

(Medine Yollarındaki Mescidler) Başlığın bu kısmı, Medine ile Mekke arasındaki yollarda bulunan camileri ifade eder. Özetle ifade edecek olursak, İbn Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namaz kıldığı bu mekanlardan bereket ummuştur. Onun Allah Resûlü'nü takip etmede ne kadar titiz olduğu herkesçe malumdur. Onun bu davranışı, babasından nakledilen şu rivayetle çelişmez: "Hz. Ömer, bir sefer esnasında Müslümanların bir mekana doğru hücum ettiklerini gördü. Çevresindekilere bunun nedenini sordu. Onlar da, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem burada namaz kıldığı için, insanlar koşarak oraya gidiyor' diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: Kim namazını kılmamışsa kılsın, yoksa yola devam etsin.
Çünkü ehl-i kitap, peygamberlerini bu şekilde takip ettikleri ve onların ibadet ettikleri yerleri havra ve kilise edindikleri için helak oldu." Hz. Ömer'in bu sözleri, insanların bu tür yerleri namaz kılmadan gezmelerini hoş karşılamadığı şeklinde anlaşılır. Ya da, bu durumun, işin aslını bilmeyenler tarafından bir farz olarak anlaşılmasından endişe ettiğini gösterir. Her iki durum da, İbn Ömer için söz konusu olamaz. Ayrıca Itbân hadisi daha önce geçmişti. Itbân, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendi evinde namaz kılmasını istemişti. Onun namaz kıldığı yeri, namazgah olarak kullanmayı hedefliyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de, ona olumlu cevap vermişti. İşte bunlar, salihlerin yolunu izleyerek, bereket ummanın delilidir.
Dikenleri olan bir ağaçtır. Ümmü Ğaylan adıyla tanınır. (Büğürtlen ağacı olduğu tahmin edilir). Hattâbî şöyle demiştir: "İkamet için değil de, dinlenmek için konaklamayı ifade eder. Genellikle gecenin son kısmındaki dinlenmeler için kullanılır." Medine'ye iki gecede kat edilecek mesafede bulunan büyük bir köyün adıdır. Hadislerde geçen namaz kılınan yerlerden, Zü'1-Huleyfe mescidi dışında kalanlar günümüzde bilinmemektedir. Ravhâ'daki namazgahları ise, o bölgede yaşayan insanlar bilmektedir. Tirmizî'nin Amr İbn Avftan naklettiği hadise göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ravhâ vadisinde namaz kılıp şöyle buyurmuştur: "Bu vadide yetmiş Peygamber namaz kılmıştır."
İbn Ömer'in davranışlarından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' aynen takip edip onun fiilleriyle bereket umması, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Şafiilerden Beğavî şöyle demiştir: "Bir insan, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in namaz kıldığı sabit olan namazgahlarda namaz kılmayı adasa, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksâ'da namaz kılmayı adayan kimseye farz olduğu gibi ona da adağını yerine getirmek farz olur.
İmam Buhârî Medine yollarında, bulunan mescid ve namazgahlara işaret etmiştir. Medine'deki camilerden ise bahsetmemiştir. Çünkü Medine'deki cami ve namazgahları konu edinen hadisler, onun şartlarına uygun değildir. Ömer İbn Şeybe "Ahbâru Medine" adlı eserinde, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemin Medine'de namaz kıldığı cami ve yerleri tam olarak zikretmiştir. Ebu Gassân ve diğer ilim ehlinden, Medine ve civarındaki camilerin nakışlı ve birbirine uygun taştan yapıldığı nakledilmektedir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buralarda namaz kılmıştır. Ömer İbn Abdülaziz Medine'deki mescidi yaptığı zaman Müslümanlara, bu mescidin ne şekilde yapıldığını sormuş, sonra kendisi de, nakışlı ve birbirine uygun taşlarla bu mescidi yeniden İnşa etmiştir."
Ömer İbn Şeybe, Medine'deki camilerin birçoğunun yerini belirtmiştir. Ancak günümüzde bunların çoğunun eseri kalmamıştır. Şu an hâlâ varlığını sürdüren meşhur camileri şu şekilde sıralayabiliriz: 1- Kubâ Mescidi 2- Fadîh Mescidi. Kubâ Mescidinin doğusuna düşer. 3- Benû Kurayza Mescidi 4- Meşrabetu Ümmİ İbrahim. Benû Kurayza Mescidinin kuzeyine düşer. 5- Benû Zafer Mescidi.
Bakî mezarlığının doğusuna düşer ve el-Bağla Mescidi olarak bilinir. 6- Benû Muâviye Mescidi. İcâbe Mescidi olarak bilinir. 7- Fetih Mescidi. Sel' dağına yakın bir yerde bulunur. 8- Kıbleteyn Mescidi. Benû Seleme kabilesinin bulunduğu yerdedir. Alimlerimiz, camilerin yerini bu şekilde tespit etmişlerdir. Bunun faydası İse biraz önce Beğavî'nin ifade ettiği hususta görülür. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.