

"Yaktinden: Kabak ve benzeri gövdesi olmayan ağaçlardan" şeklindeki açıklamaya uygun olarak Ebu Ubeyde de: Gövdesi üzerinde durmayan her bir ağaç (bitki) yaktindir, diye açıklamıştır. Kabak, Ebu Cehil karpuzu ve kavun gibi. Meşhur olan bunun kabak olduğudur. İncir ve muz olduğu da söylenmiştir. İlim adamları derler ki: Nebi s.a.v., eğer bu sözlerini yaratılmışların en faziletlilerinin kendisi olduğu ona bildirildikten sonra söylemiş ise, tevazu yoluyla söylemiştir. Eğer bu husus ona bildirilmeden önce söylemiş ise açıklanması zor bir tarafı yoktur. İbn Ebi Hatim de Amr b.
Meymun'dan, İbn Mes'ud'a kadar ulaşan sahih bir sened ile buna yakın bir rivayet kaydetmiştir. Bu rivayette şunlar da vardır: "Sabah olduğunda Yunus bulunduğu yüksekçe yerden kasabaya baktı. Azabın onların üzerine inmediğini gördü. Onların şeriatine göre yalan söyleyen kişi öldürülürdü. O, kızgın bir şekilde yola koyuldu. Nihayet bir gemiye bindi. -Bu rivayetinde şunları da söylemektedir:- Yunus onlara dedi ki: Beraberlerinde Rabbinden (kinaye yoluyla, efendisinden anlamına da gelir) kaçmış bir köle vardır. Onu (suya) atmadığınız sürece gemi yürümeyecektir.
Gemidekiler: Ey Allah'ın Nebii, biz ebediyen seni atmayız, dediler. Bu sefer kura çektiler. Üç defa kura onun aleyhine çıktı. Onu suya attılar, balık onu yuttu. Onu yerin dibine kadar ulaştırdı. Orada çakıl taşlarının tesbihlerini duyunca kendisi de karanlıklarda: Senden başka hiçbir ilah yoktur, diye seslendi." باب:{واسألهم عن القرية التي كانت حاضرة البحر إذ يعدون في السبت} يتعدون يجاوزون في السبت {إذ تأتيهم حيتانهم يوم سبتهم شرعا} شوارع، إلى قوله: {كونوا قردة خاسئين} /الأعراف: 163 - 166/..
36. "ONLARA DENİZ KIYISINDAKİ O KASABANIN DURUMUNU DA SOR. HANİ ONLAR CUMARTESİ GÜNÜNDE HADDİ AŞMIŞLARDI. ÇÜNKÜ CUMARTESİLERİNDE BALIKLARI AKIN AKIN MEYDANA ÇIKARAK YANLARINA GELİYORDU ... ALLAH'IN RAHMETİNDEN UZAK AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN, DEDİK."[A'raf,163-166] AYETLERİ "Onlara deniz kıyısındaki o kasabanın durumunu da sor ... " buyruğu" Cumhurun kanaatine göre sözü geçen bu Karye (kasaba) Eyle idi. Bu da Mısır'dan Mekke'ye giden hacıların yolu üzerinde bir yerdir. İbnu't-Tin'in ez-Zühfı'den naklettiğine göre bu Taberiye şehridir.
Katade de böyle demiştir. Cumartesi günü haddi aşanlar, Eyle halkından idiler. Bunlar Cumartesi gününden ağlarını atıp, daha sonra balıkları Pazar günü yakalamak Suretiyle balıkları avlamak hususunda hileli bir yola sapınca işten vazgeçmelerini istediler. Hatta onlara ağır sözler söylediler. Bir başka kesim ise onlara ilişmeyiniz, onlardan uzak kalalım, dediler.
Bir gün sabahleyin, haddi aşanların evlerinin kapılarını çıktı, yukarıdan onlara baktı. Maymuna dönüşmüş olduklarını gördü. Bulundukları yere girdiler. Onlara adeta yalvarmaya başladılar. Bu işten vazgeçmelerini söylemiş olanlar: Biz size demedik mi, biz size bu işten vazgeçmenizi söylemedik mi, diyorlar, onlar da başları ile işaret ediyorlardı. İbn Ebi Hatim'in, Mücahid yoluyla İbn Abbas'tan rivayet ettiğine göre "bunlar ancak çok kısa bir süre yaşadılar ve öldüler."
İbn Cerir de, el-Avfi yoluyla İbn Abbas'tan: Gençleri maymun, yaşlıları da domuz oldular, dediğini rivayet etmektedir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.