir.
باب: إذا وهب جماعة لقوم. 23. TOPLULUĞUN TOPLULUĞA BAĞIŞTA BULUNMASl حدثنا يحيى بن بكير: حدثنا الليث، عن عقيل، عن ابن شهاب، عن عروة: أن مروان بن الحكم والمسور بن مخرمة أخبراه: أن النبي صلى الله عليه وسلم قال، حين جاءه وفد هوازن مسلمين، فسألوه أن يرد إليهم أموالهم وسبيهم، فقال لهم: (معي من ترون، وأحب الحديث إلي أصدقه، فاختاروا إحدى الطائفتين: إما السبي وإما المال، وقد كنت استأنيت).
وكان النبي صلى الله عليه وسلم انتظرهم بضع عشرة ليلة، حين قفل من الطائف، فلما تبين لهم أن النبي صلى الله عليه وسلم غير راد إليهم إلا إحدى الطائفتين، قالوا: فإنا نختار سبينا، فقام في المسلمين، فأثنى على الله بما هو أهله، ثم قال: (أما بعد، فإن إخوانكم هؤلاء جاؤونا تائبين، وإني رأيت أن أرد إليهم سبيهم، فمن أحب منكم أن يطيب ذلك فليفعل، ومن أحب أن يكون على حظه حتى نعطيه إياه من أول ما يفئ الله علينا فليفعل). فقال الناس: طيبنا يا رسول الله لهم، فقال لهم: (إنا لا ندري من أذن منكم فيه ممن لم يأذن، فارجعوا حتى يرفع إلينا عرفاؤكم أمركم). فرجع الناس، فكلمهم عرفاؤهم، ثم رجعوا إلى النبي صلى الله عليه وسلم فأخبروه: أنهم طيبوا وأذنوا. وهذا الذي بلغنا من سبي هوازن. هذا آخر قول الزهري، يعني: فهذا الذي بلغنا.
Birine bindiği deveyi bağışlamak caizdir. Yani verdiğini geri almamak, vermek (mülkiyeti nakletmek) hükmünde olup teslim alma yerine geçer ve dolayısıyla bağış geçerli olur. Bunun gerekçesi daha önce geçmişti.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.