

Buhari, görme engellinin şahitliğinin kabul edilmesi görüşüne meyletmiş ve buna delil olarak, evlenmesinin, bey’at etmesinin ve ezan okumasının kabul edilmesini zikretmiştir. Malik ve Leys'in görüşü de budur. Bu alimlere göre, şahitlik konusunu görme yeteneğini kaybetmeden önce veya sonra öğrensin fark etmez. Alimlerin geneli ise iki durumu birbirinden ayırarak görme yeteneğini kaybetmeden önce şahit olduğu olaylara şahitlik etmesini geçerli kabul etmişler; sonrakileri ise geçerli kabul etmemişlerdir. Görme engellinin, gözü gören kimse yerinde sayılacağı konularda da şahitliği geçerli olur. Mesela bir kişi onu bir şeye şahit tutar ve o da şahitlik edebilecek duruma gelinceye kadar ona dokunur.
Hakem'in "Önemli konularda değil ama, önemsiz konularda şahitliği geçerli olur" dediği nakledilmiştir. Ebu Hanife ve Muhammed ise "Herkesçe bilinen konular dışında görme engellinin şahitliği kesinlikle caiz olmaz" demişlerdir. Buhari'nin zikrettiği hiçbir hadis, görme yeteneğini kaybetmeden öncesi ile sonrasını ayıran görüşü çürütmez. Çünkü mutlağın mukayyede hamledilmesine bir engel yoktur.
Şa'bi'nin "Aklı başında ise şahitliği geçerli olur" sözünü İbn Ebu Şeybe ondan (lafzıyla değil ama) manasıyla rivayet etmiştir. Şa'bı'nin bu sözünde "aklı başında olmakıltan maksadı, akıl hastalığını dışarıda bırakmak değildir. Çünkü akıl hastalığı, görme engelli olsun veya olmasın zaten şahitte bulunmaması gereken bir engeldir. Şa'bi'nin maksadı, keskin zekalı olmak ve ince işleri ipuçlarından kavrayabilmektir. İnsanların bu konuda birbirinden farklı olduğu şüphesizdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.