

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

Kitabü'n-nikah, Bab, 109. حدثنا قتيبة بن سعيد: حدثنا سفيان، عن محمد بن سوقة، عن منذر، عن ابن الحنفية قال: لو كان علي رضي الله عنه ذاكرا عثمان رضي الله عنه ذكره يوم جاءه ناس، فشكوا سعاة عثمان، فقال لي علي: اذهب إلى عثمان فأخبره: أنها صدقة رسول الله صلى الله عليه وسلم، فمر سعاتك يعملون فيها. فأتيته بها، فقال: أغنها عنا، فأتيت بها عليا فأخبرته، فقال: ضعها حيث أخذتها.قال الحميدي: حدثنا سفيان: حدثنا محمد بن سوقة قال: سمعت منذرا الثوري، عن ابن الحنفية قال: أرسلني أبي: خذ هذا الكتاب فاذهب به إلى عثمان، فإن فيه أمر النبي صلى الله عليه وسلم في الصدقة.
İmam Buhariinin bu başlığı kullanarak "Hz. Nebi'in sallallahu aleyhi ve sellem miras bırakmadığını ve mevcut olan şahsı eşyalarının da satılmayıp kimin elinde bulunuyorsa - bereketinden istifade etmesi için - ona bırakıldığını" göstermek istemiştir. Şayet bu mallar miras olsaydı satılır ve hak sahiplerine paylaştırılırdı. Zaten İmam Buhari bu yüzden halifelerin hiç kimseye paylaştırılmamış olan Resulullah'a sallallahu aleyhi ve sellem ait bazı eşyaları kullandıklarına işaret etmiştir.
Misver İbn Mahreme, Ali İbn Hüseyn'den kılıcı korumak için istemiştir. Böylece kılıcın değerini bilmeyen kimselerin eline geçmesini önlemiş olacaktır. Öyle anlaşılıyor ki bu kılıçtan maksat Zülfikarıdır. Kirmanı, Misver'in Ali İbn Hüseyn'den kılıcı isterken niçin Hz. Ali'nin Ebu Cehil'in kızını istemesiyle ilgili rivayet naklettiği hakkında şunları söylemiştir: "Burada şu ihtimaller söz konusudur: 1. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle bir evliliğe müsaade etmemiştir. Maksadı ise akrabalar arasında meydana gelebilecek çekişme ve kötü duyguları önlemektir. Dolayısıyla Misver adeta şöyle demiş olmaktadır: "Öyleyse sen de kılıcı bana ver ki kılıç yüzünden akrabaların la aran açılmasın."
2. "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu olayda nasıl amcalarından Abdüşşems tarafını tutmuşsa sen de amcaların Nevfeloğullarının tarafını tutmalısın." Misver Nevfeloğullarından idi. 3. "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu olayda nasıl kızı Fatıma'nın gönlünün hoş olmasını, içinin rahat etmesini istemişse ben de aynı şekilde senin içinin rahat olmasını istiyorum. Bu yüzden kılıcı bana ver ki koruyayım."
Kirmani'nin bu açıklamalarından üçüncüsü dikkate şayandır. Diğer iki açıklama ise zorlamadan öteye geçmez. Hz. Ali ile Osman arasında geçen yukarıdaki hadise, halkın yöneticilere nasihat edebileceklerini, gerekli durumlarda onları uyarabileceklerini göstermektedir. Bu bakımdan devlet başkanının görevlendirdiği bazı kimselerin yanlış işler yaptığını bildirmek, vazifelerini kötüye kullandıklarını haber vermek de mümkündür. Devlet başkanı ise bu bilgi ve şikayetleri araştırır.
Ancak bu olayda Hz. Osman'ın görevlendirdiği zekat memurlarının gerçekten de söylendiği gibi vazifelerini kötüye kullandıklarına dair sağlam bir delil bulamadığı nı düşünmek de mümkündür. Zaten Hz. Ali'nin, gönderdiği belgeyi kabul etmeyen Hz. Osman'ı mazur görüp hakkında olumsuz bir şey söylememesi de bunu göstermektedir. KİTABU’L-HUMUS EK SAYFA – 1291-2 باب: الدليل على أن الخمس لنوائب رسول الله صلى الله عليه وسلم والمساكين، وإيثار النبي صلى الله عليه وسلم أهل الصفة والأرامل، حن سألته فاطمة وشكت إليه الطحن والرحى: أن يخدمها من السبي، فوكلها إلى الله.
6. GANİME TMALLARININ BEŞTE BİRİ RESULULLAH S.A.V.'İN İHTİYAÇLARI VE BEKLENMEDİK GİDERLERİ İLE YOKSULLAR (MİSKİNLER) İÇİNDİR Hz. Fatıma Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek el değirmeni ile un öğütmekten bitkin düştüğünü ve bıktığını söylemiş ve bu konuda kendisine yardımcı olması için esirler arasından bir hizmetçi istemişti. Fakat Nebi s.a.v. ona Allah'a güvenip dayanmasını tavsiye etmiş ve ashab-ı suffe ile dul kadınlara öncelik vermiştir.
حدثنا بدل بن المحبر: أخبرنا شعبة قال: أخبرني الحكم قال: سمعت ابن أبي ليلى: حدثنا علي: أن فاطمة عليها السلام اشتكت ما تلقى من الرحى مما تطحن، فبلغها أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أتى بسبي، فأتته تسأله خادما فلم توافقه، فذكرت لعائشة، فجاء النبي صلى الله عليه وسلم فذكرت ذلك عائشة له، فأتانا وقد دخلنا مضاجعنا، فذهبنا لنقوم، فقال: (على مكانكما). حتى وجدت برد قدميه على صدري، فقال: (ألا أدلكما على خير مما سألتماه، إذا أخذتما مضاجعكما فكبرا الله أربعا وثلاثين، واحمدا الله ثلاثا وثلاثين، وسبحا ثلاثا وثلاثين، فإن ذلك خير لكما مما سألتماه).
Kadı İsmaıl şöyle demiştir: "Bu hadis ganimetin beşte birinin ne şekilde değerlendirileceği, kimlere dağıtılacağı hakkındaki karar ve yetkinin devlet başkanına bırakıldığını, onun bu konuda ictihadına göre hareket edeceğini gösterir. Çünkü ganimetin beşte dördü zaten savaşçılara dağıtılır, kalan beşte birlik kısım üzerindeki karar yetkisi ise devlet başkanına aittir. Nitekim Hz. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bu olayda yakınları içerisinde en fazla değer verdiği kızına herhangi bir pay vermediği halde başka ihtiyaç sahiplerine ganimetleri dağıtmıştır." Taberi' de buna benzer bir değerlendirme yapmıştır: "Yakınlara belirli bir pay vermek şart olsaydı Hz. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kızına bir hizmetçi verirdi, Allah'ın onlara tahsis ettiği bir payı asla alıkoymazdı."
El-Müheııeb Hadisten Şu Dersleri Çıkarmıştır: 1. Devlet başkanı ganimetin beşte birlik payı üzerinde hak sahibi olan kimseleri ihtiyaçlarına göre değerlendirir ve daha fazla ihtiyacı olanlara öncelik tanır. Bu bakımdan bazılarına hiç pay vermemesi de mümkündür." 2. Kişi kendisinin katlandığı sıkıntılara ailesinin de katlanmasını isteyebilir. Kendisi nasıl az bir dünyalık ile geçiniyorsa onların da aynı tavır içinde olmalarını isteyebilir.
3. Dünya hayatında zühd ehli olmak, dünyaya değer vermemek ve Allah'ın sabreden veli kullarına ahirette hazırlamış olduğu ebedi' hayatı arzulamak gerekir.