

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

İmam Buhari'nin kullanmış olduğu başlıkta üç ayrı hükme işaret edilmiştir. Konuyla ilgili olarak nakledilen rivayetler de başlıkta arz edilen hükümlerle aynı sırayı takip etmektedir. Burada nakledilen rivayetlerden birincisi Resulullah s.a.v.'in Bahreyn arazilerini başlangıçta Ensar'a dağıtmak istediğini ve bu isteğini Ensar'a defalarca ilettiği halde onların kabul etmediğini göstermektedir. İşte İmam Buhari burada ensar kabul etmemiş olsa bile Resulullah'ın sallallahıı aleyhi ve sellem bir uygulamaya başvurma isteğini bu uygulamanın caiz olduğuna delilolarak göstermiştir. Zira Hz. Nebi'in sallallahu aleyhi ve sellem yapılması caiz olmayan bir şeyi emretmesi mümkün değildir.
Bahreyn arazilerinin ikta' olarak ensara bırakılması, söz konusu malların aslının (rakabe) mülkiyetini değil, cizye ve haraç gelirlerini ensara tahsis etmek anlamındadır. Çünkü barış yapılan ülke arazilerinin mülkiyeti ikta' olarak verilemez ve bu araziler paylaştırılamaz. Ashab-ı Kiram savaşsız olarak ele geçirilen düşman mallarının (fey) paylaştırılması konusunda birbirinden farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: 1. Hz. Ebu Bekir bu malları eşitlik esasına göre paylaştırma usulünü benimsemiştir. Hz. Ali ile Ata da bu görüştedir. İmam Şafiiinin tercih ettiği görüş de bud-.ır.
2. Hz. Ömer ile Osman söz konusu malları kişilerin dine / Müslümanlara olan faydalarını ve üstünlüklerini / kıdemlerini (faziletlerini) göz önüne alarak farklı şekilde paylaştırmışlardır. İmam Malik de bu görüştedir. 3. Kufe'li alimlere göre bu paylaştırma yöntemini belirleme yetkisi devlet başkanına aittir. Dolayısıyla ya eşitlik usulünü ya da kıdem durumunu esas alır.
İbn Battal şöyle demiştir: "Bu konu başlığı altında nakledilen rivayetler kıdem durumunu esas almak gerektiğini söyleyenler için delil teşkil eder." Ancak öyle anlaşılıyor ki kıdem esasına göre kişilere farklı ödemelerde bulunmak gerektiğini söyleyenler ödemenin herkese yapılmasını şart koşmuşlardır. Buna karşılık paylaştırma yöntemini belirleme yetkisinin devlet başkanına ait olduğunu söyleyenler böyle bir şart koşmamışlardır.
Aslında konu başlığı altında nakledilen rivayetler de bu son görüşü desteklemektedir. Her şeyin en doğrusunu sadece Allah bilir.