

Zincir musanniften sözün kaynağına doğru okunur; her halka bir sonrakinden aktarır. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir.

Namus: Başkasından saklayıp gizlediği şeyleri bildirdiği, sırrını açtığı kimse demektir. Sözü geçen Musa, İmran oğlu Musa'dır. İmran, Laheb'in, o Azer'in, o Lavi'nin, o Yakub'un oğludur. (Selam ona) Nesebi hususunda görüş ayrılığı yoktur. esSüddi Tefsir'inde kendi senedlerini kaydederek Musa'nın durumunun başlangıcını Firavun'un (rüyasında) Beytu'l-Makdis'ten bir ateşin gelip, İsrailoğullarının evleri dışında Mısır'ın bütün evleri ile bütün Kıptileri yaktığını gördü. Uyanınca kahinleri ve sihirbazları topladı. Ona şu yorumu yaptılar: Bu, onlardan bir çocuğun doğacağını gösteriyor. Mısır bunun eliyle harap olacaktır. Bunun üzerine Firavun doğan çocukların öldürülmesini emretti.
Musa dünyaya gelince yüce Allah da annesine şunu vahyetti: "Onu emzir, onun için korkacak olursan onu suya bırak Dediklerine göre Musa'yı emziriyordu. Onun için bir tehlikeden korktu mu onu bir sandukaya koyar ve o sandukayı suya bırakırdı. Sandukanın bağlı olduğu ip de yanında olurdu. Bir gün ipi tutmayı unuttu. Nil ırmağı, sandukasıyla beraber onu alıp götürdü ve nihayet Firavun'un kapısı önünde durdu. Cariyeler onu çıkardılar, Firavun'un hanımının yanına getirdiler. Hanımı sandukayı açınca onu gördü, gördüğüne de hayret etti. Firavun'dan onu kendisine bağışlamasını istedi, o da onu hanımına bağışladı. Hanımı da onu büyüttü ve nihayet olanlar oldu.
22. AZİZ VE CELİL OLAN ALLAH'IN: "SANA MUSA'NIN HABERİ GELDİ Mİ? HANİ O BİR ATEŞ GÖRMÜŞTÜ ... " ÇÜNKÜ SEN KUTSAL VADİ TUVA'DASIN."Taha,12 AYETİ "Çünkü ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir parça kor getiririm. "Taha,10 İbn Abbas dedi ki: "Kutsal (mukaddes)" mübarek demektir. "Tuva" vadinin adıdır. "en-Nuha" takvahlar demektir. حدثنا هدبة بن خالد: حدثنا همام: حدثنا قتادة، عن أنس بن مالك، عن مالك بن صعصعة: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم حدثهم عن ليلة أسري به: (حتى إذا أتى السماء الخامسة، فإذا هارون، قال: هذا هارون فسلم عليه، فسلمت عليه فرد، ثم قال: مرحبا بالأخ الصالح والنبي الصالح).تابعه ثابت، وعباد بن أبي علي، عن أنس، عن النبي صلى الله عليه وسلم.
"Firavun ailesinden olup, imanını gizleyen mümin bir adam dedi ki. .. Şüphesiz Allah haddi aşan ve yalan söyleyen kimseleri doğru yola iletmez. "[Mu'min,28] buyruğunda geçen bu mümin adamın adı hakkında ihtilaf edilmiştir. İbn Abbas'tan rivayete göre adı Hubeyb olup, Firavun'un amcasının oğludur. Bunu Abd b. Humeyd rivayet etmiştir. باب: قول الله تعالى: {وهل أتاك حديث موسى} /طه: 9/. {وكلم الله موسى تكليما} /النساء: 164/.
24. YÜCE ALLAH'IN: "SANA MUSA'NıN HABERİ GELDİ Mİ?" [Taha,9] AYETİ İLE: "VE ALLAH MUSA İLE KONUŞTU."[Nisa, 164] AYETİ حدثنا إبراهيم بن موسى: أخبرنا هشام بن يوسف: أخبرنا معمر، عن الزهري، عن سعيد بن المسيب، عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (ليلة أسري بي: رأيت موسى، وإذا هو رجل ضرب رجل، كأنه من رجال شنوءة، ورأيت عيسى، فإذا هو رجل ربعة أحمر، كأنما خرج من ديماس، وأنا أشبه ولد إبراهيم به، ثم أتيت بإناءين: في أحدهما لبن وفي الآخر خمر، فقال: اشرب أيهما شئت، فأخذت اللبن فشربته، فقيل: أخذت الفطرة، أما إنك لو أخذت الخمر غوت أمتك).
"Racil" kelimesi, saçları yağlı ve aşağı salınmış demektir. "Şenuelilerden bir adam gibi." Bunlar Yemen'den bir kabile olup, Şenue'ye nispet edilirler. Bunun da adı Abdullah b. Ka'b b. Abdullah b. Malik b. Nasr b. el-Ezd'dir. ed-Davudi dedi ki: Ezdliler uzun boylu olmakla tanınırlar. "İbrahim'in soyundan gelenler arasında İbrahim'e en çok benzeyen kişi de benim." Kastedilen kişi İbrahim Halilullah aleyhisselam'dır.
"Sonra bana iki kap getirildi." Buna dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle es-Siretu'n-Nebeviyye bahsinde, İsra hadisinde gelecektir. (Bakınız: Enbiya bölümü, 47. bab, 3437. hadis) باب: قول الله تعالى: {وواعدنا موسى ثلاثين ليلة وأتممناها بعشر فتم ميقات ربه أربعين ليلة وقال موسى لأخيه هارون اخلفني في قومي وأصلح ولا تتبع سبيل المفسدين. ولما جاء موسى لميقاتنا وكلمه ربه قال رب أرني أنظر إليك قال لن تراني - إلى قوله - وأنا أول المؤمنين} /الأعراف: 143/.
25. VÜCE ALLAH'IN: "MUSA İLE OTUZ GECE SÖZLEŞTİK VE BUNA AYRICA ON GECE DAHA KATTIK. BÖYLELİKLE RABBİNİN TAYİN BUYURDUĞU VAKİT KIRK GECEYE TAMAMLANDI' MUSA KARDEŞİ HARUN'A: 'KAVMİM İÇİNDE YERİNE GEÇ, ISLAH ET, FESADÇILARIN YOLUNA DA UYMA' DEDİ. MUSA TAYİN ETTİĞİMİZ VAKİTTE GELİP DE RABBİ ONUNLA KONUŞUNCA: 'RABBİM, BANA KENDİNİ GÖSTER DE SANA BAKAVIM' DEDi. BUYURDU Kİ: 'BENİ ASLA GÖREMEZSİN ... ' ' ... VE BEN İMAN EDENLERİN İLKİYİM' DEDİ."[A'raf, 142-143] AYETLERİ.
يقال: دكه زلزله، {فدكتا} /الحاقة: 14/: فدككن، جعل الجبال كالواحدة، كما قال الله عز وجل: {أن السماوات والأرض كانتا رتقا} /الأنبياء: 30/. ولم يقل كن، رتقا: ملتصقتين. {أشربوا} /البقرة:93/: ثوب مشرب مصبوغ. قال ابن عباس: {انبجست} /الأعراف: 160/: انفجرت. {وإذ نتفنا الجبل} /الأعراف: 171/: رفعنا. (142. ayette geçen): دكه "Dekke" sarstı, zelzeleye uğrattı, demektir. (Yüce Allah el-Hakka, 68/14 te dağların dekk edilmesinden tesniye (ikili olarak söz etmektedir.) Dağların birbirine dekk edilmesinden, tek bir dağmış gibi dimdik edilmeleri demektir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Göklerle yer birleşik ve yapışık idi. Biz onları (o ikisini) birbirinden ayırdık.
"[Enbiya, 30] Yüce Allah burada gökle ;er için çoğul, dişi! zamir kullanmayarak tesniye zamir kullanmıştır. حدثنا محمد بن يوسف: حدثنا سفيان، عن عمرو بن يحيى، عن أبيه، عن أبي سعيد رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (الناس يصعقون يوم القيامة، فأكون أول من يفيق، فإذا بموسى آخذ بقائمة من قوائم العرش، فلا أدري أفاق قبلي، أم جوزي بصعقة الطور). "Ve biz ona ayrıca on gece daha kattık" buyruğunda, bu sözleşmenin iki defa gerçekleşmiş olduğuna işaret vardır.
"Saik" baygın demektir. "Onlara içirildi, içirilmiş elbise, boyanmış elbise demektir. " O bununla bildiğimiz şu "içme"nin kastedilmediğine işaret etmektedir. Ebu Ubeyde Yüce Allah'ın: "Ve kalplerine buzağı içirildi."[Bakara, 93] buyruğu hakkında şunları söylemektedir: O(nun sevgisi) onlara baskın gelinceye kadar onlara içirildi, demektir. Bu da hazfli mecaz kabilindendir. Yani onların kalplerine buzağının sevgisi içirildi.
Buzağının yakıldıktan sonra külünün suya savrulduğunu, arkasından onların da bu suyu içtiklerini söyleyenler, Arapçayı bilmeyen kimselerdir. Çünkü su hakkında: Filana kalbinde içirildi, diye bir kullanım yoktur. باب: طوفان من السيل. 26. SELDEN (DOLAYI) TUFAN يقال للموت الكثير طوفان، القمل: الحمنان يشبه صغار الحلم. {حقيق} الأعراف: 105/: حق {سقط} /الأعراف: 149/: كل من ندم فقد سقط في يده.
Çokça ölüm hadisesine "tufan" da denilir. "el-Kummel" küçük kene demektir. "Hakikun" hak ve gerçek demektir. "Sukita" pişman olan herkes hakkında "sukita fi yedihi" tabiri kullanılır.