

İmam Buhari bu başlık altında Müslüman mücahidlerin düşman ülkesinde ele geçirdikleri gıda maddelerini ganimet malları arasına katarak savaşçılara paylaştırmanın gerekli (vacib) olup olmadığını veya savaşçılar tarafından yenmesinin mübah olup olmadığını açıklamaya çalışır. Alimler bu konu hakkında birbirinden farklı görüşler arz etmişlerdir. Alimlerin çoğunluğuna göre: "Savaşçı günlük gıdasını, kendisini dinç / dirençli tutacak gıda maddesini ve genelolarak yenmesi adet olmuş yemekleri alabilir. Bineğinin yemi de aynı kapsamda değerlendirilir. Bunların ganimet paylaştırılmadan önce veya paylaştırıldıktan sonra alınması ile devlet başkanınınlbaş komutanın (imamın) iznine dayanarak veya izni olmadan yenmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Çünkü gıda maddeleri düşman ülkesinde iken çok fazla ihtiyaç duyulan mallar konumundadır.
Bu yüzden zaruret / zorunluluk gereği alınması mübah kılınmıştır. Hatta bunun için tam bir zaruret durumunun bulunması da şart değildir." Alimler savaş sırasında düşmanların bineklerine binilebileceği, elbiselerinin giyilebileceği ve silahlarının kullanılabileceği konusunda görüş birliği halindedir. Ancak savaş bittikten sonra bunların ganimet malları arasına sokulması gerekir.
Evzai ise bunun için devlet başkanının izninin bulunması gerektiğini şart koşmuştur. Bununla birlikte artık ihtiyaç kalmamışsa bu malların yine ganimet malları arasına katılması gerekir. Savaşçı söz konusu malları savaş dışında kullanamaz. Hatta helak olabileceğini düşünerek malların ganimet malları arasına sokulması için savaşın bitmesini dahi beklememelidir.
Evzai'nin bu konudaki delili Ruveyfi' İbn Sabit'in merfu olarak naklettiği şu hadistir: "Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa ganimet mallarından bir binek alıp üzerine binerek iyice cılızlaşmasına sebep olduktan sonra tekrar ganimet malları arasına katmaya kalkışmasın." Elbise konusunda da buna benzer bir rivayet zikredilmiştir. Ebu Davud ve Tahavı tarafından nakledilen bu hadis hasendir.
İbnü'l-Münzir şöyle demiştir: "Ganimetten mal aşırmayı çok şiddetli bir şekilde yasaklayan ve böyle davrananlara büyük cezalar verileceğini vurgulayan pek çok sahih hadis bulunmaktadır. Bununla birlikte alimler (ulemaü'l-emsar) gıda maddelerinin yenilebileceği konusunda görüş birliği içindedir. Zaten sırf bununla ilgili hadis de gelmiştir. Binek hayvanlarının yemleri de aynı gerekçeyle bu kategoriye girer."
İmam Malik'e göre gıda maddelerini yemek mümkün olduğu gibi yemek maksadıyla hayvanları boğazlamak da mübahtır. İmam Şafii ise hayvanları kesebilmek için: "Gıda maddesinin bulunmaması durumunda yemek için bunlara zorunlu ihtiyaç varsa" kaydını getirmiştir. (Diğer açıklamalar için bkz. Kitabü'l-cihad, Bab, 191. ) Abdullah İbn Muğaffel'in rivayet ettiği hadisi Süleyman İbnü'l-Muğıre şu ek ifadeyle nakletmiştir: "O iç yağını aldıktan sonra: "Hiç kimse heveslenmesin! Bu gün bundan kimseye bir parça bile vermeyeceğim!" dedim."
Abdullah İbn Muğaffel'in rivayet ettiği hadisin bu başlık altında zikredilmesinin sebebi Resulullah'ın (s.a.v.) onun bu tutumunu yadırgayan ve reddeden herhangi bir şey söylememesidir. Hatta İmam Müslim'in naklettiği bir rivayet bunu onayladığını bile göstermektedir: "Arkamı döndüğümde Resul-i Ekrem'in (s.a.v.) tebessüm ettiğini gördüm." Ebu Davlid et-Tayalisı'nin naklettiği rivayette ise Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem: "O senindir" dediği zikredilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, Resulullah (s.a.v.) onun buna çok fazla ihtiyacı olduğunu anladı ve sadece kendisinin yemesine müsaade etti.
Abdullah İbn Muijaffel'in Rivayet Ettiği Hadisten Çıkarılan Dersler 1. Abdullah İbn Muğaffel'in utandığını ifade etmesi ise Resul-i Ekrem'e (s.a.v.) ne kadar hürmetkar davrandıklarına ve saygı gösterdiklerine işaret ettiği gibi, kişinin onurunu ve haysiyetini zedeleyen davranışlardan çekindiklerini de göstermektedir. 2. Yahudilere haram olsa bile onların elinde bulunan iç yağını yemekte herhangi bir sakınca yoktur. Fakat İmam Malik bunu mekruh görmüştür.
Ahmed İbn Hanbel ise bunun haram olduğunu söylemiştir. (Ayrıntılı açıklama için bkz. Kitabü'z-zebaih ve's-sayd, Bab, 22) "Bunları kaldırıp götürmeden yerdik’’ Abdullah İbn Ömer'in bu sözü şu anlamlara gelebilir: ı. Biriktirmek maksadıyla yanımıza alıp azık etmezdik (iddihar). 2. Ganimetieri toplamakla sorumlu görevliye veya Resulullah'a (s.a.v.) götürmezdik 3. Daha önce vermiş olduğu izne dayandığımız için ResuI-i Ekrem'e (s.a.v.) tekrar gidip olayı arz ederek ele geçirdiğimiz gıda maddelerini yemek üzere izin istemezdik

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.