

"Hüsn-i ahd (hakka ve hukuka sadakatle bağlılık) imandandır." Ebu Ubeyd dedi ki: Burada ahd'den maksat, saygı gösterilmesi gereken şeylere gerektiği gibi riayet etmektir. el-Hattabi dedi ki: Samimi dostlarından maksat, arkadaşlarıdır. Buhari, el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde Enes'ten şu hadisi rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir şey (hediye olarak) getirildiği zaman: Bunu filan kadına götürün. Çünkü o Hatice'nin samimi bir arkadaşı idi, derdi."
Buhari'nin Başlıklarındaki Bir Özellik Buhari, adeti üzere açık ifade kullanmadan, işaret etmekle yetinmiştir. Çünkü başlıktaki lafız Hatice radıyalliihu anhii ile ilgili bir hadiste varid olmuştur. Bunu Hakim, Şuabu'l-İman'da Beyhaki, Salih İbn Rüstem yoluyla İbn Ebi Müleyke'den, o Aişe'den diye rivayet etmiştir. Aişe dedi ki: "Oldukça yaşlı bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelmişti. Allah Rasulü ona: Nasılsınız, haliniz nasıl, bizden sonra ne halde idiniz, diye sordu. Yaşlı kadın: Ey Allah'ın Rasulü, babam, anam sana feda olsun, iyiydik dedi. Yaşlı kadın çıkıp gidince, ben: Ey Allah'ın Rasulü, böyle yaşlı bir kadına bu kadar iltifat göstermenin sebebi nedir, diye sordum. O: Ey Aişe!
O Hatice'nin hayatta olduğu zamanlarda bize gelirdi. Şüphesiz hüsn-i ahd imandandır, buyurdu." KİTABU’L-EDEB EK SAYFA – 1974-2 باب: فضل من يعول يتيماً. 24. BİR YETİMİN İHTİYAÇLARINI GÖREN VE ONU BÜYÜTEN KİMSENİN FAZİLETİ حدثنا عبد الله بن عبد الوهاب قال: حدثني عبد العزيز بن أبي حازم قال: حدثني أبي قال: سمعت سهل بن سعد، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (أنا وكافل اليتيم في الجنة هكذا). وقال بإصبعيه السبابة والوسطى.
"Vetimin ihtiyaçlarını gözetip terbiye eden kimsenin fazileti". Onu eğiten, terbiye eden ve onun ihtiyaçlarını, nafakasını karşılayan kimsenin fazileti, demektir. "Ben ve ye time bakan kişi" onun işlerini ve masıahatını koruyup gözeten kişi demektir. Malik, Safvan İbn Süleym yoluyla gelen mürsel rivayetinde "kendisinin yahut başkasının yetimini görüp gözeten" fazlalığı ile zikretmiştir. Buhari bunu elEdebu'l-Müfred adlı eserinde mevsul olarak rivayet etmiştir. Hadisteki bu ifade de amca, kardeş ya da buna benzer akrabalardan olması yahut çocuğun babasının ölmüş olup annesinin onun yerini tutması yahut annesinin ölüp babasının çocuğun terbiyesinde annesinin yerine geçmesi hallerini anlatmaktadır.
el-Bezzar, Ebu Hureyre yoluyla mevsul bir sened ile şu hadisi: "Her kim, ister akrabalığı olan, ister akrabalığı olmayan bir yetime bakarsa ... " diye rivayet etmiştir. İşte bu rivayet, bundan önceki rivayetten maksadin ne olduğunu açıklamaktadır. İbn Battal dedi ki: Bu hadisi işiten bir kimsenin cennette Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkadaşı olabilmek için gereğince amel etmesi gerekir. Çünkü ahirette bundan daha faziletli hiçbir makam da yoktur.
Derim ki: Hadis daha önce Uan bölümünde geçmiş ve orada "her iki parmağının arasını" yani şehadet parmağı ile orta parmağın arasını "ayırdı", denilmektedir. Bu ifadede Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in derecesi ile yetime bakanın derecesi arasındaki farkın şehadet parmağı ile orta parmak arasındaki fark kadar olduğuna işaret etmektedir. Bu hadis de "benim Nebi olarak gönderilişim ile kıyamet şu ikisine benzer" şeklindeki diğer hadisin bir benzeridir.
باب: الساعي على الأرملة. 25. DUL KADININ İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAK İÇİN ÇALIŞAN KİMSE

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.