

İbn Mace, Ebu Hureyre’den nakletmiştir: Hz. Nebi (s.a.v.)'in yanında şehit’ten söz edilmişti. "Şehidin iri gözlü hurilerden olan eşleri gelip onu almadan yerdeki kanı kurumaz. Onlardan her birinin elinde dünyadan ve dünyadaki her şey’den daha değerli birer takım elbise vardır" buyurdu. Ahmed İbn Hanbel ve Taberani, Ubade İbn es-Samit'ten nakletmişlerdir: "Şehidin Allah katında yedi hasleti vardır: ... ve Allah onu yetmiş iki iri gözlü huri ile evlendirir." Tirmizi de bu hadisi Mikdad İbn Ma'd-i kerib kanalıyla nakletmiş ve sahih olduğunu söylemiştir.
KİTABU’L-CİHAD VE’S-SİYER EK SAYFA - 1182 باب: تمني الشهادة. 7. ŞEHİTLİĞİ ARZULAMAK حدثنا أبو اليمان: أخبرنا شعيب، عن الزهري قال: أخبرني سعيد ابن المسيب: أن أبا هريرة رضي الله عنه قال: سمعت النبي صلى الله عليه وسلم يقول: (والذي نفسي بيده، لولا أن رجالا من المؤمنين، لا تطيب أنفسهم أن يتخلفوا عني، ولا أجد ما أحملهم عليه، ما تخلفت عن سرية تغزو في سبيل الله، والذي نفسي بيده، لوددت أن أقتل في سبيل الله ثم أحيا، ثم أقتل ثم أحيا، ثم أقتل ثم أحيا، ثم أقتل).
Şehit olmayı arzulamak dini açıdan istenen ve teşvik edilen bir şeydir. Konu ile ilgili ifadesi açık hadisler vardır. Örneğin Enes İbn Malik'ten radıyallahu anh "Her kim içtenlikle şehit olmayı arzularsa şehit olamasa bile ona şehitlik sev ab ı verilir" hadisi nakledilmiştir. Bu hadisi Müslim rivayet etmektedir. Hakim'in rivayet ettiği şu hadisin bu konuda ifadesi daha da açıktır: "Kim Allah yolunda öldürülmek ister de kendiliğinden ölürse Allah ona şehit sevabı verir."
Nesai de Muaz İbn Cebel'den aynı hadisi rivayet etmiştir. Hakim, Se hı İbn Huneyf'ten merfO olarak şu hadisi nakletmiştir: "Her kim içtenlikle şehit olmayı isterse yatağında ölse bile Allah onu şehitler mertebesine ulaştırır. " Bazı hadis şarihleri Hz. Nebi'in öldürülmeyeceğini bildiği halde "sonra öldürüleyim ... " diyerek şehit olmayı arzulamasını anlamakta zorlanmışlardır. Bunun cevabı herhalde şudur: Bir fazileti ve iyiliği arzulamak onun gerçekleşmesini gerektirmez. Nitekim Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Musa-Hızır kıssasını anlatırken) "İsterdim ki Musa biraz daha sabretsin" buyurmuştur. Nitekim yeri geldiğinde açıklanacaktır.
"Temenni" bölümünde bunun başka örnekleri de geçecektir. Herhalde Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem cihadın üstünlüğünü hikmetli ve mükemmel bir uslup ile anlatmak ve Müslümanları cihada teşvik etmek istemiştir. İbnü'-t-TIn "en güçlü ihtimal budur" demiştir. Nevevı der ki: Bu hadiste kararlılığa (niyet güzelliğine) teşvik edilmiş, Nebi s.a.v.'in ümmetine duyduğu şefkat ve sevgi vurgulanmış ve Allah yolunda öldürülmeyi istemenin müstehap olduğu açıklanmıştır. Hadisten olmayacağı kesinlikle bilinen herhangi bir iyilik için "isterdim ki şöyle olsa"
demenin de caiz olduğu anlaşılmaktadır. Hadis, daha önemli bir yarardan dolayı veya kötü bir sonucu engellemek amacıyla bazı yararlı şeylerin terk edilmesinin caiz olduğunu da göstermektedir. Adeten mümkün olmayan bir şeyi arzulamanın caiz olduğu da anlaşılır. Müslümanlara gelecek kötü bir sonucu yok etmek / engellemek için çalışmak gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu hadis, cihadın kifai bir farz olduğunu da gösterir. Çünkü farz-ı ayn olsaydı hiç kimse cihada gitmemezlik edemezdi. Ben (İbn Hacer) derim ki: Bu sonuncusu kabul edilemez. Çünkü cihad emri, ancak gücü yetene yöneliktir. Gücü yetmeyenin ise mazereti vardır. Allah (c.c.) "Gücü yetmeyenler hariç ... " buyurmuştur. Cihadm kifai farz oluşu bu hadisten değil, başka delillerden anlaşılır. Nitekim bu konu "Seferberliğin farz olması" konusunda gelecektir.
باب: فضل من يصرع في سبيل الله فمات فهو منهم. 8. CİHAD YOLCULUĞU SIRASINDA DÜŞÜP ÖLEN DE ONLARDANDIR وقول الله تعالى: {ومن يخرج من بيته مهاجرا إلى الله ورسوله ثم يدركه الموت فقد وقع أجره على الله} /النساء: 100/. وقع: وجب. Allah (c.c.) "Kim Allah ve Resulü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra ölüm onu yakalarsa artık onun mükafatı Allah'a düşer" buyurmuştur. حدثنا عبد الله بن يوسف قال: حدثني الليث: حدثنا يحيى، عن محمد بن يحيى بن حبان، عن أنس بن مالك، عن خالته أم حرام بنت ملحان قال: نام النبي صلى الله عليه وسلم يوما قريبا مني، ثم استيقظ يبتسم، فقلت: ما أضحكك؟ قال: (أناس من أمتي عرضوا علي، يركبون هذا البحر الأخضر، كالملوك على الأسرة). قالت: فادع الله أن يجعلني منهم، فدعا لها، ثم نام الثانية، ففعل مثلها، فقالت مثل قولها، فأجابها مثلها، فقالت: ادع الله أن يجعلني منهم، فقال: (أنت من الأولين).
فخرجت مع زوجها عبادة بن الصامت غازيا، أول ما ركب المسلمون البحر مع معاوية، فلما انصرفوا من غزوهم قافلين فنزلوا الشأم، فقربت إليها دابة لتركبها فصرعتها فماتت. Taberi"nin nakline göre konu başlığındaki ayet Mekke'de ikamet eden bir Müslüman hakkında indirildi. Adam "Allah'ın yeryüzü geniş değil mi ki hicret etmiyorsunuz?" ayetini duyunca hasta olduğu halde ailesine "Beni Medine'ye doğru götürün" demişti. Yola çıkardılar ve yolda öldü. Bunun üzerine bu ayet indi. Sahih nakle göre onun adı Damra idi.
Ümmü Haram hadisinden, cihad sona erdikten sonra dönen kişinin de sevap açısından cihada giden kişi hükmünde olduğu anlaşılmaktadır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.