

Ebu Bekr "es-Sıddık" dedi ki: "Ölüp de su yüzüne çıkmış olan deniz hayvanı helaldir." Bu rivayeti Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, Tahavı ve Darekutnı, Abdulmelik b. Ebi Beşir'den, o İkrime'den, o İbn Abbas'tan diye mevsul olarak rivayet etmişlerdir. İbn Abbas dedi ki: Ben şahitlik ederim ki Ebu Bekr: "Ölüp de su yüzüne çıkmış olan balık helaldir" demiştir. Tahavı ayrıca "onu yemek isteyen kimse için" fazlalığını eklemiştir.
Bunu Darekutnı de ve aynı şekilde Abd b. Humeyd ile et-Tab erı de bu şekilde rivayet etmişlerdir. Bu rivayet yollarının birisinde şöyle denilmektedir: "Ben Ebu Bekr'in ölüp de su üzerine çıkmış balığı yediğine dair şahitlik ederim." Darekutnı bir başka yoldan, İbn Abbas'tan, o Ebu Bekir'den şöyle dediğini nakletmektedir: "Şüphesiz Allah denizdekileri sizin için kesmiş bulunmaktadır. Onun hepsini yiyebilirsiniz. Çünkü o tezkiye edilmiş (temiz ve helal)dir."
"el-Cerrı (denilen yılan balığı)'yi Yahudiler yemezler, ama biz yeriz." Bu kabuğu olmayan bir türdür. el-Hattabı dedi ki: Bu, yılanlara benzeyen bir balık türüdür. "İbn Cüreyc dedi ki: Ben Ata'ya nehirlerde ve sel sularında avlanılan hayvanlar deniz avı mıdır, diye sordum. O: Evet dedikten sonra yüce Allah'ın: "Bu çok tatlı, içirrÜ hoş ve kolaydır, diğeri ise çok acı ve tuzludur. Bununla birlikte her ikisinden de taze et yersiniz. "(Fatır, 12) buyruğunu okudu."
Sel suları (diye tercüme edilen tabirde) "kallat" lafzı kayada bulunan ve içine su dolan oyuklara denilir. Şa'bı'nin kurbağalar ile ilgili sözleri hakkında İbnu't-TIn şunları söylemektedir: eş-Şa'bı kurbağaların tezkiye edilip edilmeyeceği ni açıklamamıştır. Maıik'in kabul ettiği görüşe göre tezkiye edilmeksizin yenilirler. Su kurbağası ile diğerleri arasında hükümlerin farklı olduğunu söyleyen alimler de vardır. Hanefilerle, Şafiı'den gelen bir rivayete göre tezkiye kaçınılmazdır, mutlaka gereklidir.
"Ebu'd-Derda da el-murrı hakkında: Balık ve güneş o şarabı kesmiştir. demiştir. ii el-Harbı dedi ki: Bu el-murrı Şam'da yapılır. Şarabın içine tuz ve balık atılarak güneşe bırakılır. Böylelikle şarabın tadı da değişir. Abdurrezzak bunu Said b. Abdulaziz yoluyla Atiyye b. Kays'tan şöylece rivayet etmiştir: Ebu'd-Derda'nın arkadaşından birisi bir başkasına gitmiş -ve burada murrı hakkında ihtilafa düştüklerine dair olayı zikrettikten sonra- her ikisi de Ebli'd-Derda'ya giderek ona durumu sormuşlar. Ebli'd-Derda da onlara şu cevabı vermiştir: "Onun şarabını güneş, tuz ve balıklar keser."
Buharl'nin burada balık ile ilgili olayı anlatan hadisi zikretmekten maksadının şu olduğu anlaşılmaktadır: Denizin ölüsünü yemek caizdir. Çünkü hadiste açık bir şekilde şöyle denilmektedir: "Deniz, ölmüş bir balığı kıyıya atb. Anber denilen bu balığın bir benzeri görülmemiştir." Daha önce Megazi bölümünde Sahih'te yer alan bu hadisin rivayetlerinden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu balıktan yediği de belirtilmiş bulunmaktadır. Böylelikle hadisin başlığa delaleti eksiksiz olmaktadır. Yoksa açlık halinde ashabın yemeleri tek başına delil olamaz. Çünkü çaresizlikten onu yedikleri söylenebilir. Hadisin sonunda ise bu balığı yemenin helal oluşunun zaruret sebebi dolayısıyla olmadığı da açıkça anlaşılmaktadır. Aksine onu yemenin helal oluşu deniz avı olduğundan dolayı idi. Ayrıca hadisin sonlarında hem Buhari, hem Müslim'in kaydettiği rivayette şöyle denilmektedir: "Biz Medine'ye vardığımızda bunu Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattık. O da şöyle buyurdu: Allah'ın çıkardığı bir rızkı yiyiniz. Eğer sizinle beraber ondan bir şeyler varsa bize de yediriniz. Onlardan birisi Allah Rasulüne balığın bir uzvunu getirdi, o da onu yedi."
Böylelikle onlar bunun mutlak olarak helal olduğunu açıkça görmüş oldular. Ayrıca bizzat kendisi de ondan yemekle bu husustaki beyanı daha ileri dereceye götürmüş oldu. Çünkü Allah Rasulünün kendisi zaruret içerisinde değildi. Hanefilerden bunun mekruh olduğu nakledilmiştir. Onlar denizin atmasından sonra ölen deniz hayvanı ile herhangi bir musibet olmaksızın denizin içinde ölen deniz hayvanı arasında fark gözetmişler ve bu hususta Ebli'z-Zubeyr'in, Cabir'den rivayet ettiği şu hadisi delil almışlardır: "Denizin attığını yahut denizin çekilerek kıyıda bıraktığını yiyiniz.
Fakat denizin içinde ölüp de su üzerine çıkanı yemeyiniz. "

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.