

Meniha, sözlükte bağış demektir. Ebu Ubeyd "Meniha’yı Arapçada iki anlamda kullanılır: Birinci anlamı, bir kişinin diğerine bir malı karşılıksız vermesi ve malın o kişinin mülkiyetine geçmesidir. İkinci anlamı ise kişinin diğerine bir süreliğine sütünden ve yününden faydalanması için devesini veya koyununu vermesi, süre dolduktan sonra geri almasıdır. Burada konunun başındaki hadislerde meniha, sütünü sağdıktan sonra sahibine geri vermek üzere ariyet olarak alınan süt hayvanları anlamında kullanılmıştır.
İbn Battal, Hassan'ın (yukarıda geçen) sözü ile ilgili özetle şu değerlendirmeyi yapmıştır: Hassan'ın bu sözünde, hadiste zikredilen kırk iyiliğin tespit edilmesine engel bir durum yoktur. Hz. Nebi (s.a.), genelolarak iyilik türlerine teşvik etmiştir. İyilik türleri belli bir sayıyla sınırlandırılamaz. Kuşkusuz Hz. Nebi (s.a.v.), zikrettiği kırk iyiliğin neler olduğunu biliyordu ama bunları teker teker saymasından daha faydalı bir gerekçeden dolayı bunları saymadı. Çünkü iyilikleri sayması, insanların bunlar dışındaki iyiliklere önem vermemesine yol açabilirdi.
Hattabi şöyle devam eder: Ayrıca alimlerden biri, bu iyiliklerle ilgili bir araştırma yapmış ve sayılarının kırkı aştığını tespit etmiştir. Bu alimin tespit ettiği iyiliklerden bir kısmı şunlardır: Ustaya yardım etmek, elinden iş gelmeyenin işini görmek, (ihtiyaç içinde olana) nalın tasması vermek, Müslüman kardeşinin ayıbını örtrnek, namusunu korumak, onu sevindirmek, sohbete geç gelenlere yer açmak, iyilik yolunu göstermek, güzel söz söylemek, fidan dikmek, ekin ekmek, (iyiliğe) aracılık etmek, hasta ziyaretinde bulunmak, tokalaşmak, Allah yolunda sevmek, Allah için kin gütmek, Allah için (din kardeşleriyle) oturmak, Allah için birbirini ziyaret etmek, nasihat etmek (insanların hayrını istemek) ve acımak. Bütün bunlar sahih hadislerde geçmektedir. Bunlardan bir kısmının, sütünden faydalanması için birine koyununu vermenin aşağısında iyilikler olup olmadığı tartışılabilir.
Harbi’den (Savaş Halindeki Düşman) Köle Satın Almak, Harbınin Yaptığı Hibe ve Köle Azadı باب: إذا قال: أخدمتك هذه الجارية، على ما يتعارف الناس، فهو جائز. 35. KİŞİ "İNSANLARIN ÖRFÜNE UYGUN OLARAK BU CARİYEMİ SENİN HİZMETİNE VERDİM" DERSE BU CAİZ OLUR وقال بعض الناس: هذه عارية، وإن قال: كسوتك هذا الثوب، فهو هبة. Birisi, "Bu ariyettir. "Bu elbiseyi sana giydirdim" derse hibe olur" demiştir.
حدثنا أبو اليمان: أخبرنا شعيب: حدثنا أبو الزناد، عن الأعرج، عن أبي هريرة رضي الله عنه: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: (هاجر إبراهيم بسارة، فأعطوها آجر، فرجعت فقالت: أشعرت أن الله كبت الكافر، وأخدم وليدة). وقال ابن سيرين، عن أبي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم: (فأخدمها هاجر). İbn Battal şöyle demiştir: "Bu cariyeyi senin hizmetine verdim" diyen kimsenin yalnızca cariyenin hizmetini bağışlamış olduğu konusunda hiçbir görüş ayrılığı bilmiyorum. Çünkü "hizmete verme" ifadesi, cariyenin kendisine sahip olmayı gerektirmez. Nitekim "evinde oturtma" ifadesi de evin mülkiyetinin o kişiye verilmesini gerektirmez. Buhari’nin Hz. Nebi'in "Hacer'i onun hizmetine verdi" buyruğunu hibe için delil getirmesi doğru değildir. Çünkü o olayda Hacer'in hibe edilmesi "Hacer'; ona verin" sözünden dolayı geçerli olmuştur.
İbn Battal devamla şöyle der: Kişi, "Bu elbiseyi sana belirli bir süre için giydirdim" dediğinde şartının geçerli olduğu ve süre belirtmemesi durumunda sözünün hibe olacağı konusunda alimlerin görüş ayrılığı yoktur. Allah Teala "Onun keffareti on miskini doyurmak veya giydirmektir" buyurmuştur. Ummet, bunun yiyeceği ve elbiseyi fakirin mülkiyetine vermek olduğu konusunda görüş ayrılığına düşmemiştir.
Herhalde Buhari, İbn Battal'ın zikrettiği bu hükümlere bu sözlerin mutlak olarak kullanılması durumunda karşı çıkmamıştır. Buhari'nin maksadı şudur: Örfe delalet eden bir karine varsa söz, örfe göre anlaşılır. Aksi halde her iki durumda da hüküm sözün gerektirdiği gibidir. Bir toplumda "hizmete verme" sözünün hibe etme anlamında kullanılması örf haline gelmişse ve o toplumda yaşayan bir kişi bu sözü mutlak olarak söyleyip sahip kılma anlamını kastetmişse hibe geçerli olur.
"Her halükarda bu söz ariyeti gerektirir" diyen fakihler ise örfü kabul etmemişlerdir. Allah daha iyi bilir. باب: إذا حمل رجل على فرس، فهو كالعمرى والصدقة. 36. BİR KİMSE DİĞERİNE "SENİ BU AT'A BİNDİRDİM" DEDİĞİNDE BU SÖZ UMM VE SADAKA GİBİDİR وقال بعض الناس: له أن يرجع فيها. Birisi, "bu sözü söyleyen kişi bundan vazgeçebilir" demiştir. ---------Bu konuda ve bir önceki konuda Buhari, "Birisi"
(Ba'du'n-nas) ifadesi ile Ebu Hanife'yi kastetmiştir. Ebu Hanife hakkında bu ifadeyi kullanmak Buhari'nin adetidir.----------- حدثنا الحميدي: أخبرنا سفيان قال: سمعت مالكا يسأل زيد بن أسلم قال: سمعت أبي يقول: قال عمر رضي الله عنه: حملت على فرس في سبيل الله، فرأيته يباع، فسألت رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقال: (لا تشتره، ولا تعد في صدقتك). Bu hadis Vakıf bölümünde açıklanacaktır inşaallah.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.