

واهية kelimesini göğün yarılıp çatlaması .... şeklinde tefsir eden Ferra'dır. Taberı'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Abbas bu kelimeyi paramparça olup zayıf / güçsüz düşmüş ...... diye tefsir etmiştir. İmam Buhari'nin burada Ebu Zer'den güneşin hareketi hakkında naklettiği rivayetle ilgili ayrıntılı açıklama Yasin Süresinin Tefsiri bölümünde yapılacaktır. Söz konusu rivayetin burada nakledilmesinin sebebi ise güneşin gece ve gündüz devamlı hareket halinde (seyir) olduğunu açıklamaktır.
Bu rivayetin ilk bakışta anlaşılan açık anlamı, gök bilimcilerin güneş hakkındaki bilgilerinden farklı bir sonuca götürmektedir. Çünkü gök bilimciler güneşin yörüngesinde durduğunu, dolayısıyla hareket edenin ise yörünge (felek) olduğunu söylemektedirler. Halbuki hadis, güneşin [Yasin 40 - Enbiya 33] hareket ettiğini ifade etmektedir. "O gök cisimlerinden her biri, birer yörüngede akar durur ... " ayet i de, ifade ettiği anlam bakımından buna benzemektedir.
İbnü'l-Arabi güneşin secde etmesi hakkında şunları söylemiştir: "Bazı kesimler güneşin secde etmesini kabul etmemişlerdir. Halbuki konuyla ilgili rivayetler sahihtir ve güneşin secde etmesi pekala mümkündür. Bazıları ise, güneşin secde etmesini, onun Allah'ın emrine tam anlamıyla ve devamlı olarak boyun eğmesi şeklinde yorumlamışlardır. Fakat güneşin yörüngesinden çıkıp secde ettikten sonra yeniden dönmesine bir engel yoktur."
İbnü’I-Arabi burada güneşin yörüngesinden çıkması ile onun durmasını kasdediyorsa bu ifade anlaşılabilir. Aksi halde güneşin yörüngesinden çıktığına / ayrıldığına dair herhangi bir delil yoktur. Bu hadiste güneşin secde etmesi hakkında şu ihtimaller de söz konusu olabilir: 1. Güneşin hareketlerinden sorumlu olan meleğin secde etmesi anlatılmıştır. 2. Fiili bir secde değil de o anda Allah'ın emrine tam bir boyun eğiş ve bağlanış anlatılmak istenmiştir.
"Güneş ve ay kıyamet gününde dürülüp katlanacaktır" hadisini Bezzar "". ateşe atılacaklardır" şeklindeki ek bir bilgiyle nakletmiştir. Hasan-ı Basrı: "Peki güneş ve ayın günahı neymiş?!" diye sorunca Ebu Seleme şunları söylemiştir: "Ben sana Hz. Nebi'in (s.a.v.) sözünü naklediyorum, sen ise: "Peki günahları neymiş?!" diye soruyorsun!" Hattabi, güneş ve ayın ateşte olması hakkında şunları söylemiştir: "Ayın ve güneşin ateşe atılması, ateşte cezalandırılmaları anlamına gelmez. Burada anlatılmak istenen dünyada iken aya ve güneşe tapınan kimselerin küçük düşürüleceğidir. Böylece onlar dünyada iken aya ve güneşe tapınmalarının tamamen batıl olduğunu anlayacaklardır. Ay ve güneşin ateşten yaratıldığı ve sonuçta yine asıllarına dönecekleri şeklinde bir yorum da yapılmıştır."
İsmaili'nin konuyla ilgili değerlendirmesi ise şöyledir: "Güneşin ve ayın ateşe atılmaları ifadesinden zorunlu olarak bunların ateşte ceza görecekleri sonucu çıkarılamaz. Çünkü cehennemde melekler, taş ve daha başka varlıklar da bulunmaktadır. Bunların orada bulundurulmasının sebebi ise cehennemlikler için azap vasıtası olmalarıdır. Allah’ın dilemesiyle cehennemde bulundurulan bu varlıklar ceza çekmeyeceklerdir."

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.