

Mazeret, dinen yükümlü sayılan kişilerde ortaya çıkan ve bu yükümlülüğü ortadan kaldıran ya da hafifleten özelliktir. İmam Buhari konu başlığını bir şart ifadesiyle koymuş fakat cevabını zikretmemiştir. Bu şartın cevabı şöyle takdir edilir: "Mazeret sebebiyle savaşa gidemeyen kimse eğer niyeti düzgün ise tıpkı savaşa çıkanlar gibi sevap ve mükafat alır." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashaptan bazılarının mazeretleri sebebiyle savaşa gelemediklerini beyan etmiştir. Burada ifade edilen mazeret, hastalık ve sefere çıkabilme imkanlarından yoksun olma hallerinden daha kapsamlıdır.
el-Mühelleb şöyle demiştir: "Müminlerden -mazeret sahibi olanlar dışındacihada katılmayanlar / oturup kalanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler asla bir olamaz"[Nisa 95] ayeti de bu hadiste ifade edilen hükmü desteklemektedir. Bu ayette Cenab-ı Hakk mücahidlerin savaşa katılmayıp geride kalanlardan ne kadar üstün olduklarını anlatmaktadır. Ancak geride kalanlardan mazeret sahibi olanlar istisna edilmiştir.
Burada mazeret sahibi kimseler de Allah Teala tarafından sanki cihada katılanlar gibi değerlendirilmiştir." Bu hadis, mazereti sebebiyle niyet ettiği bir işi yapmaktan mahrum kalan kimselerin o işi yapanlar gibi sevap alacağını gösterir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.