

(Hacıların yaptığı her şeyi yap! Yalnız temizleninceye kadar Ka'be'yi tavaf etme!) İmam Buharî'nin bu babda zikrettiği hadis ve diğer rivayetlerle şunu kasdettiği söylenmiştir: "Hayız ve onun hükmünde olan cünüplük gibi durumlar, bütün ibadetlere engel olmaz. Aksine zikir gibi bir takım bedenî ibadetler, bu tür İurumlarda bile yapılabilir. Tavaf hariç hacda yapılması gereken diğer hususlar la, hayzın engel teşkil etmediği ibadetlerdendir." Ancak İmam Buharî'nin bunları kasdetmiş olması tartışılır. Çünkü hacda yapılması gereken İbadetler nass ile sabittir.
Dolayısıyla bu hususta, istidlale gerek yoktur. En güzeli, İbn Reşîd'in, İbn Battal ve daha başkalarına tabi olarak ileri sürdüğü şu görüştür: "İmam Buharî babda, Aişe (r.anha) hadisini zikrederek hayızlı ve cünüp kimselerin Kur'an okunabileceğine delil getirmek istemiştir. Çünkü Nebi s.a.v. bir tür özel namaz olduğu için hac ibadetlerinden sadece tavafı ayrı tutmuştur, Zikir, telbiye ve dua, hac ibadetinin bir parçasıdır. Hayızlı bir kadının bunları yapması yasaklanmamıştır. Aynı hüküm, cünüp biri için de geçerlidir. Çünkü Hayızlı kadının necaseti onunkinden daha ağırdır.
Kur'an okunması bir tür Allah'ı anmaksa, bu durumda zikir ile arasında herhangi bir fark yoktur. Yok eğer başlı başına bir ibadetse, bu durumda özel bir delile İhtiyaç vardır. İmam Buharîye göre de bu konuda sahih bir hadis yoktur. Bu hususta nakledilen rivayetlerin tamamı başkalarına göre delil olur. Ne var kî bunların çoğu, tevile açıktır. Nitekim ileride buna işaret edeceğiz. Bundan dolayı İmam Buharî ve onun gibi hayız ve cünüp kimsenin Kur'an okuyacağını söyleyen Taberi, İbnu'l-Münzir ve Davud gibi alimler, "Her durumda Allah'ı anardı"
hadisinin umum İfade eden ibaresine dayanmışlardır. Çünkü zikir, geniş bir kavramdır. Kur'an'Ia olabileceği gibi başka şeylerle de olabilir. Zikir ile Kur'an okumayı örf ayırır. İmam Buharî İbrahim en-Nehaî'nİn görüşüne yer vermek suretiyle, Hayızlı kadının Kur'an okumasının yasaklandığı hususunda icma' bulunmadığını belirtmek istemiştir. İmam Malik'ten İbrahim en-Nehaî'nin görüşüne benzer bir görüş nakledilmiştir. Yine ondan her koşulda Kur'an okunabileceği rivayet edilmiştir. Kendisinden yapılan bir başka rivayete göre İse, cünüp kimsenin aksine Hayızlı kadının Kur'an okuyacağını belirtmiştir. Bu son görüşün, İmam Şafiî'nin kavl-i kadimil (eski ictihadları) olduğu söylenmiştir.
İmam Buharî kendi görüşünü desteklemek için İbn Abbas'tan gelen rivayeti nakletti. İbn Münzir, söz konusu rivayeti "İbn Abbas cünüp iken virdini okurdu" şeklinde senetle birlikte rivayet etmiştir. Daha sonra İmam Buharî, Bizans İmparatoru Herakleios olayına dair Ebu Süfyan'dan gelen hadisin bir bölümünü zikretti. Bahsi geçen hadis, Buharî'nin "Bed’ul-vahy"
bölümü ile diğer bölümlerde senetle birlikte geçmektedir. Bu hadis, babın konusuna şu şekilde delil teşkil eder: Nebi s.a.v.. İslam'a davet için Rumlara bir mektup yazmıştı. Malum olduğu üzere Rumlar kafirdi, kafirler de cünüptür. Sanki Buharî hadisin bu bölümünü zikretmekle cünüp birinin Kur'an'a dokunabileceğini ifade etmek istemiştir. Çünkü mektupta iki ayet vardı. O halde cünüp birinin Kur'an okuması da caizdir. Bu izah, İbn Reşîd'e aittir. Hadis şu şekilde delil olarak kullanılmıştır: Nebi s.a.v. : Rumlara okumaları için ayet yazıp göndermiştir. Bu durum, boy abdesti yokken Kur'an okunabileceğinin istinbat ile değil nas ile sabit olduğunu gösterir. Boy abdesti olmayan kimselerin Kur'an okuyamayacağını söyleyen çoğunluk, bu iddiaya şu şekilde cevap vermiştir: "Mektup, söz konusu iki ayetten daha başka cümleleri de içermektedir. Bu durum, içerisinde ayet bulunan fıkıh ve tefsir kitaplarını okumaya benzer. Cumhura göre, boy abdesti olmayan kimselerin bu kitaplara dokunması ve onları okuması yasaklanmamıştır. Çünkü söz konusu kimse, böyle yapmakla Kur'an okumayı hedeflemez."
Ahmed İbn Hanbel, tebliğ maslahatını göz önüne alarak mektuplaşmalara benzer konularda Kur'an ayeti kullanılmasının caiz olduğunu açıkça belirtmiştir. Şafiîlerin çoğu bu görüştedir. Bazı alimler ise bir ya da iki ayet gibi az miktarda Kur'anm kullanılmasını caiz görmüştür. Mesela Sevrî şöyle demiştir: "Hıristiyan birinin Kur'an'dan bazı harfleri öğrenmesinde bir sakınca yoktur. Belki bu sayede Allah Teala ona hidayet nasip eder. Ancak bir ayet öğrenmesini hoş karşıla. Bu konuda o, cünüp kimse gibidir." Ahmed İbn Hanbel de şöyle demiştir: Kur'an'ı hak ettiği yere koymamalarını hoş görmem." Yine ondan şöyle dediği nakledilmiştir: "Gayr-i müslimin hidayete ermesi umuluyorsa, Kur'an okuyup öğrenmesi caizdir. Aksi takdirde caiz değildir." Boy abdesti olmayanların Kur'an okumasını caiz görmeyenlerden biri şöyle demiştir: "Herakleios kıssasında, cünüp birinin Kur'an okumasının caiz olduğunu gösteren bir deli! yoktur. Zira cünüp biri, okuduğu lafızlarla Kur'an tilavetini kasdeder ve okuduklarının da ayet olduğunu bilirse bu durum da Kur'an okuması caiz değildir. Bir rivayette Kur'an olduğunu bilmediği bir bölümü okursa bu durum, caizdir. İşte kafirin durumu da böyledir."
Çoğunluk "Cünüp dışında hiçbir şey, Nebi s.a.v.'in Kur'an okumasına engel olmazdı." şeklinde Hz. Ali'den gelen hadise dayanarak boy abdesti olmayan kimsenin Kur'an okumasını caiz görmez. Bu hadisi, sünen musannifleri tahriç etmiştir. Tirmizi İle İbn Hibban sahih olduğunu söylemiştir. Bazı alimler, bu hadisin senedinde bulunan ravilerden birinin zayıf olduğu kanaatindedir.
Hakikatte bu rivayet hasen olup delil olarak kullanılmaya müsaittir. Ancak bu rivayet hakkında "delil olarak kullanılması tartışmaya açıktır." denilmiştir. Çünkü, bu rivayet sadece Nebi s.a.v.in fiiline delalet eder. Bu da, söz konusu fiilin dışındaki uygulamaların caiz olmadığı anlamına gelmez. "Hayızlı ve cünüp kimse, Kur'an'dan hiçbir ayeti okuyamaz [Tirmizî, Taharet, 98. (131) [H.
Aldemir]] şeklinde merfu olarak İbn Ömer'den nakledilen hadis ise, rivayet edildiği bütün senetlere göre zayıftır. باب: الاستحاضة. 8. Özür Kanı (İstihaze) حدثنا عبد الله بن يوسف قال: أخبرنا مالك، عن هشام بن عروة، عن أبيه، عن عائشة أنها قالت: قالت فاطمة بنت أبي حبيش لرسول الله صلى الله عليه وسلم: يا رسول الله، إني لا أطهر، أفادع الصلاة، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (إنما ذلك عرق وليس بالحيضة، فإذا أقبلت الحيضة فاتركي الصلاة، فإذا ذهب قدرها، فاغسلي عنك الدم وصلي).
(Özür Kanı) Adet dönemi dışında kadının cinsel organından gelen kana özür kanı denir (ben temizlenemiyorum.) Fatıma'ya göre hayızlı kadının temizlenmesi, kanın kesilmesi ile anlaşılırdı. Bundan dolayı kinaye yoluyla temizlenemediğini belirterek kanın devamlı geldiğini ifade etmiştir. Hayızlı kadının namaz kılamayacağını biliyordu. Bu hükmün, kadının cinsel organından kan geldiği sürece geçerli olduğunu zannetmişti. Bu yüzden "namazı bırakayım mı?" diye sormuştur.
{üzerindeki kanı yıka ve namaz kıl.) Bu durumda olan bir kadın, gusül abdesti aldıktan sonra üzerindeki kanı yıkar ve namaz kılar. Bu hadis şuna delil teşkil eder: Kadın hayız kanı ile özür kanını birbirinden ayırt edebiliyorsa, hayız kanını esas alır ve onun başlaması ile sona ermesine göre davranır. Hayız süresi sona erince, temizlenmek için gusül abdesti alır. özür kanının hükmü İse, abdesti bozan diğer şeylerin hükmü gibidir. Yani özür kanı gören kadın, bundan dolayı her namaz için abdest alır. Ancak aldığı abdest ile, ister zamanında kılınan isterse kaza edilen olsun sadece bir farz namazı Çünkü Nebi s.a.v. özür kanı gören kadın hakkında "Her namaz için abdest al!"
buyurmuştur. Çoğunluk bu görüştedir. Hanefîlere göre ise abdest, namaz vaktiyle İlgilidir. Bundan dolayı özür kanı gören kadın, aldığı abdest İle zamanı girmiş farz namazı ve o namazın vakti çıkmadığı sürece dilediği kadar kaza namazı kılabilir. Onlara göre "her namaz için abdest al!" hadisi her namaz vakti için abdest al! manasına gelir. Bu hadiste hazif şeklinde tezahür eden mecaz vardır. Ancak bunun böyle olduğunu gösteren delile ihtiyaç vardır.
Malikîler'e göre özür kanı gören kadının her namaz için abdest alması müstehaptır. Abdesti bozan başka bir durum meydana gelmediği sürece abdest alması farz değildir. Ahmed ve İshak'a göre ise, özür kanı gören kadının her farz namaz için gusül abdesti alması daha ihtiyatlıdır. Ayrıca bu hadis, kadının kendisiyle alakalı konularda fetva istemesinin, kadınlara özgü meselelerde erkeklerle karşılıklı konuşmasının ve ihtiyaç anında sesini duyurmasının caiz olduğunu gösterir.
باب: غسل دم المحيض. 9. Hayız Kanının Yıkanması حدثنا عبد الله بن يوسف قال: أخبرنا مالك، عن هشام، عن فاطمة بنت المنذر، عن أسماء بنت أبي بكر أنها قالت: سألت امرأة رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالت: يا رسول الله، أرأيت إحدانا، إذا أصاب ثوبها الدم من الحيضة، كيف تصنع؟ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (إذا أصاب ثوب إحداكن الدم من الحيضة، فلتقرصه، ثم لتنصحه بماء، ثم لتصلي فيه). Bu hadise göre, hayız kanı diğer kanlar gibidir.
Dolayısıyla yıkanması farzdır. Ayrıca kurumuş kirlerin yıkanmasını kolaylaştırmak için önceden çitilemek müstehaptır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.