

Bu olay İslam'ın henüz yayılmadığı bir dönemde vuku bulmuştu) Yani İslam Medine dışında yayılmamıştı. Zira İslam'ın diğer bölgelerde yayılması ancak Mekke'nin fethinden sonra gerçekleşmişti. (kadınlar ve çocuklar uyuyakaldı) Bu ifade ile Hz. Ömer, camiye gelen kadın ve çocukları kasdetmiştir. Sadece onların uyuyakaldığından bahsetmesi, onların uykusuzluğa daha az tahammül etmelerinden dolayıdır. Ayrıca onlara daha çok merhamet ve şefkat gösterilmesi gerekir.
(Ben ve arkadaşlarım Nebi'in namaza geldiği ana rastladık. O gece Nebi s.a.v.'in bir işi vardı.) Bu ifade, Allah Resûlü (s.a.v.)'in yatsı namazını bu vakte kadar kasıtlı olarak geciktirmediğini gösterir. Nitekim, biraz sonra gelecek İbn Ömer hadisinde geçecek olan "Bir gece meşgul olduğu için yatsı namazını geciktirdi" İfadesi ile Hz. Âişe hadisinde geçen "Bir gece namazı geciktirdi" ifadesi aynı şekilde değerlendirilir.
Bütün bu rivayetler, yatsı namazını geç vakte bırakmanın Hz. Peygamber'in âdeti olmadığını gösterir. Allah Resûlü'nün yatsı namazını ne zaman kıldırdığı konusunu en iyi Câbir hadisi aydınlatır: "Cemaat toplandığı zaman Nebi s.a.v. namazı geciktirmeden kılardı. Cemaatın ağırdan aldığı zamanlarda İse namazı geciktirirdi." (Allah'ın size bahşettiği nimetlerden biridir) Bu ifade, yatsı namazını geciktirmenin faziletli bir davranış olduğuna delil olarak getirilmiştir. Bu çıkarım, vaktin başlangıcının faziletli olması ile çelişmez.
Çünkü yatsı namazı için beklemek de fazilettir. Ancak İbn Battal şöyle demiştir: "Günümüzde imamların yatsı namazını geciktirmesi doğru değildir. Çünkü Nebi s.a.v. işlerin kolaylaştırılmasını emretmiştir. Bu konuda 'Cemaat içinde güçsüz ve ihtiyaç sahibi kimseler vardır' buyurmuştur. Dolayısıyla yatsı namazını geç bir vakte tehir edip aşırı derecede beklemeye son vermek daha evladır."
Ahmed İbn Hanbel, Ebu Dâvûd, Nesâî, İbn Huzeyme ve diğerleri Ebu Saîd el-Hudrî'den şu hadisi nakletmiştir: "Nebi s.a.v.le birlikte yatsı namazını kıldık. Gece yarısı olana kadar namaz kıldırmaya gelmemişti. Geldikten sonra cemaate şöyle dedi: Kuşkusuz sizler, namazı beklediğiniz sürece namazdasınız. Eğer zayıf kimselerin dermansızlığı, hasta kimselerin rahatsızlıkları ve ihtiyaç sahibi kimselerin de ihtiyaçları olmasaydı bu namazı gece yarısına tehir ederdim." Tirmizî de Ebu Hureyre'den sahih olduğunu beyan ettiği şu hadisi nakletmiştir: "Eğer ümmetime zorluk çıkarmaktan korkmasaydım, onlara yatsı namazını gecenin 1/3'üne veya gecenin yarısına tehir etmelerini emrederdim."
Buna göre yatsı namazını ertelemeye gücü yeten, uykuya yenik düşmeyen ve namaz kıldıracağı insanların hiçbirini müşkil duruma sokmayacağından emin olan kimsenin, yatsı namazını tehir etmesi daha efdaldir. Nitekim İmam Nevevî Müslim Şerhi'nde bunu belirtmiştir. Ayrıca bu görüş, Şafiilerden ve diğer mezheplerden bir çok ehl-i hadisin tercihidir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
İbnu'l-Münzir Leys ve İshak'tan yatsı namazının gecenin 1/3'ünden önce bir vakte tehir edilmesinin müstehap olduğu görüşünü nakletmistir. Tahâvî de şöyle demiştir: "Yatsı namazının gecenin 1/3'üne tehir edilmesi müstehaptır." İmam Mâlik, Ahmed İbn Hanbel, sahabe ve tabiilerin çoğu bu kanaattedir. İmam Şafiî'nin de kavl-i cedîdi bu doğrultudadır. Kavl-i kadîm'ine göre ise, yatsı namazını ilk girdiği anda kılmak daha faziletlidir.
(bizi mutlu etmişti) Küşmihenî'nin rivayetinde ise, "sevinç ve mutlulukla geri döndük" şeklinde bir ibare kaydedilir. Nebi s.a.v.'in arkasında namaza durmalarının yanı sıra, çok sevap kazandıran büyük bir nimet olan bir ibadetin o gün için yeryüzünde sadece mu'minler olarak sadece kendilerine nasip edildiğini öğrendikleri için son derece mutlu olmuşlardı.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.