

"Ana Karnında Bulunan Çocuk (cenin)." Arapça'da " ce nın" ana karnında bulunan yavruya denir. Bu yavruya ce nın denmesi, ana karnında gizlenmesinden dolayıdır. Canlı olarak dünyaya geldiği takdirde buna "veled" denirken, ölü olarak doğduğunda "sıkt" adını alır. "Hüzeylkabilesinden iki kadın birbiriyle kavgaya tutuşur, bu esnada biri diğerine bir taş fırlatır." Bu iki kadın birbiriyle kuma olup, Hami b. en-Nabiğa elHüzelı'nin nikahı altında bulunuyorlardı. Ebu Davud'un İbn Abbas'tan nakline göre Hz. Ömer bu konuda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in verdiği hükmü sorunca, Hami b. Malik en-Nabiğa ayağa kalktı ve "Ben iki kadının arasındaydım. Biri diğerine bir taş fırlattı da ...
" dedi. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu konuda bir köle veya cariyenin gurre olarak verilmesine hükmetti." İbnü'l-Münzir ve Hattabl'nin TavCıs, Mücahid ve Urve b. ez-ZUbeyr' den nakline göre gurre, bir köle veya cariye ya da at bedelidir. Bu konuda Davud ve ona tabi olan zahiriler hükmü daha da genişleterek şöyle demişlerdir: Gurre adını alabilecek her şeyi vermek caizdir. Gurre kelimesi esasen atın alnındaki beyazlık demektir. Bu kelime insan hakkında abdest konusunda geçen hadiste şöyle kullanılmıştır: "Benim ümmetim kıyamet günü alınları parlak bir şekilde çağrılacaklar. IJ İster insan, ister başkası, ister erkek, ister kadın değerli olan her şeye "gurre" denilir ..
Çoğunluğa göre köle ve cariyeden yeterli olabilen en asgari ölçü, satışta geri iadeyi mümkün kılan kusurlardan uzak olmasıdır. Çünkü ayıplı olan mal, iyi mallardan değildir. "Karnınavurup çocuğunu (ölü olarak) düşüren kadın." Buharl'nin el-İ'tisam bölümünde Muğire'den yaptığı rivayete göre Hz. Ömer "imlasu'l-mer'e"yi sordu. İmlasu'l-mer'e, karnına vuran ve yavrusunu düşüren kadın demektir. Hz. Ömer "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in düşük cenin (sıkt) hakkındaki hükmünü işiten kimse var mı?" diye sordu. Bu kadının çocuğu doğumdan önce yani doğum vaktinden önce düşürmesi demektir. Ebu Davud'un Sünen'inde Ebu Ubeyd'den yaptığı nakil böyledir. İbnü'l-Katta' "........." hamile kadın çocuğunu düşürdü anlamına gelir demiştir.
"Hz. Ömer onlarla karnına vurup çocuğunu (ölü olarak) düşüren kadın hakkında istişare etti." İbn Dakik el-İd şöyle demiştir: Bu hadis cenin'in diyeti olduğu ve onun hakkında gurre vermek gerektiği noktasında esaslı bir delildir. Gurre ya köle ya da cariyedir. Gurre, işlenen bir cinayet nedeniyle kadın çocuğunu ölü olarak doğurduğunda gündeme gelir. Fıkıh bilginleri gurrenin yaşı hakkında kayıtlamada bulunmaktadırlar. Oysa bu daha önce geçtiği üzere hadisin gereği değildir. Hz. Ömer'in bu konuda sahabe ile istişarede bulunması, devlet başkanının herhangi bir hükmü bilmediğinde veya şüphesi bulunduğunda ya da ispat edilmesini istediğinde sorması konusunda temel dayanaktır. Hadisten özelolayların büyükler tarafından bilinmediğini kendilerinden daha aşağı mertebedeki kimselerin ise bunları bildiğini anlıyoruz. Bu tavırda görüşüne muhalif bir haberle kendisine delil getirildiğinde "Bu haber sahih olsaydı onu herhalde -mesela- filanca kişi bilirdi" diye cevap veren mukaHidin tutumuna bir reddiye vardır. Çünkü böyle bir olaydan Hz. Ömer gibi birisi habersiz olursa ondan sonra gelenlerin bilmemesi çok daha mümkündür. Fıkıh bilginleri gurrenin vacip olması için cenin'in anasından cinayet sebebiyle ölü olarak doğmuş olmasını şart koşmuşlardır. Buna karşılık cenin canlı olarak dünyaya gelir, sonra ölürse bu durumda kısas veya tam bir diyet gerekli olur.
Bu olaydan sözkonusu hükmün hür olan kadının düşürdüğü çocuğa mahsus olduğu anlaşılmaktadır. Zira hadiste belirtilen olay bu konuda varid olmuştur. Fıkıh bilginleri bu konuda içtihadda bulunmuşlardır. Şafiller şöyle der: Cariyenin cenini hakkında vacip olan annesinin kıymetinin onda birini vermektir. Tıpkı hür olan kadının ceninin'de annenin diyetinin onda birini vermek gerekli olduğu gibi.
Hadisten sözkonusu katlin kas ıt benzeri olmadığı anlaşılmaktadır. Doğruyu en iyi Yüce AHah bilir. Bu hadis konuşmada sed'in kınandığına delil gösterilmiştir. Mekruhluk kişi konuşurken zorlamada bulunduğunda sözkonusudur. Aynı şekilde insanın sözü düzgün olup, ancak bir hakkı iptal ediyor ya da bir batılı hayata geçiriyorsa bu da mekruhtur. Buna karşılık kişinin sözü ahenkli ve düzenli olup, bir hak veya mubah konusunda iseirinda herhangi bir mekruhluk yoktur.
باب: جنين المرأة، وأن العقل على الوالد وعصبة الوالد، لا على الولد. 26. ANA RAHMİNDEKİ CENİNİN HÜKMÜ, (ÖLDÜRÜLEN KADININ) DİYETİN ÇOCUK ÜZERİNE DEĞİL KATİLİN BABASI VE BABASININ ASABESİ ÜZERİNE OLDUĞU حدثنا عبد الله بن يوسف: حدثنا الليث، عن ابن شهاب، عن سعيد بن المسيَّب، عن أبي هريرة: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قضى في جنين امرأة من بني لحيان بغرة، عبد أو أمة، ثم أن المرأة التي قضى عليها بالغرَّة توفيت، فقضى رسول الله صلى الله عليه وسلم أن ميراثها لبنيها وزوجها، وأن العقل على عصبتها.
''Ana Rahmindeki Cenin'in Hükmü ... " İbn Battal şöyle demiştir: Buharl'nin attığı bu başlıktan maksadı, öldürülen kadının diyetinin katil kadının babası ve babasının asabesi üzerine olduğunu vurgulamaktır. Biz de şunu ekleyelim: Kadının babası ve babasının asabesi, kadının kendi asabesidir. Böylece atılan başlık, birinci haberin lafzıyla tam olarak uygun düşmektedir.
Buhari'nin bir diğer maksadı da diyetin kadının asabesi üzerine olduğunu belirtmektir. Bunu da naklettiği ikinci hadis açıklamaktadır. Buna göre Nebi s.a.v. kadının diyetinin akılesi üzerine olduğuna hükmetmiştir. Buharinin bunu "baba" kelimesiyle zikretmesi, olayın bazı rivayet yollarında gelen ifadeye işaret etmek içindir. "Çocuk üzerine değil" İbn Battal şöyle demiştir: İmam Buhari, öldürülen kadının çocuğunun kendi asabesinden olmadığı takdirde kadın adına diyete katıImayacağını vurgulamak istemektedir. Çünkü diyeti ödemekle zevi'l-erham değil, asabe yükümlüdür. Bundan dolayı ana bir kardeşler, kardeşlerinin diyetine katılmazlar. İbn Battal şöyle der: Bu haberin gereği, anneye mirasçı olan kimseler onun asabesinden olmadıkları takdirde onun adına diyet ödemekle yükümlü olmadıklarıdır. Bu İbnü'I-Münzir'in dediği gibi bilginler arasında ittifakla kabul edilen bir husustur. Biz de şunu hatırlatalım: Bundan önce Usame b. Umeyre'in rivayetinde şöyle bir cümlenin yer aldığını ifade etmiştim: "Kadının babası diyeti onun çocukları öder deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Diyeti ödemekle asabe yükümlü olur' buyurdu."(Beyhaki, Sünen, VIII, 108) باب: من استعان عبداً أو صبياً.
27. KÖLEDEN VEYA ÇOCUKTAN YARDIM İSTEME ويذكر: أن أم سلمة بعثت إلى معلم الكتَّاب: ابعث إلي غلماناً ينفشون صوفاً، ولا تبعث إلي حراً. "Ümmü Seleme'nin katiplerin hocasına haberci gönderip "Bana yün tiftikleyecek oğlan köleler yolla, hür yollama" dediği zikredilmiştir. حدثني عمر بن زرارة: أخبرنا إسماعيل بن إبراهيم، عن عبد العزيز، عن أنس قال: لما قدم رسول الله صلى الله عليه وسلم المدينة، أخذ أبو طلحة بيدي، فانطلق بي إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: يا رسول الله، إن أنساً غلام كيِّس فليخدمك، قال: فخدمته في الحضر والسفر، فوالله ما قال لي لشيء صنعته لم صنعت هذا هكذا، ولا لشيء لم أصنعه لم لم تصنع هذا هكذا.
"Köle veya çocuktan yardım istme." Kirmanı şö>,le demiştir: Atılan başlığın yazılan mektupla ilişkisi şudur: Köle (o işte çalışırken) helak olup ölse onun kıymetini ya da hürün diyetin i vermek gerekli olur. "Ümmü Seleme'nin katiplerin hocasına haberci gönderip "Bana yün tiftikleyecek oğlan köleler yolla, hür yollama demesi" İbn Battal şöyle demiştir: Ümmü Seleme'nin hür istememesi şundandır: Çoğunluğu oluşturan bilginler şöyle derler: Bir kimse ergenlik çağına ermemiş, hür bir kişiden veya efendisinin iznini almaksızın köleden yardım ister de çocuk veya köle bu işte helak olurlarsa çalıştıran kişi o kölenin kıymetini tazmin eder. Hürün diyeti ise çalıştıranın akılesi tarafından ödenir.
Kirmanı şöyle der: Ümmü Seleme'nin hür' gönderilmesini istememeGki maksadı, hüirü onurlandırma ve kölenin bedelini ödeme isteğidir. Zira hd,rrün' bu işte helak olması durumunda bedelini o tazmin etmeyecektir. Köle ise böyle değildir. Çünkü köle bu işte helak olduğu takdirde bedelini Ümmü Seleme ödeyecektir. Hadis, -yukarıdaki hadiste olduğu gibi- hür kimselerle komşu çocuklarını ağır meşakkatin bulunmadığı, ölmelerinden endişe edilmeyen işlerde çalıştırmanın caiz olduğuna delildir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.