

"Nikahta hile." İmam Buhari bu konuda şiğar nikahını yasaklayan İbn Ömer hadisine yer verdi. Bu hadisin geniş bir açıklaması Nikah bölümünde geçmişti. Anladığım kadarıyla şiğar nikahında hile şöyle olur: Hali vakti yerinde bir kimse fakir birisinin kızıyla evlenmek ister. O kişi de bunu kabul etmez veya mehirde haddi aşar. Bunun üzerine o kişi kızını benimle evlendir, ben de kızımı seninle evlendireyim diyerek onu aldatır. O fakir kişi de kendisine kolay geldiği için bunu ister. Nikah akdi bu şartlarla yapılınca kendisine akid sahihtir, onların her biri evlendikleri kadının mehr-i mislini vermesi gerekir denir. Bunun üzerine o fakir kişi pişman olur. Zira zenginin kızının mehr-i mislini vermeye gücü yetmez. Böylece hali vakti yerinde olan kişi, mehr-i mislini kolayca ödeyebileceği için onun kızıyla evlenerek maksadına erişmiş olur. Şiğar nikahı kökündn batı! olunca bu hileler de batıl olmuş olur.
"Birileri (Ebu Hanife) 'Bir kimse hile yapar da şiğar nikahı ile evlenirse, bu akid caizdir ve şart batıldır" demiştir. Yine aynı kişi mut'a nikahı hakkında, nikah fasiddir, şart da batıldır demiştir' demiştir." Biz de şunu ekleyelim: Hanefilerin bu hükmü mezhep içindeki "Aslı meşru olmayan şey batıldır, aslı meşru olup, vasfı meşru olmayan fasiddir" şeklindeki kaidelerine dayanmaktadır. Nikah aslen meşrudur. Bir kadının kadınlığının mehir olarak belirlenmesi bir vasıftır. Dolayısıyla bu mehir olarak fasiddir. Netice olarak nikah sahih olmaktadır. Mut'a nikahı ise böyle değildir. Çünkü o mensuh olduğu sabit olduğuna göre aslı itibariyle gayri meşru hale gelmiş olmaktadır.
"Onların bazıları ise 'Bu nikah caizdir, fakat şart batıldır' demiştir." Yani hem mut'a ve hem de şiğar da şart batıldır. Buhari bu ifadesiyle İmam Züfer'den nakledilen görüşe işaret etmektedir. Buna göre o muvakkat (belirli bir zaman için yapılan) nikaha cevaz vermiş ve ortaya konulan sürenin geçersiz olduğunu belirtmiştir. Buna gerekçe olarak bunun fasid bir şart olduğunu, nikahın ise fasid şartlarla batıl hale gelmediğini ileri sürmüştür.
Kendisine yukarda belirtilen fark ileri sürülerek cevap vermişlerdir. İbn Battal şöyle der: Bir kadının kadınlığı hiçbir alimin nezdinde nikahta mehir olarak kullanılamaz. Alimlerin dediği şartları tamam olduğu takdirde nikahın mihr-imisil ile meydana geldiğidir. Mehir ise nikahta rükün değildir. Bu mesele mehirsiz nikah akdi yapıp, sonra mehri belirlemeye benzer. Bu durumda kadının kadınliğının mehir olarak zikredilmesi, hiç zikredilmemiş hükmünde olur.
Hanefilerden, Ebu Zeyd ve başkalarının bu konuda söylediklerinin özeti budur. Ancak İbnü' -Sem'anı bu görüşü tenkit ederek şöyle demiştir: Şi ğar, hakkında ihtilaf ettiğimiz nikah türünden başkası değildir. O konuda ise yasaklama vardır. Bir konudaki yasaklık, yasak edilen şeyin fasid olmasını gerektirir. Zira şer'ı akit ancak dinin emrine uygun olmakla caiz hale gelir. Sözünü ettiğimiz nikah yasak olduğuna göre meşru olmamış olur.
"İbn Abbas kadınların mut'a nikahıyla nikah edilmesinde bir sakınca görmüyor" diye söylenir." İbn Abbas'ın bu konudaki yaklaşımı Nikah bölümünde geniş bir biçimde ele alınmıştı.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.