

Kurtubi şöyle der: Geleneğe göre vakıf çalışanı vakıf ürününden ihtiyacı kadar yiyebilir. Hatta vakfeden, çalışanın vakıf ürününden yememesini şart koşsa bu yanlış ve kötü bir şeyolarak kabul edilir. Ömer'in vakıf şartnamesinde geçen ma'ruf sözcüğü ile örfte normal karşılanan miktar kastediimiştir. Arzu ve iştahı yok eden miktar olduğu söylenmiştir. Kimileri de bunun kişinin çalıştığı kadar alması anlamında olduğunu söylemişlerdir. Ancak birinci görüş en uygun olan anlamdır. Ömer'in bu hadisi vakıf kurumunun meşruiyeti konusunda temel de!ildir.
Tirmizı der ki: Sahabe ve ilk dönem alimleri arasında toprakların vakfının caiz olduğu konusunda bir görüş ayrılığı bilmiyoruz. Kadı Şureyh'in vakfın çıplak mülkiyetini elde tutmayı (habs) kabul etmediği ile ilgili bir bilgi vardır. Kimileri bunu yorumlamışlardır. Ebu Hanife "Bu, vakfın ayrılmazı değildir" demiştir. Züfer İbn Hüzeyl dışındaki öğrencileri onun bu görüşünü kabul etmezler. Tahavı'nin İsa İbn Eban'dan nakline göre Ebu Yusuf vakfın satışını caiz görürdü. Ömer'in bu hadisi kendisine ulaşınca "Bunu İbn Avn'dan kim duymuş" dedi; bunun üzerine İbn Aliyye hadisi senediyle birlikte nakletti. Bunun üzerine Ebu Yusuf "Hiç kimsenin buna aykırı görüş benimsemesi caiz olmaz. Bu haber, Ebu Hanife'ye ulaşsaydı o da bu görüşü benimserdi" demiş ve vakfın satışının caiz olduğu görüşünden dönmüştür. Böylece bu konu, hiçbir görüş ayrılığı olmayan bir mesele gibi olmuştur.
Hadisten Çıkarılan Diğer Sonuçlar 1- Çocuğun, babasının künyesiz ve lakabsız olarak doğrudan ismini söylemesi caizdir. 2- Kadın vakıf mütevellisi olması caizdir. 3- Kadının vakıf mütevellisi olmak konusunda akranı olan erkeklerden öncelikli olabilir. İmam Şafii şöyle der: Sahabe ve tabiınin çoğu kendi vakıflarının mütevellisi olagelmişlerdir. Bu, binlerce kimseden nakledilmiş ve hiç kimse buna itiraz edip de farklı görüş belirtmemiştir.
4- Dini veya dünyevi her türlü hayır işinde dindar ve fazilet sahibi olan ilim ehliyle istişare etmek iyi olur. Danışılan kişi her türlü işte kendince en güzelolanı sunacaktır. 5- Bu hadis "Sevdiklerinizden infak etmediğiniz sürece iyiliğe eremezsiniz" ayetini uygulamak için koşmasından dolayı Hz. Ömer'in üstün kişiliğini göstermektedir. 6- Bu hadis, sadaka-i cariyenin üstünlüğünü gösterir.
7 - Vakfedenin koştuğu şartlar geçerli olup bunlara uyulması gerekir. 8- Vakıf şartnamesinde vakfın amacını / gelirin harcanacağı yeri açıkça belirlemek gereKmez. 9- Vakıf, ancak sürekli yararlanılabilecek ve yok olmaz bir aslı olan şeylerde caiz olur. Dolayısıyla sürekliliği olmayan yiyecek gibi şeylerin vakfedilmesi caiz değildir. 10- Zenginler~ vakfetmek caizdir. Çünkü hadiste "yakınlar" ve "misafirler" (konuklar) için ihtiyaç sahibi olma şartı konmamıştır. Şafii mezhebinde güçlü görüş budur.
11- Vakfeden vakıf gelirinden kendisi için bir pay şart koşabilir. Çünkü Ömer radıyAllahu anh, vakfına mütevelli olacak kişi için ondan örf ölçüsünde yiyebilmeyi şart koşmuş ve mütevellinin vakfedenin kendisi mi, başkası mı olduğu konusunda ayırım yapmamıştır. Dolayısıyla bu, şartın geçerli olduğunu gösterir. Adetin belirlediği belirsiz bir miktar konusunda bu caiz olduğuna göre kendisinin belirlediği miktarda haydi haydi caiz olur.
12- Bu hadis, kişinin kendisi için vakfetmesinin de caiz olduğunu gösterir. İbn Ebu Leyla, Ebu Yusuf ve güçlü rivayete göre Ahmed İbn Hanbel'in görüşü budur. Malik! fakihlerinden İbn Şa'ban da aynı görüşü paylaşır. Malikllerin geneli ise bunu caiz görmezler. Ancak kendisi için, "mirasçılarını mirastan yoksun bırakmak istiyor" töhmeti altında kalmayacağı küçük bir miktar istisna etmişse bunu caiz görmüşlerdir.
باب: وقف الأرض للمسجد. 30. TOPRAĞINI CAMİİ iNŞASI iÇiN VAKFETMEK حدثنا إسحاق: حدثنا عبد الصمد قال: سمعت أبي: حدثنا أبو التياح قال: حدثني أنس بن مالك رضي الله عنه: لما قدم رسول الله صلى الله عليه وسلم المدينة أمر بالمسجد، وقال: (يا بني النجار، ثامنوني بحائطكم هذا). قالوا: لا والله، لا نطلب ثمنه إلا إلى الله. Vakfı kabul eden ve etmeyen hiçbir alim, camii inşası için toprak vakfetmenin meşru olduğu konusunda farklı görüş belirtmemiştir. Ancak şayii hisseli toprağın bir parçası konusunda Şafii mezhebinde bir görüş vardır.
İbnü'r-Rif'a şöyle der: Görünüşe göre yararlanması mümkün olmayan şayii hisseli bir toprağı vakfetmek geçerli olmaz. Zeyn İbnü'l-Müneyyir ise şöyle der: Herhalde Buhari konu başlığını böyle koyarak vakfın caizlik hükmünü camii inşası ile sınırlandıranlara cevap vermeyi kastetmiş ve şöyle demek istemiştir: Zikredilen bu toprağın vakfı, henüz camii inşa edilmeden önce yürürlüğe girmiştir. Bu, vakfın geçerliliğinin camii ile sınırlı olmadığını gösterir. Konuda zikrettiği hadiste bu hükmü elde ediş yolu şudur: "Biz burasının parasını ancak Allah'tan isteriz"
diyenler zikredilen toprağı sadaka olarak vermiş gibidirler. Dolayısıyla vakıf, camiinin inşasından önce kurulmuştur. Buradan bir kişi camii yapılması için bir toprağı vakfettiğinde vakfın camii inşa edilmeden oluştuğu sonucuna ulaşılır. Ben (İbn Hacer) derim ki: Bunun zorlama bir yorum olduğu açıktır. باب: وقف الدواب والكراع والعروض والصامت. 31. HAYVANLARIN, ATLARIN, MENKUL MALLARIN, PARANIN VAKFI قال الزهري: فيمن جعل ألف دينار في سبيل الله، ودفعها إلى غلام له تاجر يتجر بها، وجعل ربحه صدقة للمساكين والأقربين، هل للرجل أن يأكل من ربح ذلك الألف شيئا، وإن لم يكن جعل ربحها صدقة في المساكين؟ قال: ليس له أن يأكل منها.
Bin dirhemi Allah yoluna adayarak onunla ticaret yapacak bir kölesine veren ve kazancını fakir ve yakınlarına sadaka eden kişi hakkında Zührı'ye "Bu kişinin o bin dirhemden elde edilen kardan yemesi helal olur mu? Kazancını fakir/ere sadaka etmemişse ondan yemesi helal olur mu?" diye soruldu ve "Ondan yemesi helal olmaz" diye cevap verdi. حدثنا مسدد: حدثنا يحيى: حدثنا عبيد الله قال: حدثني نافع، عن ابن عمر رضي الله عنهما: أن عمر حمل على فرس له في سبيل الله، أعطاها رسول الله صلى الله عليه وسلم ليحمل عليها رجلا، فأخبر عمر أنه قد وقفها يبيعها، فسأل رسول الله صلى الله عليه وسلم أن يبتاعها، فقال: (لا تبتعها، ولا ترجعن في صدقتك).
Bu konu, menkul malların vakfedilmesinin caiz olduğunu açıklamak içindir. Bu hükmün bu hadisten elde ediliş yolu şudur: Bu hadis bazı menkul malların vakfedilmesinin geçerli olduğunu gösterir. Bu anlamda olan diğer menkul mallarda vakfın şartı yani malın vakfedenin mülkiyetinde tutulması şartı bulunduğu zaman bu kapsama girer. Bunlar satılamaz, bağışlanamaz.
Yalnızca yararlanılır. Yararlanma ise eşyanın türüne göre değişkendir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.