

"Yüce Allah'ın: "Yalan sözden uzak durun" buyruğu." er-Rağıb der ki: ez-Zur, yalan demektir. Ona bu adın veriliş sebebi, haktan meyletmiş (sapmış) olmasıdır. Ze harfi fethalı olarak "ez-zevr" ise meyletmek (sapmak) demektir. Bu başlık, aslında nemime ile nakledilen sözün doğru ya da yalan olmaktan daha genelolması sebebiyle (nemıme sözün yalan olması dolayısıyla) daha çirkin olduğunu anlatmak içindir. Başlıktaki bu hadis, Oruç bölümünün baş taraflarında (1903.hadiste) geçmiş bulunmaktadır.
İbnu't-Tın dedi ki: Hadisin zahiri ne göre oruçlu iken gıybet yapan bir kimsenin orucu bozulmuş olur. Seleften kimi ilim adamları da bu kanaattedir. Cumhurun kanaati ise bunun aksinedir. Ama hadisin anlamı şudur: Gıybet büyük günahlardandır ve kişinin tuttuğu orucun mükafatı, gıybetin günahını karşılamaya yeterli değildir. Bu sebeple o, oruç tutmamış kişi hükmündedir.
Derim ki: Onun bu sözleri tartışılır. Çünkü başlıktaki hadiste gıybetten söz edilmemektedir. Onda sadece yalan söz, o söz gereğince amel ve cahillik sözkonusu edilmiştir. Bununla birlikte bütün bu hususlar ile ilgili hüküm ve tevil, onun işaret ettiği nokta ile ilgilidir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Hadisteki "Allah'ın ona ihtiyacı yoktur" ifadesi, orucun kabul edilmeyeceğinin mecazı bir ifadesidir.
KİTABU’L-EDEB EK SAYFA – 1990-2 باب: ما قيل في ذي الوجهين. 52. İKİ YÜZLÜ KİMSE HAKKINDA SÖYLENEN SÖZLER حدثنا عمر بن حفص: حدثنا أبي: حدثنا الأعمش: حدثنا أبو صالح، عن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: (تجد من شرار الناس يوم القيامة عند الله ذا الوجهين، الذي يأتي هؤلاء بوجه، وهؤلاء بوجه). Kurtubi dedi ki: İki yüzlü kimsenin insanların en şerıileri oluşu, durumunun münafığın durumu gibi oluşundan dolayıdır. Çünkü böyle bir kimse, batıl ve yalan ile insanlara şirin gözükmeye çalışır ve insanlar arasına fesad sokar. Nevevı der ki: İki yüzlü kişi, her bir kesimin yanına onları hoşnut edecek şeylerle gider O kesime kendilerinden olduğunu ve onların zıttı olanlara muhalefet ettiği izlenimini verir. Onun bu yaptığı münafıklıktır, katıksız bir yalandır, aldatmadır. Her iki kesimin sırlarını bilmek için başvurduğu hileli bir yoldur ve bu, haram kılınmış bir müdahenedir. Nevevı devamla dedi ki: Bu yaptığı işle her iki kesimin arasını düzeitme maksadını güden kimsenin yaptığı iş ise övülür Başkası da şöyle demiştir: Bu iki kişi arasındaki fark şudur: Bunlardan yerilen kişi, her kesime yaptığı işi süslü gösteren fakat diğer kesim karşısında aynı işi çirkin gösterip her bir kesimin yanında diğer kesimi yeren kimsedir. Övülen kişi ise, her bir kesime başkasının iyiliğine olan sözler söyler ve her bir kesime diğerinin mazur görülebileceği halleri anlatır O kesime de mümkün olduğu kadar güzel şeyleri aktarır, çirkin şeylerin üstünü örter.
باب: من أخبر صاحبه بما يقال فيه. 53. ARKADAŞINA, HAKKINDA SÖYLENENLERİ HABER VEREN KİMSE حدثنا محمد بن يوسف: أخبرنا سفيان، عن الأعمش، عن أبي وائل، عن ابن مسعود رضي الله عنه قال: قسم رسول الله صلى الله عليه وسلم قسمة، فقال رجل من الأنصار: والله ما أراد محمد بهذا وجه الله، فأتيت رسول الله صلى الله عليه وسلم فأخبرته، فتمعر وجهه، وقال: (رحم الله موسى، لقد أوذي بأكثر من هذا فصبر). "Arkadaşına, hakkında söylenen sözleri haber veren kimse." Daha önce, haber taşıyanlardan yerilen kimsenin kötülük ve fesat kastı güden kimse olduğuna işaret edilmişti. Bundan maksadı nasihat olup doğruyu araştıran ve eziyet vermekten uzak duran kimsenin ise böyle olmadığını söylemiştik. Bu iki tür arasındaki farkı görenler ise pek azdır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.