

Köle ve cariyelerin bu statüleri devam ederken şahitlik etmesi konusunda alimlerin geneli bunların şahitliğinin hiçbirdurumda kabul edilemeyeceği görüşünü benimsemişlerdir. Kimi alimler ise her durumda kabul edileceği görüşündedir. Buhari kabul edilebilir diyen alimlerin bir kısmının görüşlerini zikretmiştir. Ahmed b. Hanbel'in, İshak b. Rahuye'nin ve Ebu Sevr'in görüşü de budur. Bazı alimler ise değersiz şeylerle ilgili şahitliklerinin kabul edileceği görüşündedir. Şa'bi, Şureyh, İbrahim Nehaı ve Hasen-i Basrı bu görüştedir.
Yukarıdaki hadisin bu konuda delilolma yönü şudur: Hz. Nebi (s.a.v.) sözü geçen cariyenin sözüne dayanarak Ukbe'ye eşinden ayrılmasını emretmiştir. Cariyenin şahitliği kabul edilmeyecek olsa Hz. Nebi onun sözüne göre hareket etmezdi. Bu görüşte olan alimler "beğendiğiniz şahitlerden ... " ayetini de delil getirmLşlerdir. Köle, beğenilen bir kişi ise o da bu kapsama girer.
Ancak bu ayetin delil getirilmesine şöyle cevap verilmiştir: ayetin sonunda ~ "şahitlerde çağrıldıklarında (şahitlik etmekten) kaçınmasınlar" buyrulmaktadır. Kaçınmak ancak özgür kişiler için söz konusu edilebilir. Çünkü köleler efendilerine hizmet etmekle uğraşırlar. Amcak ayetin böyle anlaşılması tartışılır. باب: شهادة المرضعة. 14. SÜT ANNE'NİN ŞAHİTLİĞİ حدثنا أبو عاصم، عن عمر بن سعيد، عن ابن أبي مليكة، عن عقبة بن الحارث قال: تزوجت امرأة، فجاءت امرأة فقالت: إني قد أرضعتكما، فأتيت النبي صلى الله عليه وسلم، فقال: (وكيف وقد قيل، دعها عنك). أو نحوه.
Ali b. Sa'd şöyle demiştir: Ahmed b. Hanbel'e tek bir kadının süt emme konusunda şahitlik etmesinin hükmü sorulmuştu. "Ukbe İbnü’l-Haris hadisi dikkate alındığında bu caiz olur" demişti. Evzai’nin görüşü de budur. Bu görüş, Hz. Osman’dan, İbn Abbas’tan, Zühri’den, Hasen-i Basri’den ve İshak b. Rahuye’den de nakledilmiştir. Abdürrezzak’ın, İbn Şihab ez-Zühri'den naklettiğine göre, Hz.
Osman r.a. bir siyahi / zenci kadının "ben onları emzirdim" sözüne dayanarak evli birçok kişiyi ayırmıştır. İbn Şihab "Alimler bugün Hz. Osman’ın bu sözü doğrultusunda bu hükmü benimsiyorlar" demiştir. Ebu Ubeyd’in tercihi de bu yöndedir. Ancak o şöyle der: Kadın tek başına şahitlik etmişse kocanın eşinden ayrılması gerekir. Artık mahkemenin buna hükmetmesi gerekmez. Onunla birlikte başka bir kadın daha şahitlik ederse mahkemenin de bu yönde karar vermesi gerekir.
Ebu Ubeyd bu görüşü için şu delili ileri sürer: Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ukbe'yi eşinden ayrılmaya zorlamamış, sadece "onu bırak" demiştir. İbn Cüreyc'in rivayetinde ifade "O böyle bir şeyi iddia etmişken evlilik nasıl sürdürülebilir" şeklindedir. Bu, evliliğin sona erdirilmesi emrinin ihtiyati nitelik taşıdığını gösterir. Alimlerin geneli ise bunun için süt annenin şahitliğinin yeterli olmadığı görüşünü benimsemişlerdir. Çünkü bu, kişinin kendine ait bir eylem hakkındaki şahitliğidir. Ebu Ubeyd, Hz. Ömer’in, Muğire’nin, Ali b. Ebu Talib’in ve İbn Abbas’ın bu şahitliğe dayanarak evlilerin arasını ayırmaktan kaçındıklarını nakletmiştir. Hz. Ömer "Delil bulunursa onların arasını ayır. Aksi halde kadınla erkeğin arasına girme. Ancak kendiliklerinden evliliğe son verirlerse bu başka" demiştir. Bu kapı açılacak olursa bir kadın evli bir çiftin arasını ayırmak istedi mi bunu mutlaka yapar.
Bu hadis, fetva istendiğinde, fetva isteyen kişinin hükmün olumsuz olduğunu anlaması için fetva veren kişinin yüzünü çevirmesinin caiz olduğunu; maksadı anlamayan kişiye sorunun tekrarlanmasının caiz olduğunu ve evliliğin sonlandırılmasını gerektiren sebep hakkında soru sormanın caiz olduğunu gösterir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.