

"Yolculukta" kadın ile "zifafa girme." Bu başlık altında Enes R.A.'ın Huyey kızı Safiye kıssası ile ilgili olarak rivayet ettiği hadisi zikretmektedir. Hadis daha önce nikah bölümünün baş taraflarında(5085.hadis) geçmiş bulunmaktadır. "Üç gün kaldı ve Safiye ile evlendi." Hadiste dul kadın, yanında (evlilikten hemen sonra) kalma süresi ile ilgili sünnetin sadece ikamet haline has olmadığına ve başka hanım ı olan koca ile kayıtlı bulunmadığına işaret vardır.
Yine hadisten, eğer herhangi bir maksadın elden kaçma ihtimali yoksa, özel meşguliyet dolayısıyla kamu işlerinin geciktirilmesinin caiz olduğu, bu süre içerisinde düğün yemeği ve ilan edilmesi suretiyle nikah sünnetinin yerine getirilmesi gibi işlerle uğraşılabileceği anlaşılmaktadır. باب: البناء بالنهار بغير مركب ولا نيران. 61. DüCiüN ALAYI OLMAKSIZIN, ATEŞ YAKMAKSIZIN GÜNDÜZÜN ZİFAFA GİRMEK حدثنا فروة بن أبي المغراء: حدثنا علي بن مسهر، عن هشام، عن أبيه، عن عائشة رضي الله عنها قالت: تزوجني النبي صلى الله عليه وسلم، فأتتني أمي فأدخلتني الدار، فلم يرعني إلا رسول الله صلى الله عليه وسلم ضحى.
"Düğün alayı olmaksızın ve ateş yakmaksızın gündüzün zifafa girmek." Bu hususta çeşitli rivayet yollarıyla Aişe R.A.a'ın Nebiin kendisi ile evlenmesine dair hadisini zikretmiş bulunmaktadır. "Gündüzün" sözü ile zevce ile zifafa girmenin geceye has olmadığına "düğün alay i olmaksızın ve ateş yakmaksızın" sözleri ile de Said İbn Mansur'un -ve onun rivayet yoluyla Kitabu'n-Nikah'ta Ebu'ş-Şeyh'in- Urve İbn Ruveym yoluyla naklettiği şu rivayete işaret etmiş bulunmaktadır: "Ömer R.A.'ın Hıms Valiliği'ni yapan Abdullah İbn Kuraz es-Sumali'nin yanından, beraberindekiler tarafından önünde ateş yakılmış bir gelin geçiyordu. Elindeki küçük kamçı ile onlara gelinlerinin etrafından dağılıneaya kadar vurdu. Daha sonra bir hutbe vererek şöyle dedi: "Sizin düğün alayınızdakiler ateş yaktılar ve kafirlere benzemeye çalıştılar. Allah ise onların nurunu söndürendir."
باب: الأنماط ونحوها للنساء. 62. KADıNLARIN ETRAFI SAÇAKLI YAYGILAR VE BENZERi ŞEYLER (EDiNMELERi) حدثنا قتيبة بن سعيد: حدثنا سفيان، حدثنا محمد بن المنكدر، عن جابر بن عبد الله رضي الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: (هل اتخذتم أنماطا). قلت: يا رسول الله وأنى لنا أنماط؟ قال: (أنها ستكون). "Kadınların etrafı saçaklı yaygılar ve benzeri (şeyler edinmeleri)." Cibinlikler, perdeler, döşekler ve bu kabilden olan her şey.
Buradaki "el-enmat" namat (yaygı, döşek ve bu gibi)ın çoğuludur. Bunları edinmenin caiz olmasıyla ilgili istidlal şekline dair açıklama, daha önceden geçmiş bulunmaktadır. Muhtemelen musannıf, Müslim'in zikrettiği, Aişe'nin şöyle dediğine dair zikrettiği hadise işaret etmiştir: "Rasuluilah bir gazaya çıkmıştı. Ben de saçaklı bir yaygı edinip, onu kapının üzerine gerdim. Geri döndüğünde bu saçaklı yaygıyı (perdeyi) gerdim.
Ondan hoşlanmadığını yüzünden anladım. Onu hızlıca çekip parçaladı ve şöyle buyurdu: Allah bizlere taşları ve sıvaları örtmemizi emir buyurmadı. (Ravi) dedi ki: (Aişe dedi ki:) Ondan iki tane yastık biçtim. Benim bu yaptığımı da ayıplamadı." Bu hadisten anlaşıldığına göre bizatihi saçaklı yaygılar edinmek mekruh değildir. Onların ne için kullanıldığı ile (kerahet) alakalı olabilir.
ileride duvarların perde ile örtülmesine dair açıklamalar "vellme (düğün ziyafeti)" ile ilgili bahislerde "bir münker gördüğü vakit geri döner mi" başlığı altında (5181.hadiste) gelecektir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.