

"Parmakların diyeti" başlığı, parmakların diyeti birbirine eşit midir yoksa farklı mıdır anlamınadır. "Nebi s.a.v. serçe parmakla, başparmağı kastederek 'İşte şu ve şu birbirine eşittir' buyurmuştur." İbn Ebi Asım'ın nakline göre Mervan, Said b. el-Müseyyeb 'i, İbn Abbas'a göndererek parmakların diyetin i sordurmuştur. İbn Abbas "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir elin diyetinin elli ve her bir parmağınkinin ise on olduğu hükmünü verdi"
demiştir. İmam Malik'in eserinde Amr b. Hazm'ın mektubunda da "Parmakların her birinin diyetinin on olduğu" ifade edilmiştir. İbn Mace'de Amr b. Şuayb'ın babası vasıtasıyla dedesinden nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Parmakların tümü (diyet açısından) birbirine eşittir. Her bir parmak İçİn on deve verilir" buyurmuştur.(İbn Mace, Diyat) Ebu Davud bunu iki hadis şeklinde nakletmiştir, senedi ceyyiddir. Tirmizi şöyle demiştir: İlim adamları nezdinde uygulama bu doğrultuda olmuştur. Sevri, Şafii, Ahmed b. Hanbel ve İshak bu görüşü benimsemişlerdir. Biz de belli başlı beldelerdeki fıkıh bilginlerinin (fukahau'l-emsar) tümünün bu kanaatte olduklarını belirtelim.
باب: إذا أصاب قوم من رجل، هل يُعاقب أو يُقتص منهم كلهم. 21. BİR TOPLULUK BİR KİMSEYİ YARALADIĞINDA ONLARIN HERBİRİ CEZALANDIRILIR MI (ÖLDÜRMÜŞLERSE) HERBİRİ KISAS EDİLİR Mİ? وقال مطرف، عن الشعبي، في رجلين شهدا على رجل أنه سرق، فقطعه عليّ، ثم جاءا بآخر وقالا: أخطأنا، فأبطل شهادتهما، وأخذا بدية الأول، وقال: لو علمت أنكما تعمدتما لقطعتكما. Mutarrif'in nakline göre Şa'bi şöyle demiştir: iki kişi bir şahsı Hz. Ali'ye getirip, onun hırsızlık yaptığına şahitlik ettiler. Ali de bu şehadete dayanarak o kimsenin elini kesti. Sonra bu iki şahit başka bir adamı getirerek "Biz önceki kişinin hırsızlık yaptığında yanılmışız (asıl hırsız budur)" dediler. Bunun üzerine Hz. Ali o iki şahidin getirdikleri ikinci kişi aleyhindeki şehadetlerini iptal etti ve birinci kişinin kesilen elinin diyetinin onlardan alınmasına karar verdi. Akabinde "Eğer sizin şahitlik ederken kasten yalan söylemiş olduğunuzu bilseydim, elinizi keserdim"
dedi. وقال لي ابن بشار: حدثنا يحيى، عن عبيد الله، عن نافع، عن ابن عمر رضي الله عنهما: أن غلاما قُتل غيلة، فقال عمر: لو اشترك فيها أهل صنعاء لقتلتهم .وقال مغيرة بن حكيم، عن أبيه: إن أربعة قتلوا صبياً، فقال عمر مثله .وأقاد أبو بكر وابن الزبير وعلي وسويد بن مقرِّن من لطمة .وأقاد عمر من ضربة بالدِّرَّة. وأقاد عليّ من ثلاثة أسواط .واقتصَّ شريح من سوط وخموش. "Bir topluluk bir kimseyi yaraladığında onların her biri cezalandırılır mı?"
Yani bir topluluk, bir kişiyi öldürdüğü veya yaraladığı takdirde bunların tümüne kısas uygulamak gerekli olur mu, yoksa aralarından kısas edilmek üzere bir kişi belirlenerek kalanlarından diyet mi alınır? Başlıkta geçen "muakabe"den maksat denkliktir. Müellif bu ifade ile sanki İbn Sırın'in şu hükmüne işaret eder gibidir: İki kişi bir şahsı öldürse bunlardan biri öldürülür, diğerinden diyet alınır. Daha çok oldukları takdirde kalan diyet onlara böıüştürüıür.
Tıpkı on kişinin bir kişiyi öldürmesi gibi. Bu durumda aralarından bir kişi öldürülür. Geriye kalan dokuz kişiden her biri bir diyetin dokuzda birini öder. Şa'bl'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Maktulün velisi katil iki kişi ise dilediği birini kısasen öldürür. Daha çok oldukları takdirde dilediği birini kısasen öldürürken, geri kalanlarını bağışlar. Selef bilginlerden birisi şöyle demiştir: Bu durumda kısas cezası düşer, diyet vermek tek seçenek haline gelir. Bu hüküm Rebl'a ve Zahirilerden nakledilmiştir. İbn Battal ise şöyle demiştir: Muaviye, İbnü'z-ZUbeyr ve Zührl'den, İbn Sırın'in görüşü gibi bir görüş nakledilmiştir. Çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginlerinin delili ise canın böıünemeyeceğidir. Netice olarak bu kişi öldürmeye iştirak edenlerden bazılarının fiili ile ölmemiştir. Dolayısıyla bunların her biri katilolur.
"Çocuğun biri gizlice öldürüldü." Hadiste geçen "ğıleten" gizlice demektir. "Ebu Bekir, İbnü'z-ZUbeyr, Ali, Süveyd b. Mukarrin tokattan dolayı kısas yapmışlardır. Hz. Ömer vurma nedeniyle kırbaçla kısas uygulamıştır. Hz. Ali üç kamçı vurmaktan dolayı kısas yapmıştır. Kadı Şureyh de bir değnek vurmaktan ve küçük yaralardan dolayı kısas uygulanmıştır." Hadisin ifadesinde geçen ".......", tırmalama demektir. Tırmalamanın yaralamalar arasında bilinen bir erşi yoktur.
İbnü'l-Kayyim şöyle demiştir: Müteahhirun (son dönem) bilginlerinden biri daha ileri giderek tokat atma ve vurmada kısas uygulanmayacağı noktasında icma naklederek sadece ta'zir cezası uygulanacağını belirtmiştir. Ancak bunda yanılmıştır. Zira bu konuda kısas uygulanacağı görüşü, Hulefa-yı Raşidın'den nakledilmiştir. Bu görüş üzerinde icma olmaya daha uygundur. Kitap ve sünnetin mutlak ifadesinin gereği de budur.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.