

Aişe R.A.a'nın görüşü doğrultusunda ashabın, tabiınin ve bölge fukahasının cumhuru da görüş belirtirler. O da şudur: Bir kimse hanımını (boşanmak ile evliliğinin devamı hususunda) muhayyer bırakacak olsa, o da onu seçecek olursa bununla bir talak verilmiş olmaz. Fakat hanım (kocasını değil de) kendisini tercih edecek olursa, bu ric'ı bir talak mı olur yoksa bain bir talak mı olur yoksa üç talak mı olur hususunda ihtilaf etmişlerdir.
Tirmizi'nin nakline göre Ali R.A., eğer kadın kendisini seçecek olursa hain bir talak olur. Şayet kocasını seçerse ric'ı bir talak olur, demiştir. Zeyd İbn Sabit'ten rivayete göre de kendisini seçtiği takdirde üç talak, kocasını seçtiği takdirde ise bain bir talak olur. İbn Ömer ve İbn Mesud'dan rivayete göre kendisini seçtiği takdirde bfÜn bir talak olur. Yine ikisinden, ric'ı bir talak olacağı da nakledilmiştir. Eğer kocasını seçerse hiçbir şeyolmaz.
Anlam bakımından cumhurun görüşünü, muhayyer bırakmanın iki şey arasında gidip gelmek olduğu şeklindeki görüş de desteklemektedir. Şayet kadının kocasını seçmesini bir talak olarak değerlendirirsek her ikisi arasında fark kalmaz. Böylelikle onun kendisini seçmesinin ayrılık anlamında, kocasını seçmesinin ise nikahı altında kalmak anlamında olduğu görülmektedir.
Kadının kendisini seçmesi halinde bunun bain bir talak olacağı hususunda Ebu Hanife, Ömer ve İbn Mesud'un görüşünü kabul etmiştir. Şafiı de muhayyer bırakmak bir kinayedir, demiştir. Buna göre koca, hanımını muhayyer bıraksa ve bununla kendisinden boş olması ile nikahı altında devam etmesi arasında istediğini -seçmeyi kastetmiş ise, kadın da kendisini seçerse, bu seçimiyle de boşamayı kastederse boş olur. Eğer: Ben kendimi seçmekle boşamayı kastetmemiştim diyecek olursa sözü doğru kabul edilir.
Buradan anlaşıldığına göre, muhayyer bırakmakta boşamak açıkça ifade edilecek olursa talak da kesin olarak gerçekleşir. Buna hocamız, çağının haflZı Ebu'l-Fadl el-Irakı, Tirmizi şerhinde dikkat çekmiş bulunmaktadır. el-Hattabı dedi ki: Aişe'nin: "Biz de onu seçtik ve bu bir talak olmadı" sözünden şu anlaşılmaktadır: Eğer kendisini seçmiş olsaydı, talak olacaktı. Kurtubı de el-Müfhim adlı eserinde ona muvafakat ederek şöyle demektedir: Hadisten anlaşıldığına göre muhayyer bırakılan kadın, kendi nefsini seçecek olursa bizzat bu seçme ayrıca talaka delalet edecek bir lafzı söylemeye ihtiyaç bırakmaksızın bir talak olur. Bu hüküm de Aişe'nin sözü geçen ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Derim ki: Ancak ayetin zahiri mücerred olarak bunun talak olmayacağını, aksine kocanın talakı söz konusu etmesinin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. Çünkü ayette muhayyer bırakmak söz konusu edildikten sonra: "Gelin size bağışta bulunayım ve sİzi güzellikle salıvereyim."(Ahzab, 28) diye buyurulmaktadır. KİTABU’T-TALAK EK SAYFA – 1834-3 باب: إذا قال: فارقتك، أو سرحتك، أو الخلية، أو البرية، أو ما عني به الطلاق، فهو على نيته.
6. KOCANıN KARISINA SÖYLEDİĞİ "SENDEN AYRıLDIM YAHUT SENİ SALIVERDİM YAHUT SENİ KENDİ BAŞINA BıRAKIYORUM YAHUT SEN UZAKLAŞTIRILDIN" YA DA KENDİSİ İLE TALAKIN KASTEDİLDİĞİ SÖZLERİN KOCANIN NİYETİNE GÖRE YORUMLANACAĞI وقول الله عز وجل: {وسرحوهن سراحا جميلا} /الأحزاب: 49/. وقال: {وأسرحكن سراحا جميلا} /الأحزاب: 28/. وقال {فإمساك بمعروف أو تسريح بإحسان} /البقرة: 229/. وقال {أو فارقوهن بمعروف} /الطلاق: 2/.
وقالت عائشة: قد علم النبي صلى الله عليه وسلم أن أبوي لم يكونا يأمراني بفراقه. Ve yüce Allah'ın: "Ve onları güzel bir şekilde salıverin. "(Ahzab, 49) "Ve sizi güzellikle salıvereyim. "(Ahzab, 28) "Ya iyilikle tutmalıdır veya güzellikle salmalıdır. "(Bakara, 229) "Yah ut maruf ile anİardan ayrılın. "(Talak, 2) buyrukları ile Aişe radıyalhl.hu anha'nın: "Nebi sallallahu aleyhi ve selle m benim anne ve babamın bana kendisinden ayrılmamı emretmeyeceklerini biliyordu" sözü "Koca karısına senden ayrıldım, seni salıverdim, sen bir başınasın yahut sen uzaklaştırıldın ya da kendisi ile talakın kastedildiği bir sözü kuUanması halinde niyetine göre yorumlanır." Musannıf (Buhari) bu meselede hükmü bu şekilde kesin olarak belirtmiş bulunmaktadır. Buna göre o talak ya da bu kökten türeyen lafızlar dışında kalan sözleri, talak hakkındakullanılan sarih sözlerden kabul etmemesi gerekir. Bu, Şafii'nin kadim görüşüdür. Cedid görüşünde ise talak, firak (ayrılık), serah (salıvermek) lafızlarının da boşama için kullanılan sarih laflZlardan olduğunu açıkça ifade etmiştir. Çünkü bu lafızlar Kur'an-ı Kerim'de talak anlamında kullanılmıştır.
Kadim görüşün delili şudur: Kur'an-ı Kerim'de firak (ayrılık) ve serah (salıvermek) lafızları talak lafzından farklı olarak başka hususları kastetmek için kullanılmıştır; ama talak lafzı ancak boşamak hakkında kullanılmıştır. Taberi'nin el-Udde adlı eserinde olduğu gibi el-Mehamili ve başkaları gibi bir topluluk, Şafii'nin kadim görüşünü tercih etmiştir. Hanefilerin görüşü de budur. Malikilerden Kadı Abdulvehhab da bunu tercih etmiştir. Darimi, İbn Hayr'dan talaktan başka bir lafzı bilmeyen bir kimse hakkında sadece bu lafız sarihtir, dediğini nakletmiş bulunmaktadır ki, bu da (delil bakımından) güçlü bir ayrıntıdır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.