

"Zeyd b. Amr b. Nufeyl hadisi" Bu Ömer b. el-Hattab b. Nufeyl'in amcasının oğludur. Aşere-i mübeşşere'den birisi olan Said b. Zeyd'in babasıdır. Tevhidi bulmak isteyip, putları bir kenara iten, şirkten uzak duran kimselerden idi. Fakat Nebi (s.a.v.)'e nübuvvet verilmeden önce vefat etmişti. el-Bezzar ve Taberani'nin rivayet ettikleri bu hadiste Said b. Zeyd şunları söylemektedir: "Zeyd b. Amr ile Varaka b. Nevfel hak dini aramak üzere çıktılar. Nihayet Şam'a geldiler. Varaka hristiyanlığı kabul etti, fakat Zeyd onu kabul etmedi. Musul'a gitti. Orada bir rahip ile karşılaştı, rahip ona hristiyanlığı teklif etti, yine kabul etmedi." Bundan sonra da hadisi ona dair tercümede (başlıkta) yer alan İbn Ömer hadisine yakın bir şekilde zikretti. Bu rivayetinde şunlar da yer almaktadır: "Said b. Zeyd dedi ki: Ben ve Ömer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Zeyd'in durumu hakkında sordum da şöyle buyurdu: Allah ona mağfiret etsin, ona rahmetini ihsan etsin. Şüphesiz ki o İbrahim'in dini üzere ölmüştür."
"Hak dini soruşturmak üzere çıktı." Tevhid dinini araştırmak üzere çıktı. "Gücüm yettiği takdirde" yani benim böyle bir şeyi yüklenmeme kudretim var ise. Bir rivayette "ene: ben" lafzında nun (harfi), böyle bir işin uzak bir ihtimal olduğu anlamını ifade edecek şekilde şeddeli gelmiştir. Allah'ın gazabından maksat ise onun ikabının (cezasının) ulaştırılmasıdır.
"Yanlarından ayrılınca" yani onların topraklarının dışına çıkınca. "Diri diri gömülmek istenen kızı ölümden kurtarıyordu." İfadede mecaz vardır. Onu ölümden kurtarmaktan kasıt, hayatta kalmasını sağlamak, diri diri gömülmesini önlemektir. Hadiste de bunu nasıl yaptığı açıklanmış bulunmaktadır. İbn Ebi'z-Zinad'ın rivayetinde: "O öldürülmesin diye diri diri gömülmek istenen kızı fidye vererek kurtarırdı."
Cahiliye dönemi insanları hayatta oldukları halde kız çocuklarını gömerlerdi. Denildiğine göre bunun asıl sebebi, onların iffetleri adına korkulması idi. Çünkü bazı Araplar bir başkasının kızını esir almış ve ona cariye muamelesi yapmıştı. Babası fidye vererek onu kurtarmak isteyince kız da kendisini esir alanı tercih etmişti. Bunun üzerine babası da doğacak her bir kız çocuğunu öldüreceğine dair yemin etti. Diğerleri de bu hususta onun ardından gittiler.
Ben bunu "el-Evail" adlı eserimde uzun uzadıya açıklamış bulunuyorum. Aralarından bu işi yapanların çoğunluğu ise Yüce Allah'ın şu buyruğunda olduğu gibi açlık ve fakirlik endişesi ile yapıyordu: "Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Çünkü sizin de, onların da rızkını biz veririz. "[En'am, 151] Zeyd'in kıssası da bu ikinci hususa delil teşkil etmektedir.
Her iki hususun da bu konuda birer sebep olma ihtimali de vardır. FEDAİLU’S-SAHABE EK SAYFA – 1540-2 25. KA'BE'NİN BİNA EDİLMESİ حدثني محمود: حدثنا عبد الرزاق قال: أخبرني ابن جريح قال: أخبرني عمرو بن دينار: سمع جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: لما بنيت الكعبة، ذهب النبي صلى الله عليه وسلم وعباس ينقلان الحجارة، فقال عباس للنبي صلى الله عليه وسلم: (اجعل إزارك على رقبتك يقيك من الحجارة، فخر إلى الأرض، وطمحت عيناه إلى السماء، ثم أفاق فقال: (إزاري إزاري).
فشد عليه إزاره. "Ka'be'nin" Nebi (s.a.v.)'in hayatında ve ona Nebilik verilmeden önce Kureyş tarafından "bina edilmesi." Bundan önce İbrahim (s.a.v.)'in, -Kureyşliler tarafından bina edilmesinden önce- Ka'be'yi bina etmesi ile alakalı açıklamalar geçmiş bulunduğu gibi, Abdullah b. ez-Zubeyr'in de İslam geldikten sonra Ka'be'yi bina etmesiyle ilgili açıklamalar da geçmiş bulunmaktadır. İbn İshak'ın ve başkalarının naklettiklerine göre Kureyş Ka'be'yi bina ettiğinde Nebi (s.a.v.) 25 yaşında idi.
İshak b. Rahuye'nin, Halid b. Ar'ara yoluyla Ali'den İbrahim (a.s.)'ın Beytullah'ı bina etmesi ile ilgili olarak şunları söylediğini rivayet etmektedir: "Aradan uzun zaman geçti ve Ka'be'nin binası yıkıldı. Bunun üzerine amalika onu bina etti. Yine aradan bir zaman geçti, yine binası yıkıldı, bu sefer Cürhümlüler onu bina etti. Aradan bir zaman daha geçti, yine yıkıldı. Bu sefer onu Kureyş bina etti. Resulullah (s.a.v.) de o sırada genç idi. Hacer-i Esved'i yerine koymak istediklerinde aralarında anlaşmazlık çıktı.
Bunun üzerine, bu yoldan çıkacak olan ilk kişi aramızda hakem olsun, dediler. O yoldan ilk çıkıp gelen kişi Nebi (s.a.v.) oldu. O da aralarında taşı bir örtü üzerine koyup, her kabileden bir adam tarafından da kaldırılması şeklinde hüküm verdi."

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.